Antik çağda Likya adıyla anılan ve Anadolu'daki en eski ve özgün uygarlıklardan birine ev sahipliği yapan Teke Yarımadası, batıda Fethiye'den doğuda Antalya'ya kadar uzanır. Bölgenin önemli iki akarsuyu Eşen ve Alakır Çayları'dır. Coğrafi yapısı büyük çeşitlilik gösteren bölgede, Akdağlar ve Beydağları yükselmekte, akarsu yataklarının oluşturduğu derin vadiler dikkati çekmektedir. Kıyı kesimlerinde yer alan ve ırmakların eski körfezleri doldurmasıyla oluşmuş olan taşkın ovaları dışında düz arazilere rastlanmamaktadır.
Kıyı şeridi Patara gibi büyük kıyı kumullarından Gelidonya Burnu gibi kayalık yalıyar kıyılara büyük çeşitlilik göstermekte ve önemli yaşam alanları oluşturmaktadır. Özellikle kıyı kumulları, bitki çeşitliliği açısından önemli alanlardır. Kekova bölgesi Türkiye kıyılarında Dalmaçya tipi kıyı oluşumunun tek örneğidir. Bölgenin engebeli ve çeşitlilik gösteren yüzey şekilleri zengin biyolojik çeşitliliğin en önemli nedenlerinden biridir.
Bölgenin zengin doğal kaynakları, Likya'nın tarih boyunca yoğun bir yerleşime sahne olmasına ve Likya uygarlığının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Bölgede insan yerleşimlerinin tarihi M.Ö. 8. bin yıla kadar uzanmakta, kıyılardan derin vadilere ve doruklara kadar birçok antik kent bulunmaktadır. Aralarında Patara, Xanthos, Limyra, Myra, Olimpos, Phaselis gibi önemli kentlerin de bulunduğu, doğayla uyum içindeki bu kalıntılar, Likya'nın en önemli ve korunması gereken özelliklerinden biridir. Bu eski uygarlığın izleri, bölgenin bugünkü yaşam biçimi, mimarisi ve geleneklerinde hala gözlenmektedir. Bölge Likyalılar'dan yörüklere dek uzanan zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Likya'nın doğal ve kültürel değerlerinin geleneksel üretim şekilleriyle birlikte korunması, bölgede turizmin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır.
|