Doğa Koruma

 / ©: WWF-Türkiye
Yenice ormanları
© WWF-Türkiye
Doğal kaynaklar, bu kaynakların bulunduğu yerde yaşayan türler ve biz, yani insanlar, birbirimize bağlıyız. Biyolojik çeşitliliğin oluşturduğu yaşam ağı, güvenli gıdaya, temiz suya ulaşmamızı ve sağlıklı yaşamamızı sağlıyor. Ancak bugün yaşam tarzımız ve tüketim alışkanlıklarımızla doğanın bize sağladığının %50 üzerinde doğal kaynak tüketiyoruz. Son 40 yılda biyolojik çeşitlilik %30 azaldı. İklim değişikliği ise, insan faaliyetlerinin de etkisiyle, türlerin üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. İklim değişikliğiyle mücadele için korunan alanların dengeleyici gücüne ihtiyacımız var. Sağlıklı ekosistemler için ise türlerin varlığına. Bu yüzden biz ülkemizin değerli doğal alanlarını, sulak alanlarını, ormanlarını, denizlerini ve türlerini koruyoruz. WWF-Türkiye olarak insanın doğayla uyumlu bir yaşam sürmesi için çalışıyoruz.

ÇED ve SÇD süreçlerine katılım

 / ©: WWF-Adria
CO-SEED projesi
© WWF-Adria
Bu projeyle ÇED ve Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) süreçlerine sivil toplumun katılımını artırmayı planlıyoruz
Azalan doğal kaynaklar, biyolojik çeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği, ekonomik refahımızın temellerini ve tüm canlıları tehdit ediyor. Doğal kaynakların aşırı kullanımıyla da körüklenen bu sorunların çözümü için çevreyi etkileme olasılığına sahip her yatırım ve girişimin, planlama aşamasında ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekiyor. Bu değerlendirmeler de projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), plan ve programlar için de Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) yoluyla yapılıyor.
 
ÇED ve SÇD, ilk bakışta sadece çevre odaklı konularmış gibi görünse de, kırsal ve sosyal gelişim, sürdürülebilir kaynak kullanımı, katılımcı yönetim,  çevresel adalet gibi başlıkları da içeren geniş bir alanı içine alıyor. Bu nedenle, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımı, demokrasinin kuvvetlendirilmesi, toplumumuzun geleceğini etkileyen kararlarda aidiyet duygusunun artması ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi gibi konular açısından da önem taşıyor.

“Çevreye Uyumlu Sosyo-Ekonomik Kalkınma için Sivil Toplum Hareketi”
WWF-Türkiye’nin koordinatörlüğünü yaptığı Çevreye Uyumlu Sosyo-Ekonomik Kalkınma için Sivil Toplum Hareketi”, Türkiye’de ve Balkanlar’daki beş ülkede ÇED ve SÇD süreçlerine sivil toplumun katılımını artırmayı amaçlayan uzun soluklu bir proje. Arnavutluk,  Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye olmak üzere beş yararlanıcı ülkeyi kapsayan projede, Hırvatistan da danışman ülke olarak yer alıyor.

Neyi Amaçlıyoruz?
ÇED ve SÇD konularında sivil toplumun kapasitesinin güçlendirilmesi, ilgili yasal çerçevenin geliştirilmesi, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımının ve basının konuya yönelik farkındalığının artırılması hedefleniyor.

Nerede Çalışıyoruz?
Proje etkinlikleri, Arnavutluk,  Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye olmak üzere beş yararlanıcı ülkede hayata geçirilirken Hırvatistan projede danışman ülke olarak yer alıyor.
Ulusal düzeyde politikaların değiştirilmesi için yürütülen çalışmaların yanı sıra, yerelde ÇED süreçlerini, halkın katılımı toplantılarını ve sivil toplumun etkinliklerini de izliyoruz. Bu çerçevede Türkiye’de Denizli, İzmir, Kazdağları, Edirne, Adana ve Karaman’da bu süreçleri yakından takip ediyoruz.
 
Neler Yapıyoruz?
Proje dahilinde yürütülen hibe programı ile 26 sivil toplum kuruluşuna toplam 253 bin avro finansal destek sağlandı ve bölgesel bir işbirliği ağı oluşturuldu.
 
Proje etkinleri arasında
  • ÇED ve SÇD konularında paydaş analizleri ve teknik analizler hazırlanması
  • Sivil toplum kuruluşlarına kapasite geliştirme eğitimlerinin düzenlenmesi
  • Kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları ile yuvarlak masa toplantıları yapılması
  • Mevzuatın iyileştirilmesine yönelik düzeltme önerileri sunulması
  • Sivil toplumun karar alma süreçlerindeki ulusal ve uluslararası iyi örneklerinin raporlanması
  • ÇED ve SÇD raporları için kontrol listeleri hazırlanması ve takip edilmesi
  • Halkın katılımı toplantılarına katılım sağlanması
  • Medya çalışanlarına konu hakkında bilgilendirici eğitimler verilmesi