İklim ve Enerji | WWF

NE ARAMAK İSTERSİNİZ.

İklim ve Enerji

İklim değişikliği geleceğin değil bugünün problemi

İklim değişikliğinin insanlar ve diğer canlılar için geri dönülemez sonuçlara yol açmaması, ortalama yüzey sıcaklığındaki artışın 1,5 derecenin altında kalmasına bağlı. Dünyadaki birincil enerji üretiminin yaklaşık yüzde 80’i, fosil yakıt diye adlandırdığımız petrol, kömür ve gazdan karşılanıyor. Fosil yakıtların kullanılmasıyla ortaya çıkan seragazları, iklim değişikliğine neden olur.

Neden Önemli?

Dünya Meteoroloji Örgütü son 22 yıldan 20’sinin, küresel sıcaklık ölçümlerinin yapılmaya başladığı 1880’den bu yana kayıtlara geçen en sıcak yıllar olduğuna dikkat çekiyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden korunmak için sıcaklık artışının 1,5°C sınırında tutulması gerektiğini belirtiyor. Bunun için karbon emisyonlarının derhal azaltılmaya başlanması gerekiyor.

Biliyor muydunuz?

İklim değişikliğiyle mücadelede başarıya ulaşılamaması halinde Türkiye’de yüzde 50’lere ulaşacak milli gelir kaybı yaşanabilir. Türkiye’nin elektrik üretiminde bugün yaklaşık yüzde 30’larda olan yenilenebilir enerjinin payını 2030’a kadar yüzde 50’ye yükseltmesinin maliyeti kömür odaklı politikalardan daha fazla değil.

WWF-Türkiye ne yapıyor?

2030 yılında, iklim değişikliğine karşı dirençli bir gelecek için küresel sıcaklık artışını 1,5°C eşiğinde tutarken biyoçeşitlilik ve insan yaşamını gözeten iklim ve enerji politikalarının hayata geçirilmesi için politika geliştirme, savunuculuk yapma, kamuoyu yaratma ve farkındalık faaliyetleri gerçekleştiriyoruz.

NELER BAŞARDIK?

WWF-Türkiye’nin de içinde bulunduğu 17 sivil toplum kuruluşu tarafından oluşturulan Temiz Hava Hakkı Platformu, hava kirliliği sorunun insan sağlığı üzerindeki tehditleriyle 2015’ten beri birlikte savaşıyor. 2019 yılı başında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme getirilen yasa tasarısı ile özelleştirilen kömürlü termik santrallerin hayat geçirmekle sorumlu olduğu çevre yatırımlarına verilmiş muafiyetin 2021 yılına kadar uzatılması teklif edildi. Temiz Hava Hakkı Platformu, TBMM görüşmeleri, termik santrallerin bulunduğu kentlerdeki yerel paydaşların mobilize edilmesi ve change.org’da açılan imza kampanyası ile harekete geçerek bir haftadan az bir sürede kampanyaya 70.000 destekçinin imza atmasını ve ilgili maddenin yasa tasarısı teklifinden çıkarılması sağlandı. Kömürlü termik santrallerin çevresel yatırımlarının tamamlanması ve muafiyetin konusun tekrar gündeme gelmemesi için WWF-Türkiye Temiz Hava Hakkı Platformu içerisinde savunuculuk çalışmalarına devam ediyor.

WWF-Türkiye ve TEMA Vakfı, Adana’nın Yumurtalık ilçesi Sugözü Sahili’ndeki Deniz Kaplumbağalarının Yuvalama Alanlarına yapılacak olan termik santral projesi için bir araya geldi. 2009/10 Deniz Kaplumbağalarının Korunması Genelgesi’ne göre, Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Alanlarına inşaat yapılamamasına rağmen, termik santralin inşaatına maalesef devam ediliyor. Kömürlü termik santral projesi sadece deniz kaplumbağalarını etkilemekle kalmıyor, arazinin bozulmasından ötürü tarım alanlarının olumsuz yönde etkilenmesi, termik santralin karbon emisyonlarından ötürü insan sağlığının bozulması ve bunun gibi birçok etki göz ardı edilmiş durumda.Santralin inşaatının önüne geçmek için ortak bir basın bildirisi yayınlandı, sosyal medya paylaşımları yapıldı ve Ulusal Kaplumbağa İzleme Komitesine bilgi verildi. WWF-Türkiye, konuyu yakından takip ediyor.

Kentlerin iklim değişikliğine olan farkındalıklarını ve iklim değişikliği ile mücadele faaliyetlerini öne çıkarmayı hedefleyen WWF, 2010 yılında bu yana kentleri teşvik edilip ödüllendirilmesi için Tek Dünya Kentleri Yarışması’na öncülük ediyor. Tek Dünya Kentleri Yarışması’na bugüne kadar 5 kıtada 400’den fazla kent katıldı ve uluslararası platformda değerlendirildi. WWF-Türkiye’nin öncülüğüyle 2019-2020 yılın yarışmasına Türkiye’den 5 kentimiz katıldı. İzmir, Gaziantep, Bursa, Kocaeli ve Denizli illerimizin katıldığı yarışmada, kentler sera gazı envanterlerini ve iklim değişikliği ile ilgili azaltım ve uyum hedeflerini uluslararası veri tabanında tüm dünya kentleriyle paylaştılar. Eylül 2019’da açıklanacak her ülkeden üçer finalist, bir sonraki etaba geçmeye hak kazanarak “Kentimi Seviyorum” aslı küresel iletişim kampanyasına dâhil olacaklar. İklim değişikliği ile mücadele faaliyetlerini WWF-Türkiye’nin desteği ile kentlerinde yaygınlaştırma fırsatı bulacak bu kentler arasından, uluslararası bir uzman jürinin değerlendirmesi sonucunda her ülkeden öncü seçilecek bir kent, uluslararası ödül törenine davet edilecek.

Stiftung Mercator Vakfı desteği, WWF-Türkiye ile Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi işbirliğiyle hayata geçirilen Türkiye’nin Düşük Karbonlu Kalkınma Yolları projesi çerçevesinde Türkiye'nin 2°C hedefi kapsamında üzerine düşen emisyon azaltım sorumluluğunun ne olduğu, bu sorumluluğu yerine getirmek için nasıl bir politika paketinin hayata geçirilebileceği bir raporla ortaya kondu. Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erinç Yeldan ile ODTÜ'den Doç. Dr. Ebru Voyvoda'nın katkılarıyla gerçekleştirilen analiz, Türkiye'nin karbon emisyonlarındaki artışı sınırlandırabileceğini, bunu yaparken ekonomik büyümenin devamının da mümkün olduğunu gösteriyor

Eylül 2019’da açıklanacak her ülkeden üçer finalist, bir sonraki etaba geçmeye hak kazanarak “Kentimi Seviyorum” aslı küresel iletişim kampanyasına dâhil olacaklar. İklim değişikliği ile mücadele faaliyetlerini WWF-Türkiye’nin desteği ile kentlerinde yaygınlaştırma fırsatı bulacak bu kentler arasından, uluslararası bir uzman jürinin değerlendirmesi sonucunda her ülkeden öncü seçilecek bir kent, uluslararası ödül törenine davet edilecek.

Türkiye’de İklim Değişikliğiyle Mücadele ve Düşük Karbonlu Kalkınmaya Yönelik İktisadi Analizlerin Desteklenmesi projesi kapmasında Türkiye'nin ulusal katkı beyanının (INDC) oluşturulmasını destekleyen çalışma Yeryüzü Derneği ve E3G isimli İngiliz araştırma kurumu ile işbirliği içerisinde gerçekleştirildi. Araştırma sorularından ilki, Türkiye'nin özellikle enerji sektöründe düşük karbonlu seçenekleri önceliklendirmesinin sunduğu fırsatlar, aksi doğrultudaki bir gidişattan kaynaklanan riskler ve AB'deki uygulamalardan öğrenilen dersleri harmanlıyor. Çalışmanın ön bulguları Marakeş'te düzenlenen COP22 kapsamında gerçekleştirilen bir yan etkinlikte ilgili taraflarla paylaşıldı. 2°C hedefinin tutturulamamasının öncelikli sektörler üzerindeki nicel ve nitel risklerini ortaya koyan Ataletin Bedeli raporu Kasım 2017’de yayınlandı.

2016 yılında Avrupa İklim Vakfı (European Climate Foundation) desteğiyle yürütülen Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Vizyonu projesi ile başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kuruluşlarıyla bir diyalog süreci başlatıldı. Enerji Bakanlığı'nın yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Kömür İşletmeleri, Hazine Müsteşarlığı gibi kamu kurumları, Uluslararası Enerji Ajansı ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar, TÜSİAD, TEPAV, Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD), Elektrik Dağıtıcıları Derneği (ELDER), Global Compact Türkiye gibi kuruluşlarla iletişime geçilerek, geniş bir tartışma zemini oluşturuldu. Paris Anlaşması sonrasında Türkiye'de enerji yatırımları ve enerji finansmanın geleceğini tartışmak amacıyla biri finans kuruluşlarını diğeri ise yatırımcıları hedef alan, basına kapalı iki yuvarlak masa toplantısı düzenlendi.

Ne Yapmak Gerek?

1.Enerji Verimliliği

Enerji talebini karşılamanın tek yolu arzı artırmak değil. Gerek ekonomik gerekse ekolojik açılardan alınacak ilk önlem talebi yönetmek. Karbon emisyonlarını azaltmanın en çabuk ve masrafsız yolu enerji verimliliğini artıran önlemleri almaktan geçiyor.
WWF tarafından yayımlanan Enerji Raporuna göre 2050 yılında küresel enerji talebinin,üretim projeksiyonlarında herhangi bir azalma olmaksızın 2005 yılına göre yüzde 15 düşürülmesi mümkün.

2.Yenilenebilir Enerji

WWF’in ‘Enerji Raporu’na göre, mevcut teknolojiler ile 2050 yılında küresel enerji talebinin neredeyse tümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması mümkün. Tek bir yenilenebilir kaynağın tüm talebi karşılaması ise olası değil. Farklı kaynakların eş zamanlı gelişimi kilit öneme sahip.

3. Ormansızlaşmanın önlenmesi

İnsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 17’si, başta ormansızlaşma olmak üzere arazi kullanımındaki değişimden kaynaklanıyor. Ormanların kaybının önüne geçip gidişatı tersine çevirmek, bütün olumlu iklim enerji senaryolarının başlıca unsurlarından birisi. Arazi kullanımı sonucu ortaya çıkan emisyonları durdurmaya yönelik etkili eylemlerin harekete geçmediği bir durumda, iklim çözümlerinin yüzde 90’ı aşan başarı olasılığı yüzde 35 seviyesine gerileyebilir.