Suya Doğru Bakmak

Gediz Deltası

İzmir’in 25 km kuzeybatısında, Gediz Nehri’nin eskiden denize döküldüğü yerde, tuzcul ve tatlısu bataklıkları, koylar, tuzlalar ve dört lagünden oluşan geniş bir kıyı sulakalanıdır.

İzmir Körfezi girişinin çamurla dolmasını önlemek için 19. yüzyıl sonlarında yatağı değiştirilen Gediz, bugün ÖKA’nın en kuzeyinden Ege Denizi’ne dökülmektedir.

Homa (1824 ha), Çilazmak (725 ha), Kırdeniz (400 ha) ve Taş ( 500 ha) lagünlerinin tuzluluk oranları yüksektir. Denizden küçük kum seddeleri ve adacıklarla ayrılırlar. Tuzlaların toplam alanı ise 3300 hektardır. Tuzlalarla İzmir kentinin arasında kalan ÖKA’nın güneydoğu bölümünü, 150 hektarlık bir tatlısu bataklığını da içine alan ve yaklaşık 5000 ha alan kaplayan bir tuzcul bataklık sistemi oluşturur. Tuzlaların kuzeyinde kalan arazi, kuru çayırlarrdan, tarım alanlarından ve küçük ağaçlık alanlardan oluşur. Kırdeniz Dalyanı’nın doğusunda, bir kurutma kanalının (S 47) oluşturduğu, 500 ha alan kaplayan, sazlıklarla kaplı bir tatlısu bataklığı vardır. Ancak, bölgedeki su sıkıntısı nedeniyle bu alan uzun yıllardır kurudur.

Bölgede, İtalyan girişimciler tarafından ilk tuzlanın açıldığı 1863’ten bu yana tuz üretimi yapılmaktadır. Bu tarihten sonra, tuzlalar sırasıyla Rum, Ermeni ve Musevi bankerler tarafından işletilmiştir. 1912’den bu yana ise Türk yönetiminde bulunmaktadır. Tekel İdaresi’nce işletilen tuzlaların 232 ha kaplayan bölümünden, Türkiye toplamının %37’sine karşılık gelen yaklaşık 500.000 ton tuz üretilmektedir. Tuz üretimi için sistemi yüksek noktalarına pompalanan deniz suyu, cazibe ile havuzdan havuza akması sağlandıktan sonra, denizin önünde yer alan havuzlarda toplanmaktadır. Buradan çıkaraılan tuzlar NaCl konsantrasyonunu % 95’den % 98’e çıkarmak için hemen havuzların kenarında kış boyunca bekletilir.
ÖKA’nın hemen doğusunda iki adet askeri havaalanı vardır.

Homa Lagünü İzmir’deki Ege Üniversitesi’nin balıkçılık araştırma alanıdır. Çilazmak Lagünü’nde ise bir kooperatif tarafından ticari balıkçılık yapılır. Yapılan kapsamlı kamuoyu oluşturma ve tanıtma çalışmaları sonucu Gediz Deltası tanınmış bir sulakalan ve İzmirliler için popüler bir ziyaret yeri haline gelmiştir. Alanda bikaç kuş gözlem kulesi ve bir ziyaretçi merkezi bulunur.

Kuşlar
ÖKA türleri:
Alan, üreyen tepeli pelikan (35 çift), flamingo (1450 çift), küçük kerkenez (25 çift), kılıçgaga ( 55 çift), kocagöz (30 çift), bataklık kırlangıcı (35 çift), akça cılıbıt (1000 çift), mahmuzlu kızkuşu (50 çift), Akdeniz martısı (900 çift), küçük sumru (205 çift) ve Hazar sumrusu (100 çift) popülasyonlarıyla ÖKA statüsü kazanır. Kışın aralarında küçük karabatak (maks. 1000), tepeli pelikan (maks. 34), flamingo (maks. 21.300) ve angıt (maks. 450) bulunan büyük sayıda su kuşunu ( maks. 25.239) barındırır.

Ek bilgi: Diğer üreyen türler arsında poyrazkuşu (25 çift), gümüş martı (1350 çift), kara gagalı sumru (1996’da 53 çift, Türkiye için ilk üreme kaydı) ve sumru (2150) çift vardır.

Koruma ve Sorunlar

  • 1980 yılında lagünleri ve tuzlaları kaplayan 8.000 hektarlık bir alan Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiş, aynı alana 1981’de SİT alanı statüsü verilmiştir.

  • Gediz Nehri’nin suyu bölgedeki tarımsal etkinliklerin can damarıdır. 1940 yılında bölgede ilk sulama çalışmaları başlamış, daha sonra akarsuyun ve kollarının üzerine üç adet baraj (sulama ve enerji amaçlı)kurulmuştur. Sulama yaoılan bölgelerde başlıca ürünler pamuk ve su yeterli olduğunda çeltiktir. Devlet Su İşleri’nin aşağı gediz Sulama Projesi dahilinde geliştirilen Menemen Sulaması, ÖKA’nın kuzeydoğusunda ve kısmen içinde kalan 23.000 ha alanda toprak ıslahı ve sulama yapılmasını öngörmektedir.

  • Gediz Nehri en azından 130 tesisin endüstriyel atıkları ve havzadaki tüm yerleşimlerin, büyük çoğunluğu arıtılmayan evsel atıkları ile kirletilmektedir. Bu kirliliğin sulakalan ekosistemi üzerindeki etkisi bilinmemektedir. Tuzlalardan karışan anaerobik suyun deniz kirliliği yarattığı tahmin edilmektedir.

  • 1990’ların başında kuzeydeki, S47 kanalı ile beslenen sazlıklar, DSİ’nin drenaj sularını da sulamada kullanılmasıyla birlikte kurumuş,bunu takiben sazlıkların büyük bir bölümü yanmıştı. Kamuoyu baskısı sonucu ilgili idari birimler girişimlerde bulunmuş, özel sektörden sağlanan finansmanla, sazlıklara temiz yeraltı suyu basan bir pompa istasyonu ve 5 kilometrelik bir boru hattı kurulmuştur.Ancak, bu uygulamayla sazlıkların sadece kışın 70, yazın 30 hektarını su basması sağlanmıştır. Ayrıca, resmi kurumlar arasında işletme giderlerinin ödenmesi konusunda çıkan anlaşmazlıklar sonucu, sistem sadece kısa bir dönem işleyebilmiştir. Bölgesel yapılan bir incelemede, sazlıklara basılan taban tuz oranınn yüksek olduğu ve sazlıklara uzun vadede zarar verebileceği ortaya konmuştur.

  • Alanın içinden düzenli olrak geçen tuz kamyonları flamingoların üreme kolonilerinde rahatsızlık yaratmaktadır. Tuz havuzlarının mart ve nisan aylarında tamir edilmesi flamingoların üremelerini geciktirebilmektedir (hatta 1995 yılında olduğu gibi bütün koloni terk edilebilmektedir.). Bu kolonilerin ekoturizm değerini arttırmak için, söz konusu sorunların ortadan kaldırılması ve üreme adalarında yapılacak bazı değişikliklerin, daha uygun üreme koşullarının sağlanması gerekmektedir.

  • ÖKA’nın koruma alanı dışında kalan güneydoğu bölümünde, İzmir Büyükşehir Belediyesi 2000 hektarlık bir alana İzmir için arıtma tesisi kurmayı planlamaktadır (bu proje için Dünya Bankası’ndan 184 milyon ABD $ tutarında kredi sağlanmıştır).

  • Bir başka plan dışında ise, ÖKA’nın yine aynı bölümüne, İzmir Körfezi’nden çıkarılacak olan aşırı kirli ve zararlı atıklarla dolu 7 milyon m3 çamurun atılamsı öngörülmüştür.

  • İzmir kenti gün geçtikçe ÖKA’ya yaklaşmaktadır. ÖKA’nın doğusunda 495 ünitelik Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, 190 ünitelik Organize Deri Sanayi Bölgesi ve çok sayıda konut inşa edilmektedir.

  • Tuzlaları genişletme planları bir süredir gündemden kalkmıştır. Şu anda tuzla için kıyıda bir liman yapımı söz konusudur.

  • Homa Lagünü’nde avlanan balık miktarı 1986’daki 70 tondan 1995 yılında maksimum 20 tona düşmüştür. Bunun başlıca nedeni olarak, Gediz’in debisindeki azalmalar ve kurutma kanallarından lagüne su akışının kesilmesi sonucu lagündeki tuzluluğun artması gösterilmiştir.