Kaş-Kekova

Kaş –Kekova; Türkiye’nin dalış cenneti ve antik uygarlıkların beşiği. Işık ülkesi Likya’nın güneşini bugüne taşıyan bu iki eşsiz bölge, kültürel mirasının yanı sıra zengin doğası ve sahip olduğu su altı hazinesiyle her yıl binlerce turisti ağırlıyor. Antik çağa ait kalıntıların çevrelediği Kaş-Kekova, denizel biyolojik çeşitliliğiyle kültür ve dalış turizmi açısından giderek daha fazla dikkat çeken bir nokta.

Neden buradayız?


Türkiye’nin Akdeniz kıyıları nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağaları, Akdeniz foku, orfoz, orkinos gibi birçok türe ev sahipliği yapıyor. Bununla birlikte Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde deniz canlıları açısından önemli yaşam alanları oluşturan ve denizlerin akciğerleri olarak bilinen deniz çayırları da yoğun olarak bulunuyor.

Ekonomisi çoğunlukla turizm ve balıkçılığa dayalı olan Kaş-Kekova’daki denizel biyolojik çeşitlilik, Akdeniz Havzası aşırı ve yasadışı balıkçılık, doğal yaşam alanlarının kaybı, kirlilik, yabancı türler, iklim değişikliği gibi tehditlerle karşı karşıya.

Akdeniz Havzası’nda yer alan Kaş-Kekova’da son yıllarda yapılan biyolojik çeşitlilik çalışmalarının sonuçları; bölgede orfoz, lahoz, fangri gibi belirleyici türlerin popülasyonlarında ciddi azalmalar olduğunu gösteriyor.

Ne yapıyoruz?


Denizlerde oluşturulan deniz koruma alanları, turizm ve balıkçılık faaliyetlerinin doğrudan bağlı olduğu hassas deniz ekosistemlerinin korunması için en önemli araçtır.

WWF-Türkiye, Güney MedPAN Projesi kapsamında WWF Akdeniz Ofisi (MedPO) ve Garanti Bankası işbirliğiyle Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin Deniz Koruma Alanı ilan edilmesine yönelik çalışmalarını 2008-2012 arasında gerçekleştirdi. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi Deniz Yönetim Planı ve Uygulaması Projesi kapsamında yerel ve merkezi yönetimler, balıkçılar, dalış kulüpleri ve tur tekne sahipleri bir araya gelerek Kaş-Kekova Deniz Yönetim Planı hazırlandı. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen dalış, balıkçılık ve tur tekne faaliyetlerinin alanın biyolojik çeşitliliğini koruyacak şekilde düzenlenmesi için alanın zonlama haritası çıkarıldı. WWF-Türkiye, Deniz Yönetim Planı’nın etkin ve etkili bir şekilde uygulanması için alanda çalışmaya devam ediyor.

Bugüne kadar neler yaptık?
• Proje kapsamında gerçekleştirilen denizel biyolojik çeşitlilik araştırması sonucunda 30 yeni tür tespit edildi.
• Akdeniz ekosisteminin devamlılığını sağlayan deniz çayırlarını korumak ve teknelerin attığı çapaların deniz dibinde yarattığı tahribatı azaltmak için 5 adet tonozlu şamandıra sistemi kuruldu.
• Güney MedPAN ve MedMPAnet projeleri kapsamında deniz koruma alanlarında sürdürülebilir balıkçılık yönetimiyle ilgili 2. Bölgesel eğitim çalıştayı 4-11 Ekim 2010 tarihleri arasında Kaş’ta düzenlendi. Çalıştaya Akdeniz genelinde 13 ülkeden deniz koruma alanlarından sorumlu temsilcilerin yanı sıra Türkiye’den ilgili bakanlıklar, akademisyenler ve proje sorumluları olmak üzere toplam 60 kişi katıldı.
• Uzman akademisyen ve araştırmacıların desteğiyle bölgedeki denizel biyolojik çeşitlilik izleme çalışmaları tamamlandı. Bu çalışmalar kapsamında gösterge türler olan “deniz çayırları”, “orfoz” ve “lahoz” türlerinin sayımı yapıldı. Orfoz ve lahoz türlerindeki azalma eğiliminin devam ettiği tespit edildi.
• Dalışa, balıkçılığa ve çapa kullanımına kapalı olması gereken alanlar yapılan zonlama çalışmasıyla belirlendi.
• Deniz Koruma Alanı’nın yönetimi ve uygulama çalışmaları konusunda yerel kapasitenin geliştirilmesi amacıyla balıkçılar, tekne sahipleri, dalış kulübü sahipleri ve ilgili kamu kurumlarının temsilcilerinden oluşan 14 kişilik bir grup, Korsika’daki Bonifacio Deniz Koruma Alanı’nı ziyaret etti.
• Kaş-Kekova Deniz Koruma Alanı’nın geleceği için önemli olan Türkiye’nin 10 yıllık ‘Ulusal Deniz Koruma Alanları Stratejisi’ WWF-Türkiye’nin de katkısıyla hazırlanıyor.
• Deniz Yönetim Planı’nın hazırlanma sürecinde 2008-2012 arasında yapılan toplantılar, alandan görüntüler ve projede yer alan ilgi gruplarının röportajlarını içeren Kaş-Kekova'da Hayat Var belgeseli tamamlandı ve İz TV’de yayınlandı.
 / ©: Hasan Yokeş WWF-Türkiye
Kaş-Kekova'da gerçekleştirilen denizel biyolojik çeşitlilik araştırması
© Hasan Yokeş WWF-Türkiye
Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi
2002’de Patara’dan Antalya’ya kadar yaklaşık 210 kmlik deniz alanında yapılan Denizel Biyolojik Çeşitlilik araştırmasında karasal ve denizel biyolojik çeşitlilik anlamında en zengin alanlardan birinin Kaş İnceburun ve Uluburun arasındaki kıyı şeridiyle adaları kapsayan bölge olduğu belirlendi. WWF-Türkiye 2003 yılında bölgeye en yakın koruma alanı olan Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırlarının Kaş’ı da içine alacak şekilde genişletilmesi için Bakanlığa başvuruda bulundu. Bu başvuru 2006 yılında kabul edildi ve bu sayede Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi oldu.