WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Barajlarla ilgili genel bilgi

Yüzyıllar boyunca barajlar, kalkınmada önemli bir rol oynamıştır. Barajların getirileri arasında içme ve kullanma suyu sağlama, enerji üretme, sulama ve taşkın kontrolü bulunur. Bu çerçevede barajlar dünyanın çoğu bölgesinde ekonomik kalkınma ve istihdam sağlamıştır. Yirminci yüzyılın sonundan itibaren barajlar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sosyal ve ekonomik gelişmenin simgesi olarak görülmüştür. Türkiye’de de baraj yapımı, özellikle 1950’lerden sonra, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel araçlarından biri olarak ön plana çıkmıştır.

Dünya Barajlar Komisyonu’nun (World Commission on Dams – WCD) çalışmalarına göre, barajların ekonomik çıktıları genelde büyütülürken, sosyal ve çevresel maliyetleri ya hiç belirtilmemekte ya da düşük gösterilmektedir. Komisyona göre; abartılmış getiri tahminleri, ortaya çıkan sosyal ve çevresel etkilerin azaltılamayışı gibi nedenlerle iyi planlanmayan projeler risk taşımaktadır. Dünya Barajlar Komisyonu’nun yeni yaklaşımı; baraj yapımına karar verme ve planlama sürecinde hükümetlere, kredi kuruluşlarına ve yatırımcılara yol göstermektedir. Komisyonun belirlediği ilkeleri izlemek; ayrıntılı ihtiyaç analizi yapılmasını, seçeneklerin değerlendirilmesini, ilgili tarafların süreçlere katılımını, çevresel ve sosyal risklerin en aza indirilmesini ve doğacak risklerden kaçınılmasını sağlayacaktır .

Sulama amaçlı barajların gerçek getirileri tahmin edilenden daha az olmaktadır, çünkü, genellikle projede tahmin edilenden daha az alan sulanmakta ya da ürünler tahmin edilenden daha düşük fiyatlara satılmaktadır. Fazla iyimser tahminler inşaat aşamasında önemli gecikmelere yol açmakta ve maliyeti artırabilmektedir. Dünya Bankası tarafından desteklenmiş olan hidroelektrik projelerini değerlendiren bir çalışma ortalama %28’lik bir zaman aşımı olduğunu göstermiştir (Bacon ve Besant, 1998). Yaşlanmakta olan barajlarda bakım masrafları beklenenden daha yüksek olabilmekte, barajların işletimden kaldırma maliyetleri ekonomik ve mali analizlerde çoğunlukla göz ardı edilmektedir.

Büyük barajların  geniş  çevresel ve sosyal etkileri olabilmektedir. Ancak yeniden iskan maliyetleri, su altında kalan arazilerin ve iş alanlarının değerleri, biyolojik çeşitlilik ve balıkçılığın kaybından kaynaklanan maliyetler de genellikle aza indirilmekte ya da tamamen gözardı edilmektedir.

Barajların nehir ekosistemleri üzerinde çok büyük etkileri olabilmektedir. Her baraj, yapısı, konumu ve boyutlarına bakılmaksızın, akarsuların doğal akışlarını değiştirmekte ve suyun kalitesinin bozulmasından suyun akışındaki doğal dengenin değişmesine, yeraltı suyu seviyesinin düşmesinden sazlıkların kurumasına, canlıların yaşam alanlarının tehlike altına girmesinden pek çok canlı türünün bu nedenle yok olmasına, kıyı erozyonuna kadar doğal sistemler üzerine olumsuz etkiler yaratmaktadır. Barajların ardından akarsular, kıyılardaki deltalarına tortu taşıyamamakta, tortulara bağlı olarak taşınan besin maddeleri de barajlarda tutulacağı için deltalardaki ve denizlerdeki canlılara ulaşamamaktadır. Bu durum deltalar ve çevrelerindeki verimliliğin düşmesine sebep olmaktadır. Bu gibi etkiler ciddi sonuçlar doğurmakta, ancak proje değerlendirme aşamalarında nadiren ve tam olarak hesaba katılmaktadır. 

Barajların doğal sistemler üzerindeki etkilerinin yanı sıra, tarihi-kültürel değerlerin su altında kalması, bölgede yaşayan insanların zorunlu iskana tabi tutulması gibi sorunlar da barajlarla ilgili tartışma konuları arasındadır.
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), Komisyon’un rehberlerini benimsemekte ve karar verici mekanizmaları Dünya Barajlar Komisyonu’nun önerilerini uygulamaya teşvik etmektedir. Su ve enerji ihtiyaçlarımız artarken, bu gereksinimlerin giderilmesinde sürdürülebilir yaklaşım kaçınılmazdır. Aksi takdirde yatırımların çevresel ve sosyal maliyetleri verimliliğini riske sokacak boyutlara ulaşmaktadır.

Türkiye’de barajların durumu

Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir ve bu doğrultuda sulama ve enerji ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Ancak bu ihtiyaçlar karşılanırken seçenekler ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli, sosyo-ekonomik, çevresel, kültürel açıdan en az zarar verecek, fayda-maliyet açısında da en uygun olan seçenek belirlenmelidir.

Barajların nehir ekosistemleri üzerinde çok büyük etkileri olabilmektedir Türkiye'nin politikası sulama ve enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla daha çok baraj yapmaya yöneliktir. Oysa Türkiye sulama ve enerji talebini düşürmeye ve enerjiyi daha verimli kullanmaya yönelik olmalıdır. Örneğin, tarımda, şehirlerde ve sanayide suyu ve enerjiyi daha verimli kullanan teknolojileri teşvik edip su talebinin artması engellenebilmektedir. Öte yandan, Türkiye’nin enerji ihtiyacının bir kısmını karşılaması için hidroelektrik dışındaki yenilenebilir, alternatif, temiz enerji üretimi (rüzgar, güneş, biyogaz vb.) konusunda araştırmalara fon ayrılmalıdır.

Türkiye kara yüzeyinin %90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon meydana gelmektedir. Arazilerin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Akarsularla taşınan topraklar, baraj göllerini hızla doldurarak kullanılmaz hale getirmektedir. Türkiye’de erozyon en fazla sırasıyla Fırat, Dicle ve Yeşilırmak Havzaları’nda görülmektedir. Türkiye`de yaşanan şiddetli erozyonun sonucu olarak, 15 barajın (Altınapa, Bayındır, Buldan, Çaygören, Selevir, Çubuklu, Demirköprü, Hirfanlı, Karamanlı, Kartalkaya, Kemer, Kesikköprü, Seyhan, Sürgü, Yalvaç) ömürleri tahmin edilenden önce dolmuş ya da dolmak üzeredir. Bunlara ek olarak ülke ve bölge için büyük önem taşıyan Keban, Karakaya ve Atatürk barajları da aşırı erozyona maruzdurlar.

Ayrıca Türkiye’de geçmiş yıllarda Eşmekaya Barajı’nda olduğu gibi yanlış uygulamalar yapılmış, hem doğal alanlar olumsuz etkilenmiş, hem de zaten hassas durumdaki ülke ekonomisi büyük kayıplara uğramıştır.

Türkiye’de inşa edilmiş ve amaçları arasında sulama da bulunan 103 adet barajın sulayacağı alanlar proje aşamasında 2.325.974 ha olarak öngörülmesine karşılık; inşaat sonrasında sulamaya açılan alanlar 1.166.363 haolarak hesaplanmıştır.

2002 yılı itibarıyla Türkiye’de enerji ve sulama amaçlı 203 büyük baraj (15 m ve daha yüksek barajlar ile normal su depolama kapasitesi 3.000.000 m3 üstü barajlar) ve 368 küçük baraj kullanımdaolup, 96 büyük baraj ve 139 küçük baraj planlanmıştır. Bunlara ek olarak gelecekte yapılması düşünülen 431 baraj farklı planlama aşamalarındadır.

Türkiye’de, sık aralıklarla karşılaşılan ekonomik krizler ve yüksek enflasyon, yatırım maliyetlerinin artmasına ve yatırımların öngörülen zamanlarda tamamlanamamasına neden olmaktadır. Ekonomik krizler yatırımların dış finansmanını da olumsuz etkilemiştir. Türkiye’de barajların yapım süresi ortalama 6,9 yıl (min.2 - max.19) olmasına karşılık, yapımlarına ekonomik kriz döneminde başlanan ve halen süren barajlardan bir bölümünün süreleri ortalama 12,8 yıl (min 10-max.17)’dır. Bu yüzden baraj projeleri hazırlanırken bu tür riskler de, maliyet geri dönüşümü ile birlikte, göz önünde bulundurulmalıdır. 

 

Ayrıntılı bilgi için:
Deniz Şilliler Tapan, Basın ve Yayın Koordinatörü
Tel: 0212 528 20 30, e-mail: dtapan@wwf.org.tr

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası