| WWF Türkiye Hakkında | Siz Neler Yapabilirsiniz? | Nasıl Yardım Edebilirsiniz | Haberler | Sık Sorulan Sorular |
WWF-Türkiye yarın Meclis’te onaylanacak kanun tasarısına karşı çıkıyor05.05.08
Türkiye’nin doğası, son yıllarda çeşitli yasa değişiklikleriyle geri dönüşü olmayan yıkımlara açık hale gelmiştir. 2007 yılında Anayasa Mahkemesi’nin orman arazilerinin turizm yatırımı amaçlı tahsisini durdurmasının ardından, son dönemde Turizm Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile orman alanları kıyıma uğrayacak. Tasarının en dikkat çekici maddesi ise; turizm yatırımına tahsis edilecek devlet ormanı sayılan alanın toplam genişliğinin orman sayılan alanın genişliğinin %1’ini geçmeyeceği. Küçük bir oran gibi sanılan bu yüzde gerçekte Türkiye genelinde iki milyon dönüm orman alanına denk düşüyor. Yüzyılın en büyük tehdidi küresel iklim değişikliği ve onun sonucu olan kuraklık ülkemizi etkilemeye başlamışken, ormanları daha iyi koruyacak önlemler yerine, Akdeniz Bölgemiz’de kalan son orman alanlarının feda edilmesi kabul edilemez bir anlayıştır. Su kaynakları, çevresindeki ormanların varlığı ile sürekli kalabilir. Kuraklığın da etkisiyle tehlike altında olan su kaynakları ve yeraltı suları orman arazilerinin tahribi ile daha da trajik bir hal alacaktır. Ayrıca tasarıda yer alan; turizme tahsis edilen orman alanının üç katı kadar alanın ağaçlandırılması hükmü de bir kandırmacadan ibarettir. Yüzyıllar boyunca gelişerek büyük zenginlik taşıyan ormanların sağladığı faydaları yeni dikilen ağaçların sağlayamayacağı açıktır. Unutulmamlıdır ki; ormanların ekolojik değeri, kesilen ağaç sayısına karşılık dikilen ağaç sayısı ile ölçülemez. Ormanların ekolojik değer ölçütleri, ağacı, çiçeği, kuşu, böceği, toprağı ve suyu ile ekosistemin bütünlüğünü, bu unsurlar arasında doğal süreçlerin kesintisiz bir şekilde işlev görmesine imkan verecek ölçüde parçalanmamışlığını (örneğin yaban hayatının kesintiye uğramadan varlığını ve işlevini sürdürebilmesi), ekosistemin yaşlılığı ve olgunluğunu, sahip olduğu biyolojik zenginlik, barındırdığı nadir, endemik, tehlike altındaki tür ve habitatları kapsar. Bu nedenle var olan doğal yaşlı ormanlarımızın ekolojik bütünlüğünü korumak, plantasyon ormanları kurmaktan çok daha önemlidir. Uluslararası araştırma ve tespitler, küresel iklim değişikliği ile Akdeniz Havzası’nda turizmin geleceğini sorgulamaktadır. Bu tür kamu yararından uzak ve rantın önünü açan tasarılar yerine, turizm sektörünü küresel iklim değişikliğinin Akdeniz Bölgesi’ndeki kavurucu etkilerine hazırlamak daha doğru bir adım olacaktır. Böylesi bir arazi tahsisi amaçlı konuyu, "ekoturizm" gibi içi doldurulmamış kavramlarla örtmeye çalışmak ikna edici değildir. Kanun Tasarısında yapılan düzenlemelerle, tasarının kapsamı her ne kadar turizm gelişme alanlarıyla sınırlandırılmış olsa da yeterli değildir. Şimdiye kadar turizm yatırımlarının yoğun yer aldığı Akdeniz Bölgesi’nde, turizme tahsis edilmiş ormanlar ve kumul alanlarda kurulan otellerin "herşey dahil" fiyat politikaları ile ülkemizin turizm geliri sekteye uğramıştır. Bu alanlarda yeni turizm tesisleri açmak yerine, herşey dahil politikalarla zarar gören turizm sektörünü karlı hale getirmenin yolları aranmalıdır. Yapılacak şey, iklim krizinde en öncelikli ihtiyacımız olan ormanları yok etmek yerine sürdürülebilir çözümler üretmektir. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) olarak; ormanlarımızın yeni bir talana maruz kalmaması için Turizm Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM’den geçmemesini, meclisten geçerse de Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanmamasını bekliyoruz. Olmasını beklediğimiz değişiklik; "Orman arzileri turizmin bekası için korunmalıdır." Bilgi için: Deniz Şilliler Tapan, Basın ve Yayın Koordinatörü, dtapan@wwf.org.tr, Tel: 0212 528 20 30 |
© 2000 — 2006 WWF-Türkiye | Doğal Hayatı Koruma Vakfı. Tüm hakları saklıdır.
| Yazı Boyutu: A A | Gizlilik | Kullanım Hakları | Bize Ulaşın | Site Haritası |