WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

KaÅŸ

Doğal Yapı ve Sualtı Zenginliği

Sarp kayalık yükseltilerle çevrili olan kıyı ÅŸeridi birçok yerde hemen hemen aynı dik eÄŸimle suyun altında da devam etmektedir. Karstik bir yapı gösteren kıyı, kayaların, maÄŸara ve kovukların içinden gelen tatlı su çıkışları ile doludur. KaÅŸ Bölgesi’nde denizden itibaren dik bir ÅŸekilde yükselen kıyı ÅŸeridi, deniz dibinde de aynı ÅŸekilde derinleÅŸmektedir. Kıyı ÅŸeridi üzerinde kumluk bir sahil bulunmamaktadır.  Deniz derinliÄŸi kıyıda yaklaşık 5 m’den baÅŸlayarak açıkta 200 m’ye kadar devam etmektedir.

Hanigiller

Epinephelinae altailesinde yeralan türler tüm denizlerde ekonomik olarak değerli kabul edilen türlerdir. Tehdit altında bulunan türlerin büyük çoğunluğu, geniş dağılım gösterme, çok sayıda ve dağılmaya müsait yavrular üretme gibi, yok olmalarına engel görülen özellikler taşımaktadırlar. Ancak aşırı ve kolay avlanma, habitatların kaybı bu türler üzerinde aşırı bir baskı oluşturmaktadır. Kayalık alanların besin zincirinde en üst avcı konumunda olan Epinephelus ve Mcyteroperca türleri büyük gövdeleri, uzun yaşam döngüleri ve geç üreme olgunluğuna erişmeleri nedeniyle, tüm dünya denizlerinde risk altında bulunmaktadır. Üreme zamanlarında belirli alanlarda toplanmaları nedeniyle balıkçıların kolay hedefi olmaktadırlar.

Orfoz Akdeniz'de yaşayan yedi Epinephelus türünden biridir. En yoğun olarak yaşadığı bölgeler Tunus'tan Senegal'e kadar olan kuzey ve kuzeybatı Afrika kıyılarıdır. Kendilerine ait bir bölgede genellikle tek yaşayan Orfozlar, saklanabilecekleri korunaklı kayalık alanları tercih ederler. Orfoz, Akdeniz'de oldukça bol olduğu düşünülen bir tür iken, aşırı avlanma, zıpkınla balık avcılığı, yasa dışı avcılık ve çevre kirliliği nedeniyle tüm Akdeniz genelinde nesli tehlike altına girmiştir.

Uluslararası sözleşmeler ve yasalarımız çerçevesinde koruma altına alınan orfoz ve lahoz türlerinin nesillerinin devam edebilmesi için, popülasyonların yeterli yoğunlukta farklı boyutlarda bireylerden oluşması gerekir. Bu ancak, koruma altındaki türler için önemli olan bölgelerin de koruma altına alınmasıyla gerçekleşebilir. Sağlıklı bir popülasyonun varlığı deniz koruma alanındaki koruma uygulamalarının başarısını gösterir. Deniz koruma alanlarında yavru gelişimine uygun yapıların bulunması popülasyonun kalıcı olabilmesi için gereklidir. Bu nedenle sadece tür bazında değil, bölgesel koruma sağlanmalı ve öncelikle yavruların bol bulunduğu bölgeler gerektiği gibi koruma altına alınmalıdır. Üç Adalar ve Kaş Bölgeleri, yavru orfoz ve lahoz popülasyonları bakımından da son derece zengindir. Yavru gelişimine çok uygun olan bu bölgelerin mutlaka bölgesel olarak koruma altına alınmaları gerekmektedir.

Deniz kaplumbağaları

Her iki deniz kaplumbağası için de (Caretta caretta ve Chelonia mydas) Akdeniz'deki en önemli üreme alanlarına sahip olan kıyılarımız yuvalama alanı olarak belirlenmiş 20 kumsal içermektedir. Bu alanlar yasalar çerçevesinde koruma altına alınmış ve hem yerel, hem de ulusal çevre koruma kuruluşları tarafından sürekli olarak kontrol altında tutulmaktadır. Akdeniz genelinde ender görülen bu iki türe WWF Türkiye tarafından 2002 yılında Likya kıyılarında yürütülen Biyolojik Zenginlik Araştırması sırasında bazı noktalarda sık denebilecek sayıda rastlanmıştır. Çalışma alanı dahilinde faaliyet gösteren dalış merkezlerinden alınan bilgilere göre Kaş Bölgesi'nde Kovan Adası ve Suluada çevrelerinde deniz kaplumbağaları çok sık görülmektedir. Ayrıca Üç Adalar çevresinde ve Tekirova kıyılarında da her iki türün de görüldüğü ve hatta fotoğraflandığı bildirilmektedir. Çalışma sırasında yapılan dalışlarda Üç Adalar bölgesinde deniz kaplumbağalarına rastlanmamış olsa da, araştırma gezisinin öncesi ve sonrasında bu bölge dahilinde her iki türe ait bireyler yazar tarafından görülmüştür. Araştırma kapsamında incelenen bölgeler dahilinde Patara Kumsalı hariç, herhangi bir yumurtlama alanı olmadığı halde, her iki türe de bol miktarda rastlanılması, bu bölgelerin beslenme amaçlı kullanıldıklarını düşündürmektedir. Etçil bir beslenme rejimine sahip olan Caretta caretta'nın beslenme menüsünde çok çeşitli yumuşakçaların bulunması, bu türün çalışma alanında sık görülmesinin nedenini açıklamaktadır. Özellikle Kaş Suluada çevresinde bulunan Pina tarlası ve her yerde bol miktarda bulunan Strombus persicus popülasyonları, civardaki C. caretta'ları bu bölgeye çekmektedir. Bunun yanında C. caretta'nın menüsünde yer aldığı bildirilen Pleurobranchus türü deniztavşanlarının Üç Adalar kıyılarındaki eriştelik alanlarda çok bol bulunması, bu bölgeyi besin açısından çok zengin kılmaktadır.

Deniz çayırları

Bölge, deniz canlıları açısından önemli habitatlar oluşturan deniz florası açısından da zengindir. Deniz çayırı (Posidonia oceanica, Cymodocea nodosa ve, Halophila stipulacea), Kaş-Kekova arasında yoğun olarak bulunmaktadır. Ancak bu topluluklar, bölgede şamandra sisteminin olmayışından ötürü tekne demir ve çapalarından zarar görmektedir

Sosyo-Ekonomik Durum

Kaş ilçesinde, 2002 nüfus sayımına göre 8000 kişi yaşamaktadır. 1980’den günümüze kadar, turizmin sebep olduğu iç ve dış göçün etkisiyle Kaş’ın nüfusunda % 48.5’lik bir artış meydana gelmiştir. Yazın turizmin etkisiyle nüfus 15-20 bine kadar çıkmaktadır.

80’li yıllara kadar ekonomisi tarım, özellikle zeytincilik ve balıkçılığa bağlı olan Kaş ilçesi, bu yıllardan sonra gelişen turizm sektörünün etkisiyle farklı bir yöne kaymıştır. Günümüz ekonomisinin çoğunlukla turizme dayalı olduğu Kaş’ta, son sayımlara göre 7500 yatak kapasitesine sahip 60 otel ve 43 pansiyon bulunmaktadır. Antik çağlarda denize bağımlı bir hayat süren Kaş’ın günümüzde denizle ilişkisi dalış ve tekne gezisi gibi turizm amaçlıdır. Türkiye’nin güney sahillerinde görülen kitle turizminin aksine, doğal yapısı nedeniyle Kaş’ta turizm, başta dalış olmak üzere aktivite ve spor turizmine yönelmektedir. İlçede, küçük ölçekli, kendi ihtiyaçlarına yönelik balıkçılık sürdürülmektedir.

Kıyı bölgelerindeki turizm faaliyetlerinde ve buna bağlı olarak da kentleşmede görülen artış, hem kara, hem de deniz ekosistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Bugün, Akdeniz'de yaşayan birçok canlı türü giderek artan insan aktivitelerinin getirdiği baskı sonucunda tükenme aşamasına gelmiş ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır. Akdeniz'in batısıyla kıyaslandığında nispeten bozulmamış durumda olan kıyılarımız, gerek barındırdığı bazı ender türlerinin bolluğu, gerekse Süveyş Kanalı vasıtasıyla Akdeniz'e geçen İndo-Pasifik kökenli türler açısından, Akdeniz ekosistemi içerisinde büyük öneme sahiptir.

Dalış turizminin en faal olduğu bölgelerin yer aldığı Güneybatı Antalya kıyıları, koruma altına alınmış birçok denizel tür bakımından da çok zengindir.

Tarih ve Kültür

Yakın zamana kadar Andifli ismiyle anılmış olan Kaş’ın bilinen en eski ismi Habesos'tur. Lykia'nın en önemli limanlarından biri olan Antiphellos antik şehri üzerine kurulmuştur. Antik kentin kalıntıları batıya doğru uzanan yarım ada boyunca devam eder. "Phellos" kelimesi "taşlık yer" anlamını taşır ki bu da bölgenin coğrafyasıyla uyum içindedir. M.Ö. IV. yy.'da Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos'un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antiphellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir. Kaş ilçesi dahilinde bulunan bir çok antik kent, bu bölgenin tarih boyunca çok önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. 20. yüzyıl başlarına kadar önemini koruyan bu liman, kara taşımacılığının gelişmesiyle beraber, civardaki diğer yerleşim birimleri gibi, önemini yitirmiştir. Ancak son 10 yıl içerisinde turizm sektörünün bu bölgeye yönelmesiyle, hızla yapılaşma sürecine girmiştir. Yakın bir zamana kadar küçük bir balıkçı köyü niteliğinde olan Kaş, bugün beş yıldızlı otel ve restoranlarının yanısıra otantik mimariyi yansıtan pansiyonlarıyla kültür ve yat turizminin önemli bir merkezi konumundadır.

Çevresindeki birçok tarihi eserin yanında doğal güzellikleri bakımından da oldukça zengin olan Kaş, gün geçtikçe daha çok rağbet gören doğa yürüyüşü, dağcılık, rafting, yamaç paraşütü ve dalış gibi doğa etkinlikleri için de sayısız olanaklar sağlamaktadır.

Koruma Çalışmaları

Yaşayan deniz için el ele
Şamandıra Projesi

Kayalık kıyı ve dip yapısıyla bölgenin zengin sualtı yaşamının kaynağı olan Kaş ve çevresi, WWF-Türkiye'nin yapmış olduğu denizel zenginlik araştırması sonucunda tür zenginliği bakımından öne çıkmıştır.

Kaş’ta dalış kulüplerinin varlığı ve turizminin dalışa odaklanmış olması, geçim kaynağı olan denizin ister istemez korunmasını sağlamış durumdadır. Dalış ve tekne turizmiyle dikkat çeken Kaş’ta, dalış teknelerinin ve günübirlik yatların demir atmaları tür zenginliği bakımından öne çıkmış bölgenin deniz dibi yaşamına zarar vermektedir. Ancak Kaş’ta bulunan dalış kulüpleri, Kaş’ın sahip olduğu denizel zenginliğin dalış turizmine katkısının farkındadır. Bu nedenle WWF-Türkiye dalış kulüpleriyle birlikte bölgenin daha iyi korunması için ortak çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmanın ilk adımı, tür zenginliği açısından zengin ve aynı zamanda oksijen kaynağı olan deniz çayırlarının tekne çapa ve demirlerine karşı korunması amacıyla önemli dalış noktalarına şamandıra sistemi kurulması olarak belirlenmiştir.

WWF-Türkiye’nin dalış kulüpleriyle birlikte ilk uygulaması olan şamandıra sistemiyle birlikte, alana demirleyecek tekneler, deniz dibini tahrip etmeden, şamandıralara bağlanacaktır.

Şamandıralar Kaş’ta; ikisi Fener, ikisi Kovan Adası biri Heybeli Ada olmak üzere ilk etapta 5 noktaya yerleştirilmiştir.

Åžamandıraların yerleÅŸtirileceÄŸi noktalar dalış kulüpleriyle birlikte belirlenmiÅŸtir. Kaş’ın denizel zenginliÄŸini korumaya istekli olan dalış kulüpleri ÅŸamandıraların etkili kullanımının garantisidir.  Bu sistem sayesinde hassas alanlara demir atılmayarak deniz dibinin tahrip edilmesi önlenmektedir. WWF-Türkiye bu çalışmanın diÄŸer dalış noktaları için de bir örnek oluÅŸturmasını istemektedir.

Şamandıraların Koordinatları

Şamandıra

Yer

Enlem

Boylam

1

Fener

36° 10.975’

29° 38.574’

2

Fener

36° 10.983’

29° 38.580’

3

Heybeli

36° 09.682’

29° 37.707’

4

Kanyon

36° 09.152’

29° 37.608’

5

Kanyon

36° 09.167’

29° 37.633’

Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi Alan Genişleme Önerisi

WWF Türkiye tarafından, 2002 yılında başlatılmış olan Likya Kıyılarında Ekolojik Bölge Ölçekli Koruma ve Sorumlu Turizm Projesi kapsamında Patara’dan Antalya’ya kadar uzanan yaklaşık 210 km’lik proje alanının 78 km uzunluğunda kıyı şeridi ve deniz alanında Denizel Biyolojik Zenginlik Araştırması yapılmıştır. Bu araştırma sonucuna göre denizel fauna ve flora açısından önemli alanlar belirlenmiştir.

Yapılan çalışma kapsamında, proje alanı içinde flora ve fauna açısından en zengin alanlardan birisi KaÅŸ İnceburun ve Uluburun arasındaki kıyı ÅŸeridi ile adaları kapsayan bölge olarak belirlenmiÅŸtir. Zengin denizel flora ve faunaya sahip olan bu bölge mevcut bir koruma statüsü ile koruma altında deÄŸildir.  Denizel flora ve faunanın korunması ve alanda küçük ölçekte gerçekleÅŸtirilen yerel balıkçılığın desteklenmesi amacıyla bu bölgenin yasal bir statü kapsamında koruma altına alınması önem taşımaktadır.

Bölgeye en yakın koruma alanı Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’dir. Mevcut yasalarda deniz koruma alanı statüsünün bulunmadığı gözönüne alındığında, uygulanabilir en uygun statü Barcelona Sözleşmesince “deniz ve çevresi kıyısal� alanları koruma altına alan Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüdür. Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırlarının, Kaş çevresindeki denizel biyolojik zenginlik açısından önemli alanları kapsayacak şekilde genişletilmesi WWF Türkiye tarafından 26 Eylül 2003 tarihinde resmi bir başvuru ile Özel Çevre Koruma Kurumu’na önerilmiştir. Bu öneri, Türkiye’de ilk defa bir deniz alanının, bir araştırmanın verilerine dayanarak, denizel biyolojik zenginliğini korumaya yönelik hazırlanmış somut bir örneği olacaktır. WWF Türkiye tarafından hazırlanan öneri, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’na teslim edildikten sonra ÖÇKK tarafından konuyla ilgili diğer tüm kurumların olumlu görüşü alınmıştır. Önerinin teslimi üzerinden ikibuçuk yıl geçmesine rağmen, başka benzeri önerilerin hazırlanması amacıyla bekletilmiş ve halen Bakanlar Kurulu’na iletilememiştir. WWF Türkiye, önerinin Bakanlar Kurulu’na iletilmesi için gerekli çalışmaları takip etmektedir.

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası