WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Tuz Gölü Havzası'nda damla sulama seferberliği başladı: Modern Sulama Tekniklerinin Geliştirilmesi ve Teşvik Edilmesi Projesi

18.08.08

"Suyu yönetenler ve kullananlar" Tuz Gölü’ndeki susuzluğa birlikte çözüm üretiyor, uyguluyor ve  örnek oluyor.

Ülkemizin en az yağış alan bölgelerinden biri olmasına rağmen tarımsal üretimde çok önemli bir yere sahip olan Konya Kapalı Havzası ve Tuz Gölü’nde akılcı su kullanımına yönelik çalışmalar, Konya’nın Altınekin İlçesi’nde yepyeni bir boyut kazanıyor. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKK) ve Altınekin Kaymakamlığı öncülüğünde, WWF-Türkiye’nin de katkısıyla, büyük ölçekli "Modern Sulama Sistemlerinin Geliştirilmesi ve Teşvik Edilmesi Projesi" başlatıldı. 

Kuraklığın yoğun olarak yaşandığı bölgelerin başında gelen Tuz Gölü Havzası’nda uygulanan bu Proje kapsamında; Konya’nın Altınekin İlçesi’nde, yaklaşık 5.000 dekarlık bir alanda tarım yapan toplam 100 çiftçi modern sulama sistemlerine geçiyor. Projenin amacı; suyun akılcı kullanımı prensipleri çerçevesinde su tüketimini azaltmak, Tuz Gölü Alt Havzası’nda yeraltı suyu seviyesini korumak, enerji tasarrufu sağlamak, toprağı bilinçsiz kimyasal gübrelerden kaynaklanan kirlilikten korumak, tarımsal üretimi nitelik ve nicelik açısından artırmak ve diğer önemli biyoçeşitlilik alanlarında sürdürülebilir kaynak kullanımına örnek olmak. 

Çalışma kapsamında şeker pancarı, mısır, kavun, ayçiçeği, kuru fasulye ve çerezlik kabak yetiştiren 100 çiftçinin tarımsal sulamada damla sulama yöntemine geçmesinin teşvik edilmesinin yanında toprak ve su analizleri yapılıyor, çiftçilere teknik destek sağlanıyor, alternatif ürünler (sebze, kavun, domates, biber, meyve-bodur elma) deneniyor. Damla ve yağmurlama sistemlerinin su ve enerji tüketimi, işçilik, gübre, ilaç maliyetlerini kıyaslamak amacıyla bir veri tabanı oluşturuluyor. Uygulama yapılacak tarlalar, önümüzdeki yıllarda yapılacak uygulamalara veri sağlanması ve örnek teşkil etmesi için farklı yapıya sahip arazilerden seçiliyor. 

Altınekin Kaymakamlığı tarafından, ÖÇKK’nın maddi desteğiyle gerçekleştirilen proje Konya İl Özel İdaresi, Konya İl Tarım Müdürlüğü, Altınekin İlçe Tarım Müdürlüğü, DSİ 4. Bölge Müdürlüğü ve WWF-Türkiye’nin  (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) destekleriyle; Tuz Gölü Yönetim Planı çalışmalarında belirlenen faaliyetler kapsamında yürütülüyor. Proje kapsamında ürünlerin hasatından sonra, ürün çeşitliliğine göre çiftçinin ekonomik kazanımları, üretimdeki artış, su ve enerjide sağlanan tasarruf konusunda net bilgiler raporlar halinde ilgili kurum ve kamuoyu ile paylaşılacak. 

Bilgi için:

Deniz Şilliler Tapan, WWF-Türkiye Basın ve Yayın Koordinatörü

0212 528 20 30, dtapan@wwf.org.tr 

Notlar: 

·         WWF’nin 2006 yılında yayınlanan Akdeniz’de Kuraklık raporunda; küresel iklim değişikliğinin ülkemizinde içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nı kuraklıkla vuracağı öngörülmektedir. Tüm Akdeniz Havzası’nda yağışların son 25 yılda %20 azaldığı görülmektedir. 2050 yılında; Türkiye’nin özellikle kurak-yarı kurak iklim bölgeleri olan; Akdeniz, Ege ve Orta Anadolu’da yağışlarda ciddi azalmalar öngörülmektedir.[1] Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre 2030 yılında Avrupa’da kuraklıktan en çok etkilenecek kesim Akdeniz Havzası olacağı görülmektedir. Türkiye’de; Marmara; Ege ve Orta Anadolu Bölgeleri’nin (özellikle Konya Kapalı Havzası’nın) ciddi su sıkıntısıyla baş etmek zorunda olacağı ortaya çıkmaktadır. [2]  

·        Yeraltı su seviyelerindeki düşüş: Yapılan çalışmalara göre havzada yeraltı suyu seviyesinde görülen düşüş, bölgelere göre farklılıklar göstermekle beraber 2007 yılında 1-15 m arasında[3]. 1996-2007 yılları arasında Altınekin’de görülen yeraltı su seviyesi düşüşü ise 13 m [4].

·        Kaçak yeraltı suyu kullanımı: Nisan 2008 itibariyle Konya Kapalı Havzası’ndaki 92.000 yeraltı suyu kuyusunun 66.000’i kaçak.

·        Tarımsal su kullanımında akılcı olmayan yöntemler: Türkiye’deki suyun %72’sinin tüketildiği tarım sektöründe, sulanabilir arazinin yalnızca %8’i basınçlı sulama (yağmurlama ve damla sulama); %92’sinde ise hala geleneksel yüzey sulama yöntemleri (karık, tava ve salma sulama) uygulanmaktadır.[5] Mevcut sulama şebekelerinde suyun iletimi ve dağıtımı toprak kanal, klasik beton kaplamalı kanal, kanalet ve borulu sistemlerle yapılmaktadır. Böyle sistemlerde; örneğin, klasik sulama yönteminde verim %60 civarındadır. Sulama şebekesindeki sızma, buharlaşma ve işletme kayıpları da göz önüne alındığında verim %50’ye düşmekte, tarımsal sulamada çiftçilerin başvurduğu bilinçsiz uygulamalar nedeniyle % 30 seviyelerine gerilemektedir. Bu da, bitkinin ihtiyacı olan 1 m3 suyu vermek için en az 2 m3 su kullanıldığı anlamına gelir. Dolayısıyla, tarımda kullanılan suyun büyük bir kısmı yanlış sulama ve taşıma sırasındaki kayıplar nedeniyle boşa harcanmaktadır.

·        Damla sulamayla gelen bereket: Damla sulama, bitki gelişimi için gerekli olan suyun boru sistemiyle taşınıp "damlatıcı" denen araçlarla bitkinin kök bölgesine damlalar halinde uygulanmasıdır. Amaç, bitkinin kullandığı suyu, istenirse bitki besin maddeleriyle birlikte, aşırı su isteği yaratmadan bitkiye vermektir. Bu sistemin diğer yöntemlere kıyasla sağladığı yararlar şunlardır:

·         Eğimli araziler de dahil olmak üzere her çeşit alanda rahatlıkla uygulanır.

·         Bitkiye verilecek suyun kontrol edilebilmesi sayesinde, su daha verimli kullanılır ve yüksek oranda su taasarrufu sağlanır.

·         Her çeşit bitkiye eşit miktarda ve aynı zamanda su gitmesi sağlanır; ürün kalitesini artırır.

·         Enerji, zaman ve işgücünden tasarruf sağlar.

·         Sulama sırasında oluşan buharlaşma, sızma ve toprak yüzeyindeki akış nedeniyle ortaya çıkan kayıplar en az düzeye iner.

·         Toprağın yüzeyi kısmen ıslatıldığından yabancı otla mücade kolaylaşır.

·         İstenildiğinde tarla içine girilip tarımsal faaliyetlere devam edebilme rahatlığı sağlar.

·         Rüzgârlı havalarda kullanılabilir, rüzgârın hızına bağlı kalmadan gün içinde herhangi bir saatte sulama olanağı getirir.

·         Toprak yüzeyinin büyük bir bölümü ve bitkilerin yaprakları kuru kaldığı için hastalık ve zararlıların önlenmesinde yararlı bir araçtır. 

Konya Kapalı Havzası, Tuz Gölü, Altınekin

·         Konya Kapalı Havzası özellikle sulak alanları, Türkiye'nin en geniş, el değmemiş geniş tuzcul stepleri, flora ve fauna çeşitliliği ile Türkiye ve dünya için doğa koruma açısından çok büyük önem taşımaktadır. 16 Önemli Kuş Alanı ve 6 Önemli Bitki Alanı’nı içinde barındıran havza, WWF International tarafından, biyolojik çeşitlilik bakımından dünya çapında önemli 200 ekolojik bölgeden biri olarak ilan edilmiştir. Yeraltı ve yerüstü kaynakların tükenmeye yüz tuttuğu havzada özellikle tarım amaçlı aşırı ve plansız su kullanımının havzadaki başlıca sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

·         Tuz Gölü, Konya Kapalı Havzası’nda suyun hikayesinin sonlandığı ve suyun tuza dönüştüğü alandır. Tuz Gölü’nün sağladığı tuz, su ve iklim etkisinin yanı sıra çevresindeki insanlar için yaşam kaynağıdır. Türkiye'nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, Lut Gölü'nden sonra %32,9'luk tuz oranıyla Dünyanın en tuzlu ikinci gölü olma özelliğine de sahiptir.  Türkiye'nin tuz ihtiyacinin %60'ından fazlasi bu gölden sağlanır. Tuz Gölü, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik değerleri bakımından hem ülkemizde hem de dünyada sayılı alanlardandır. Önemli Bitki Alanı, Önemli Kuş Alanı, 1. Derece Doğal Sit Alanı ve Özel Çevre Koruma Alanı olan Tuz Gölü, aynı zamanda Ramsar kriterleri bakımından Uluslararası Öneme Sahip bir sulak alandır.

·         Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Alanı sınırları içinde yer alan Altınekin, Konya iline bağlı 31 ilçeden biridir. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayayı olan ilçede halkın % 95’i tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Sulanan alan büyüklüğü ile Konya’nın ikinci büyük ilçesi olan Altınekin’deki 107.745 hektar tarım arazisinin 45.200 hektarı sulanabilir arazidir. Sulu tarımda en çok üretilen ürün şeker pancarıdır;  tüm bölgede yılda yaklaşık 70.000 dekar şeker pancarı ekimi yapılmaktadır. Geri kalan tarım alanlarında ağırlıkla buğday ve arpa ekimi yapılmaktadır. Bunun yanında son yıllarda alternatif ürünlerden fasulye, ayçiceği, patates ekimi başlamıştır. Yer üstü su kaynağı bulunmayan ilçede tarımsal sulama sadece yer altı sularından yapılabilmektedir.

[1] WWF [2005]: Climate change impacts in the Mediterranean resulting form a 2°C global temperature rise, a report for WWF, by C. Giannakopoulos, M. Bindi, M. Moriondo, T. Tin, July 2005

[2] Avrupa Çevre Ajansı, 2005

[3] WWF-Türkiye, "Konya Kapalı Havzası'nda Yeraltı Suyu Seviyesinin Değişiminin Tespiti Araştırması Özet Raporu", 2008

[4] WWF-Türkiye, "Konya Kapalı Havzası’nda Yeraltı Suyu Seviyesinin Değişiminin Tespiti Araştırması Özet Raporu", 2008

[5] Çevre ve Orman Bakanlığı,  Türkiye Çevre Durum Raporu, 2007

 

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası