Büyük plan ve programlara halkın katılımının yolu açıldı



Güncelleme Tarihi 12 Nisan 2017  | 
Çevre ve sağlık üzerinde önemli etkileri olması beklenen plan ve programlar artık Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği’ne tabi tutulacak. Yürürlüğe giren yönetmeliğin, muafiyet verilmeyen sektörlere ait plan ve programların olumsuz çevresel etkilerini en aza indirmesi umuluyor. Enerji, sanayi ve ulaştırma gibi çevreye etkisi yüksek sektörler ise 2023’ten sonra stratejik çevresel değerlendirme kapsamına alınacak.

Ulusal ya da bölgesel plan ve programların hazırlanması ve onayı sürecinde olası çevresel etkilerin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) Yönetmeliği, 8 Nisan 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan SÇD Yönetmeliği’nin çıkış noktası, bütün sektörlerdeki plan ve programların olası olumsuz çevresel etkilerinin en aza indirilmesi ve sürecin katılımcı bir yaklaşımla sürdürülmesi.
 
WWF-Türkiye’nin de önerileriyle katkı sunduğu SÇD Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinin olumlu bir gelişme olduğunu belirten WWF-Türkiye Doğa Koruma Yönetmeni Aslı Gemci şu değerlendirmeyi yaptı: “Yatırım projelerinde uygulanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinde öncelikle SÇD raporlarında belirlenecek unsurların dikkate alınacak olması çok sevindirici. Yönetmelik, SÇD süreçlerinde ÇED süreçlerine benzer şekilde halkın çevre ve sağlık konularında bilgilendirileceği ve görüş verebileceği istişare toplantıları yapılmasını öngörüyor. Bunun yanı sıra, toplantıların ardından önerilen görüşlerin plan ve programlara nasıl dahil edildiğini ve tartışılan alternatiflerden hangisinin hangi ölçütlere göre seçildiğini açıklayan bir bilgilendirme raporunun ve bir izleme programının Çevre Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanmasını da zorunlu tutuyor. Bu bakımdan yönetmeliğin halkın ve sivil toplumun çevresel karar alma süreçlerine hem katılımını hem de süreçleri izlemesini kolaylaştırmasını bekliyoruz”.
 
SÇD Yönetmeliği’nin kapsadığı plan ve programların sektörler bazında yürürlüğe giriş tarihleri ise yönetmeliğe eklenen bir geçici maddeyle farklılaştırıldı. Bu durum, birçok plan ve programın SÇD uygulamasından bir süre muaf kalmasını sağlıyor. Yönetmelik hükümleri, kıyı yönetimi, mekânsal planlama, su yönetimi, tarım ve turizm sektörlerinde hemen yürürlüğe girerken; balıkçılık ve ormancılık sektörlerinde 1 Ocak 2020; atık yönetimi, enerji, sanayi, telekomünikasyon ve ulaştırma sektörlerinde ise 1 Ocak 2023 yürürlüğe geçiş tarihi olarak belirlendi. Enerji ve ulaştırma gibi sektörlere tanınan muafiyetin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Aslı Gemci, önceden onaylanmış veya yürürlüğe girmiş plan ve programlara, yönetmelik hükümlerinin hiçbir koşulda uygulanmayacağına da dikkat çekti. Bu düzenlemeyle çevreyi olumsuz etkileme potansiyeli en yüksek sektörler altı yıl boyunca devre dışı bırakılacak. Termik ve nükleer santralleri kapsayan enerji programları, otoyol ağları ve köprü inşaatlarını içeren ulaştırma planları ve sanayi yatırımlarına ilişkin plan ve programlar bir süre SÇD uygulamasının dışında tutulacak.  

Editöre Notlar:
 
Co-SEED projesi
WWF-Türkiye’nin koordinatörlüğünü yaptığı “Çevreye Uyumlu Sosyo-Ekonomik Kalkınma için Sivil Toplum Hareketi (CO-SEED)”, Türkiye’de ve Balkanlar’daki beş ülkede ÇED ve SÇD süreçlerine sivil toplumun katılımını artırmayı amaçlayan uzun soluklu bir proje. Arnavutluk,  Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye olmak üzere beş yararlanıcı ülkeyi kapsayan projede, Hırvatistan da danışman ülke olarak yer alıyor.
 
Neyi amaçlıyoruz?
ÇED ve SÇD konularında sivil toplumun kapasitesinin güçlendirilmesi, ilgili yasal çerçevenin geliştirilmesi, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımının ve basının konuya yönelik farkındalığının artırılması hedefleniyor.
 
Nerede çalışıyoruz?
Proje etkinlikleri, Arnavutluk,  Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye olmak üzere beş yararlanıcı ülkede hayata geçirilirken Hırvatistan projede danışman ülke olarak yer alıyor. Ulusal düzeyde politikaların değiştirilmesi için yürütülen çalışmaların yanı sıra, yerelde ÇED süreçlerini, halkın katılımı toplantılarını ve sivil toplumun etkinliklerini de izliyoruz. Bu çerçevede Türkiye’de Denizli, İzmir, Kazdağları, Edirne, Adana ve Karaman’da bu süreçleri yakından takip ediyoruz.
michel gunther, baraj, ced
© Michel Gunther / WWF Enlarge
ced, scd, andrew kerr
© Andrew Kerr / WWF Canon Enlarge

Yorum

blog comments powered by Disqus