WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Likya Kıyılarında Turizm

Likya kıyıları uzun süren yaz sezonu, türkuaz denizi, barındırdığı eşsiz doğal ve kültürel değerler nedeniyle turizm açısından önemli bir potansiyele sahiptir. 1980'li yıllardan başlayarak son derece hızlı bir gelişime sahne olan bölgede, Turizm Teşvik Yasası'nın çıkması ve kıyıda yer alan orman arazilerinin yatırım amaçlı tahsis edilmesi bölgede yatak kapasitesini büyük oranda artırmıştır. Antalya-Tekirova arasındaki kıyı şeridi, Güney Antalya Turizm Gelişim Projesi'yle turizme açılmıştır. Türkiye'de gerçekleştirilen ilk planlı turizm altyapı projesi olan bu proje ile GATAB (Güney Antalya Turizm ve Altyapı Birliği) kurulmuş ve büyük ölçekli planlama ve altyapı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta planlı ve kontrollü bir gelişimi hedefleyen proje, daha sonraları yapılan değişiklikler ve kıyıdaki bazı bölgelerin Olimpos-Beydağları Sahil Milli Parkı dışına çıkarılmasıyla planlanandan çok daha yoğun bir yapılaşmaya neden olmuştur. Tüm olumsuzluklarına rağmen Güney Antalya Turizm Gelişim Bölgesi hala altyapı çözümleri ve planlama ilkeleriyle ülkemizdeki tek örnek olmaya devam etmektedir. Bu alanda plan dışı kaçak yapılaşmanın önüne geçilememiş olması en büyük sorunu oluşturmaktadır.

Bölgenin güney ucunda yer alan Çıralı ise Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında sürdürülebilir turizm örneğinin uygulandığı bir model olarak öne çıkmaktadır. WWF-Türkiye ve yöre halkının işbirliğiyle Çıralı'da gerçekleştirilen turizm etkinlikleri, hem halkın çıkarlarının hem de doğal değerlerin korunmasına katkıda bulunmaktadır.

Turizm açısından çok gelişmemiş olan Kumluca-Finike-Demre'nin ekonomileri büyük oranda tarıma dayanmaktadır. Özellikle Kumluca-Finike bölgeleri seracılık ve narenciye üretiminde önemli bölgelerdir. Ancak son yıllarda Kumluca-Finike arasındaki sahil kesiminde ikinci konut gelişimi ve turistik tesisler açısından bir hareketlilik gözlenmektedir.

Bölgesel turizm planlamasının bulunmaması, Kalkan ve Kaş gibi bazı yerleşimlerin çok hızlı büyümesine ve özgün yapılarının bozulmasına neden olmaktadır. Tüm Türkiye kıyılarında olduğu gibi bu bölgenin de en büyük sorunu, kontrolsüz gelişen ikinci konutlardır. Kaş ve Kalkan daha çok küçük ölçekli otelciliğin oluştuğu ve son yıllarda özellikle dalış turizmi açısından önemi artan merkezlerdir. Dalış turizmi, çadaş bir yönetim anlayışı çerçevesinde planlandığında doğal değerlerle uyum içinde bir turizm çeşidi olarak görülmekte, bölgenin sualtı değerlerinin korunması için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası