WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Dünya Su Haftası Stockholm’de başladı. Gündem: Hijyen ve Küresel İklim Değişikliği

21.08.08

Her yıl dünyadan çeşitli bilim adamlarının, politikacıların, karar vericilerin ve STK temsilcilerinin katıldığı, Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü tarafından düzenlenen Dünya Su Haftası 18 Ağustos’ta İsveç’in başkenti Stockholm’de başladı. Ana teması "Suyun Bugünü ve Geleceği: Temiz ve Sağlıklı bir Dünya için Hijyen" olan 2008 Dünya Su Haftası; su, sağlık, çevre, geçim kaynakları, yoksulluğun azaltılması gibi konuların bir arada ele alındığı bir platform olması açısından önem taşıyor. 140 ülkeden 2500’e yakın kişinin katıldığı bu seneki Dünya Su Haftası’nda; hijyen ana temasının yanı sıra su kaynaklarının yönetimi ve iklim konusu da tartışılıyor. Bu yüzyılın en büyük tehdidi olan küresel iklim değişikliğinin insani kalkınma üzerine etkisi ve iklim değişikliğine uyumda karmaşık ama merkezi bir role sahip olan suyun rolü ele alınıyor. Ayrıca "Su, Tarım, Biyoenerji", "Su Kaynaklarının Yönetimi", "Ekosistemler ve Biyolojik Çeşitlilik", "Sınıraşan Sular", "Ekonomi, Finans ve Özel Sektör" gibi konularda da oturumlar düzenleniyor. 

Bu yıl Dünya Su Haftası’na etkin bir şekilde katılan WWF düzenlediği etkinliklerle dünyada yaşanan gıda krizinin ardında küresel su krizinin yattığını dile getiriyor. WWF’ye göre iklim değişikliği ile değişen dünyada; yeterli miktarda ve kalitede su kaynaklarına olan ihtiyaç gün geçtikçe daha da artacak, bu nedenle su kaynaklarının etkin yönetilmesi için şimdiden adım atmak gerekiyor. Sağlıklı ekosistemler, sağlıklı su kaynakları ve bu ekosistemlerin insanlara sundukları hizmetler arasındaki bağlantının anlaşılması, "Binyıl Kalkınma Hedefleri"ne ulaşılması ve yoksulluğun azaltılabilmesi için de kaçınılmaz. 

Bilgi için: Sezen Gülşen, sgulsen@wwf.org.tr 

Editöre notlar:  

• Yeryüzündeki toplam su miktarının % 97,5’i  tuzlu sudur. Tüm canlıların yaşam kaynağı olan tatlı suy oranı yalnızca %2,5’tir. Tatlı su kaynaklarının %70’e yakını buz ve buzulların içinde hapsolmuşken, diğer % 30’luk kısmı yer altındadır. 

• 2025 yılına kadar 1,8 milyar insan su kıtlığı çekecek. Bu da göllerden, nehirlerden ya da yeraltı sularından çekilen suların çok daha fazla olacağı ve su kaynaklarının artık gelecekte daha fazla ekosistem hizmetlerini ve insan ihtiyaçlarını karşılayamayacağı anlamına geliyor. 

• Dünyadaki hastalıkların %80’i güvenli ve temiz suya ulaşamamaktan kaynaklanmaktadır. 

• 2075 yılına kadar kronik su kıtlığı çekecek kişi sayısının 3 ila 7 milyar arasında olacağı öngörülüyor. 2,5 milyar insanın ise güvenli ve temiz sudan yoksun olacağı belirtiliyor. 

• Küresel sıcaklıktaki 3-4˚C’lik artış hidrolojik döngüyü değiştirecek, sellerin bölgesel etkilerini daha da kötüleştirecek ve milyonlarca çevresel mültecinin ortaya çıkmasına neden olacak. 

• IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 2007 yılındaki son raporuna göre, 4˚C’lik küresel ısınmanın, küresel anlamda Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)’da %1-5’lik bir kayıba neden olacağı belirtiliyor, gelişmekte olan ülkelerde daha büyük yüzdelerde GSMH’de kayıplar olması bekleniyor. 

• 1973-1997 yılları arasında ortalama yılda 66 milyon insan sellerden zarar görmüştür. Bu da doğal afetler arasında sellerin, ne kadar tahripkar olduğunu göstermektedir.  

• İklim değişikliği; sellerin ve kuraklığın sıklığını artırmakta ve etkilerinini daha şiddetli yaşanmasına neden olmaktadır. 

• 2050’de dünyadaki tüm insanlara yetecek miktarda gıda temini için suya bugünkünden %50 daha fazla ihtiyaç olacak. 

• Gelişmekte olan ülkelerde, endüstriyel atıkların %70’i arıtılmadan su kaynaklarına bırakılmaktadır. Bu da kullanılabilir su kaynaklarını kirletmektedir. 

• Hergün 2 milyon ton insan kaynaklı atık su kaynaklarına (akarsu, göl ve diğer sulak alanlar) boşaltılmaktadır.

• Günümüzde kişi başına suya ulaşabilirlik, 1950’lerdekinin %15-30’u arasındadır. 

• Çalışmalar iklim değişikliğinin su yönetimi üzerinde büyük bir baskı oluşturacağını gösteriyor:  2020’de ürün veriminde %2,5 ila %10 arasında düşüş yaşanması ve 2050 yılında 132 milyon kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalması bekleniyor.

 

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası