Suya Doğru Bakmak

Burdur Gölü

Küçük bir kaplı havzada yer alan ve göle güneybatıdan giriş yapan Bozçay’la birlikte birkaç küçük dereyle beslenen, tektonik bir göldür. Türkiye’nin en derin göllerinden biri olup ( maks. 110 m), ortalama derinliği 40 m civarındadır. Sudaki soda, sülfür ve klorür konsantrasyonu yüksektir. Gölün güneybatı ve kuzeydoğusunda geniş alüvyal düzlükler bulunur. Bunlardan güneybatıda olanı, Bozçay’ın oluşturduğu, kurutulmuş sazlık ve bataklıkların halen kısmen görülebildiği küçük bir deltadır. Gölün çevresinde orman ve çalılıklarla kaplı tepeler ve dağlar vardır. Özellikle doğu ve güneyde büyük ağaçlandırma sahaları bulunmaktadır. Kuzeydeki dağların yüksek bölgelerinde ise karaçam (pinus nigra) ormanları vardır. Gölün tüm yakın çevresi tarıma açılmıştır. Bu alanların % 10’u yeraltı suyuyla sulanır. Başlıca ürünler, hububat, üzüm, meyve, sebze, badem, şekerpancarı, susam, haşhaş ve kendirdir. Yöreye özgü diğer bir tarımsal etkinlik gülcülüktür. Gülün çok değerli yağı parfüm ve besin endüstrisinde kullanılır. Kuzey ve kuzeydoğuda gül tarlaları yaygındır. Burdur kentinin kuzeydoğusu başta olmak üzere, çok yerde geniş kavaklıklar vardır. Çevredeki tepelerde ve göl kıyısındaki düzlüklerde küçükbaş hayvan otlatılır. Gölde çok az balık türü bulunur, ticari balıkçılık ise yapılmaz. Bir tür balık (dişli sazancık-Aphanius burduricus) ve bir tür zooplankton ( Arctodioptomus burduricus) göl için endemiktir.

Kuşlar
ÖKA türleri: Burdur Gölü öncelikle, kışın çok sayıda bulunan sukuşları açısından önem taşır. Nesli dünya çapında tehlike altında olan dikkuyruk için dünyadaki en önemli kışlama alanıdır (maks. 10.927-dünya kış popülasyonunun üçte ikisinden fazla). Bu tür, Burdur Gölü’nde üreme dönemi dışında kalan aylarda çok sayıda görülebilir. Kışın kaydedilen en yüksek toplam sukuşu sayısı 202.119 olup, sayılan önemli türler arasında kara boyunlu batağan (maks.25.280), angıt (temmuzda maks.1889, kışın maks. 4729, Macar ördeği (maks. 2814), elmabaş patka (maks. 57.555), tepeli patka (maks. 6000) ve sakarmeke (maks. 138.925) başta gelir. Mahmuzlu kızkuşu göl çerçevesinde kuluçkaya yatar.

Koruma ve Sorunlar

  • 1993’te göl ve çevresinde 38.125 hektarlık bir alan Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir. 1994 yılında ise gölün yaklaşık % 50’lik bir bölümü (12.600 ha), Türkiye’nin ilk beş Ramsar alanından biri olmuştur.

  • Büyük olasılıkla göl yatağındaki bazı oynamalar ve tabandaki bazı düdenlerin kapanması sonucu, Burdur Gölü’nün seviyesi 60’lı yıllarda yükselmeye başlamış, yaklaşık 6 metrelik bir artıştan sonra Mayıs 1970’te en yüksek noktaya ulaşmıştır. Bu dönemde gölün seviyesi 857,44 m, kapladığı alan 23.700 hektardır. 1971’den sonra seviye yavaş yavaş düşmeye başlamış 1986’dan sonra ise giderek hızlanan bir azalma gözlenmiştir. 1996 Mayısı’nda gölün seviyesi 848,15 m, kapladığı alan ise yaklaşık 18.500 hektar olmuştur. Bu düşüş, ciddi bir sulakalan habitatı kaybına yol açmış, sukuşları için büyük önem taşıyan sığ alanların kurumasıyla sonuçlanmıştır. Su seviyesinde görülen bu düşüş için iki makul açıklama getirilmektedir. Burdur Gölü havzasında yıllık yağış ortalaması 1984 öncesinde 422 mm iken, 1984-1991 dönemimde 347 milimetrede kalmıştır. Burdur Gölü’ne yılda ortalama 125 hm3 su getiren Bozçay’a yapılan müdahelelerin etkisi ise kendisini bu dönemde hissettirmeye başlamıştır. Bozçay’ın akışı, karamanlı, Tefenni ve belenli barajlarının (toplam 28 hm3 ) kurulması ve Karataş Gölü’nün bir rezervuara çevrilmesi (65 hm3) sonucu önemli ölçüde azalmıştır. Tüm bu projeler 11.000 hektar alanın sulanmasına yöneliktir. Son olarak, göle daha yakın bir noktada kurulacak Bozçay-Karaçal Barajı 32 hm3 su depolayacak, bununla 5006 ha arazi sulanacaktır. Son birkaç yılda Bozçay yoluyla Burdur Gölü’ne su girişi olmamıştır. Çoğu boş durumda olan barajlar, Devlet Su İşleri’nin projelerini yeniden gözden geçirmesine ve Suludere Projesi başta olmak üzere bazılarını iptal etmesine neden olmuştur. Göle sülfür, soda ve tuz girişi,üzerinde baraj olmayan küçük derelerle taşındıkları için (göle toplam yıllık katkıları 24 hm3 ) düzensiz bir artış göstermiştir. Burdur kentinde çok miktarda kuyu suyu kullanılmaktadır, ancak bunun göldeki su seviyesine etkileri bilinmektedir.

  • Bozçay_Karaçal Sulama Projesi, gölün güneybatısındaki alüvyal düzlüklerin tümüyle tarım alanına dönüştürülmesiyle sonuçlanacaktır. Kuzeybatıdaki çayırlar ise, Eğirdir Gölü’nden (ÖKA no.31) gelecek suyla 7777 ha alanın sulanmasını öngören Gönen- Keçiborlu Projesi’nin thedidid altındadır.

  • Gölün kuzeybatısında yapıına 1993 yılında başlanan uluslararası bir havaalanı, 1996 yılında henüz tamamlanmamıştı. Aynı dönemde, havaalanının birkaç kilometre kuzeyine, sulama projelerinin öngörüldüğü (Gönen-Keçiborlu Projesi) tarım alanları üzerine, tekstil ağırlıklı 160 fabrika kapasiteli bir organize sanayi bölgesi kurulması için ön çalışmalar yürütülmüştür. Gölün bir Ramsar alanı olarak önemine, bu yatırımlar için çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmamış olduğuna, DHKD ile Burdur ve Ankaralı çevre korumacıların açtıkları davalardaki ( sonra temizde iptal edilen) yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına dikkat çeken ülke çapındaki kampanyalara karşın, inşaatlara devam edilmiştir. Havaalanı,gölün sonbahar ve kış aylarında 100.000’in üzerinde sukuşu barındıran sığ kuzeydoğu bölümüne çok yakındır. Bu nedenle kuşlar ve uçakların çarpışarak kazaya neden olma riski vardır. Su seviyelerinin tekrar artması durumunda, havaalanı gölün hemen kıyısında kalacaktır. Türkiye’nin kuşlar açısından en çok önem taşıyan alanlarından birinin hemen kenarındaki bir havaalanına iniş-kalkışların, insanlar ve uçaklar için yaratacağı risklerin dikkatle incelenmesi gerekir. İlgili bakanlıklar bu projenin çevresel etkilerini mutlaka araştırmalı ve buna göre önlemler almalıdır. Organize sanayi bölgesi çalışmaları da, göldeki doğal dengenin geleceği emniyet altına alana dek durdurulmalıdır.

  • Şu anda birkaç fabrika göle atıklarını vermektedir. Önde gelen kirleticiler, Burdur’daki şeker ve süt fabrikalarıdır. Bunların atıklarında yüksek oranda nitrat ve fosfat vardır. Yine Burdur’daki Et ve Balık Kurumu’na ait bir kombina organik atık boşaltmaktadır. Ancak bu sular çevredeki bahçelerin sulanmasında kullanılmakta ve kirlilik yükü azaltılmaktadır. Gölün 15 km kuzeyindeki Keçiborlu’da bulunan kükürt madeni ve fabrikasından çıkan inorganik atıklar, Adalar Çayı ile Burdur Gölü’ne taşımakta ve döküldüğü yerde gölün ph seviyesini düşürmektedir (bu dere birkaç yıldır göle ulaşmamaktadır). Keçiborlu kükürt fabrikası yakın dönemde düşük kapasitede çalışmış olup, kapatılması söz konusudur. Gölü kirletici diğer kaynaklar, tarım arazilerinden dönen sular ve Burdur kentinin atıklarıdır. Kanalizasyonu tamamlanmakta olan Burdur ile şeker ve süt fabrikası için arıtma tesisleri kurulması gündemdedir. Ancak, bunların tam çalışır hale gelmesi birkaç yıl daha alacaktır. Kentin güneybatısında göle yakın alanlarda yapılan çok sayıda binanın göldeki kirlilik sorununu arttırması söz konusudur.

  • 1990’lara kadar gölde yoğun olarak avcılık yapılmaktaydı. 1993’deki koruma statüsüyle gelen av yasağı ve daha önemlii merkezi Ankara’daki Av ve Yaban Hayatı Koruma, Geliştirme ve Tanıtma Vakfı ile Burdur Belediyesi’nin yaptığı bilinçlendirme ve denetim çalışmaları sonucunda av baskısı çok büyük ölçüde azalmıştır.