 |
|
 |

Göksu Deltası Önemli Bitki Alanı (OBA), Göksu Nehri'nin taşıdığı sedimentleıie oluşmuş, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarındaki en büyük ikinci deltasıdır. OBA, dar bir kumul bandı ve bunun arkasında uzanan tuzcul düzlükler, hafif tuzlu/tuzlu lagünler, geniş kamış yataktan ve eski nehir ve drenaj kanallarıyla bağlantılı tatlısu habitatlan içerir. Göksu Deltası'nda, biyolojik çeşitliliği ve jeomorfolojik özellikleriyle Doğu Akdeniz kıyılarında bozulmadan kalmış en iyi kumul-delta sistemlerinden biri yer alır. Alanın florasında yaklaşık 384 takson kayıtlıdır ve bunlardan 43'ü ülke çapında nadir olarak bulunur. Florasındaki nadir bitkilere örnek olarak Bassia hyssopifolia, Beta adanensis, Halopeplis amplexicaulis, Ummuş psammophilus ve Zygophyllum albüm gibi Türkiye'de yalnızca birkaç yerde kayıtlı taksonlar verilebilir. OBA aynca, Bern Sözleşmesi Ek Liste I'de yer alan dört türe ev sahipliği yapar. Göksu Deltası sahip olduğu çok çeşitli koruma statüleriyle, teoride Türkiye'deki en iyi korunan alanlardan biridir. Bununla birlikte OBA, Türkiye'de en çok tehlike altında bulunan alanlardan da biri olup çok geniş kapsamlı kurutma ve sulama projeleriyle büyük ölçüde tanm alanlarına dönüştürülmüştür. Tanm alanlarından akıp gelen kirleticiler nedeniyle OBA sulakalan sistemi, ötrafikasyon tehlikesiyle karşı karşıyadır. İkinci konut inşaattan, delta kıyılarında sürekli ve büyük bir baskı oluşturmaktadır. Alan, Göksu ve kollan üzerine inşa edilmesi planlanan bir dizi baraj inşaatı nedeniyle; deltaya nehir tarafından taşınan se-dimentlerin azalması ve deltanın jeomorfolojik yapısının bozulması gibi çok ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Alanın Tanıtımı Göksu Deltası ÖBA'sı, yaklaşık 10.069 km2 su toplama havzasına sahip Göksu Nehri'nin (tarihi adı "Kalykadnos") denize döküldüğü yerde oluşmuştur. Orta Toroslar'dan doğan Göksu Nehri yaklaşık 250 km yol katederek Akdeniz'e dökülür. Göksu Deltası, doğusunda yer alan Çukurova Deltası'ndan sonra Türkiye'nin Akdeniz kıyılarındaki en büyük ikinci deltasıdır. Önceleri Göksu Deltası'nın kuzey ucunda, bir kalenin bulunduğu tepenin yamaçlarında kurulu olan Silifke (tarihi adıyla "Seleukeia-ad-Kalykadnom"), günümüzde delta ovası boyunca Göksu Nehri'nin her iki kenarına da yayılmış durumdadır. Deltanın kıyılarında dar bir kuşak halinde uzanan kumul bitki örtüsü çok büyük bir alan kaplamasa da, çoğunlukla çok iyi durumdadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, deltanın kumul bitki örtüsünde altı birlik tanımlanmıştır. Bu birlikler; Alhagi man-nifera, Cyperus capitatus, Euphorbia paralias, Ononis natrix, Pancratium maritimum ve Sporobolus pungens türleriyle karakterize edilir. Kumlu tuzcul düzlükler, genellikle bitki örtüsü içermez ve erozyona uğrar. Buralarda, ülke çapında nadir Zygophyllum albüm popülasyonlan yer alır. Karaya doğru hafif tuzlu ve tatlısu içeren, mevsime bağlı olarak nemlenen çukurlarda Holoschoenus vulgaris, Juncus acutus, Phragmites australis ve Vitex agnuscastus gibi türler ağırlıktadır. Sabit kumullar üzerindeki Myrtus communis-Pistacia lentiscus çalı toplulukları alanın çeşitliliğine katkıda bulunur. Sabit ya da mevsime bağlı olarak ortaya çıkan tuzcul bataklık bitki örtüsü, Akgöl'ün kuzeyinde ve doğusunda, Paradeniz Gölü'nün güneyinde ve Kuğu Gölü çevresinde görülür. Daha tuzcul kesimlerde bitki örtüsü bulunmaz. Orta derecede tuzcul bataklıklarda ise, Arthrocnemum glaucum-Hab'mione portulacoides-Halocnemum strobüaceum-Salicornia europaea açık tuzcul bataklık topluluğu hakimdir. Hafif tuzlu kesimlerde karakteristik olarak Cressa cretica, Juncus acutus ve Tamam smyrnensis bulunur. Deltada yetişen nadir türler arasında, buradan başka Türkiye'de yalnızca Çukurova Deltası'nın batı bölümünde kayıtlı olan Halopeplis amplexicaulis ve Me-sembryanthemum nodiflorum sayılabilir. Eskiden çok daha tuzlu olup az miktarda bitki örtüsü içeren Akgöl'de günümüzde, Potamogeton pectinatus ve Ruppia cirrhosa ağırlıklı açık su bitki örtüsü yer alır. Akgöl'ün, 1960'lı yıllardan beri tarım alanlarından gelen, kirli suların akıtıldığı drenaj çukuru olarak kullanılması, gölde yoğun bir ötrofikasyona neden olmuştur. Hızlı ötrofikasyon sonucu gölde çamur tabakası meydana gelmiştir. Yer yer agğa çıkmış kumlu göl tabanlarında, Chara canescens ve Lamprothamnium papulosum gibi nadir ka-rofit kolonilerine rastlanır. Açık su ve bataklık habitatların yanyana sıralandığı deltada, geniş bataklık bölümlerde yaygın olarak, Bulboschoenus maritimus, Phragmites australis, Schoenoplectus litoralis ve Typha spp. yetişir. Deltada, Göksu Nehri'nin eski ve yeni yataklanyla bağlantılı daha küçük tatlısu bataklıkları da yer alır. Bu bataklıklar ve daha az kirlenmiş drenaj kanalları boyunca gelişmiş sucul florada, Najas minör, Potamogeton nodosus, P.pectinatus ve Ranunculus sphaerospermus gibi türler yetişir. Alandaki diğer su kaynaklarından biri olan Paradeniz Dalyanı, daha tuzlu bir yapıya sahiptir. Paradeniz Dalyanı yalnızca Ruppia cirrhosa tuzcul çayır topluluklarına ev sahipliği yapar. Fiyat Gölü tamamen sık Phragmites-Typha boylu bataklık bitki topluluklarıyla kaplanmış durumdadır. Kuğu Gölü ise mevsime bağlı oluşan geçici bir göl karakterinde olup, genellikle bitki örtüsünden yoksundur. Göksu Deltası'nın bitki örtüsü, hemen doğusundaki Çukurova Deltası ile pek çok ortak özellik taşır. Her iki delta da, Türkiye'nin Akdeniz sahillerinde bozulmadan kalabilmiş en iyi kumul ve delta bitki örtüsü örneklerini içerir. OBA florasında yaklaşık 384 tak-son kayıtlıdır. Bunlardan 43'ü ülke çapında nadir olarak bulunur. Nadir bitkilerin en önemlileri arasında, Bassia hyssopifolia, Beta adanensis, Halopeplis amplexicaulis, Bromus psammophilus ve Zygophyllum albüm gibi Türkiye'de yalnızca birkaç alanda kayıtlı taksonlar sayılabilir. Avrupa Kıyı Koruma Birliği (EUCC) Göksu Deltası'nı, kumul jeomorfolojisi ve doğa koruma ağsından Doğu Akdeniz kıyılarında bulunan en önemli alanlardan biri olarak belirlemiştir. Bu değerlendirmenin temelinde, alandaki kumul ekosistemlerinde görülen çeşitlilik; kumul habitatlarla diğer habitatlar arasındaki mükemmel geçiş habitat örnekleri; deltanın genel olarak bozulmamış yapısı ve mevcut ekosistemlerin dinamik bir sistem olarak işlev görmeyi sürdürmesi gibi nedenler yer alır. Nadir Türler KÜRESEL ÖLÇEKTE TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER [5 TAKSON] Alliumjunceum ssp. tridentatum [END, V], Bellevalia modesta [END, V], Beta adanensis [V], B. trojana [END, V*], Bromus psammophilus [END, E*] AVRUPA ÖLÇEĞİNDE TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER [3 TAKSON] Anthemis arenicola var. arenicola [END, R], Hyperi-cum polyphyllum ssp. polyphyllum [END, R], Typha minima [n/l] ULUSAL ÖLÇEKTE NADİR DİĞER TÜRLER [35 TAKSON] Alhagi mannifera [K], Ambrosia maritima [V], Am-mania baccifera [R], Arthrocnemum glaucum [R], Arum dioscoridis var. liepoldtii [R], Atriplex patula [K], Avena clauda [l], Bassia hyssopifolia [n/l*], Biscutella didyma [R], Bupleurum lancifolium [R], Carthamnus tenuis ssp. tenuis [R], Chenopodium albüm ssp. albüm var. microphyllum [R], Cutandia memphitica [V], Cyprinagracilis [R], Daclyloctenium aegyptium [R], Daucus littoralis [V], Eclipta prostrata [V], Elymus farctus ssp. farctus var. farctus [R], Halopeplis amplexicaulis [l*], Helianthemum stipu-latum [M], Heliotropium bovei [R], Juncus rigidus [K\, Lathyrus gorgoni var. pilosus [R], Limonium graecum var. graecum [M], Lmeyeri [M], Melilotus elegans [R], Mesembryanthemum nodiflorum [R], Pancratium maritimum [M], Sabola kali [R], Solanum woronowii [K], Suaeda confusa [M], Tamam tetragyna [n/l*], Vida biennis [R], Zizyphus lotus [R], Zygophyllum albüm [E*] Doğa Koruma - OBA, sahil dışındaki bölümler de dahil olmak üzere, çeşitli koruma statüleri ile koruma altındadır.Buna karşın, deltanın uygulamada tam olarak korunduğu söylenemez. Deltadaki sulakalanlar, 1989 tarihinde Orman Bakanlığı tarafından Yaban Hayatı Koruma Sahası (4350 ha) ilan edilmiştir. Tüm delta ve deniz kuşağı 18.01.1990 tarihinde Çevre Bakanlığı tarafından Özel Çevre Koruma Alanı (23.600 ha) ilan edilmiştir. Deltanın 8650 ha bölümü13.07.1994 tarihinde Türk Hükümeti tarafından beşRamsar alanından biri olarak belirlenmiştir. Sonolarak, deltanın tamamı 12.02.1996 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından I.derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir.
- Göksu Deltası, aralarında Küresel Ölçekte Tehlike Altında bulunan yaklaşık 6 kuş türünün de yer aldığı yerli kuş türlerinin büyük üreme popülasyonlan,göç sırasında çok sayıda çeltikçi ve leylek popülasyonlan ve kışı geçiren su kuşlarının zengin popülasyonları gibi içerdiği olağanüstü kuş faunası nedeniyle Önemli Kuş Alanı (OKA No. 73) olarak belirlenmiştir.
- OBA, Tarihi Isauria, Lykaonia ve Kilikia Bölgelerindeki Toros Dağları Bitkisel Çeşitlilik Merkezi (SWANo. 15) olarak tanımlanan bölgede yer alır.
- Alanda Bern Sözleşmesi Ek Liste I'de yer alan dörttür bulunur: Beta adanensis, B.trojana, Bromuspsammophilus ve Typha minima.
- Alanda bulunan Bern Sözleşmesi'ne göre TehlikeAltındaki Habitatlar: 25.52 - Akdeniz boylu Juncustuzcul bataklıkları, 15.8 - Akdeniz tuzcul stepleri,16.2112 -Akdeniz embriyonik kumulları, 16.2122 -Akdeniz beyaz kumulları, 16.224 - Doğu Akdeniz sabit kumulları, 16.227 -Tek yıllık seyrek Gramineaekumul toplulukları, 21 - Kıyı lagünleri.
Tehditler ve Diğer Koruma Konuları - Deltada büyük ölçüde (10.180 ha) turunçgil, buğday, pirinç, çilek, süs bitkileri ve seralarda da domates üretimi yapılmaktadır. Deltada yaşayan 4500 kişilik nüfusun yaklaşık %80'i tarımla uğraşmaktadır. Deltada tarımın gelişimi yıllar önce yaklaşık1200 ha büyüklüğündeki Tekfur Bataklığı'nın kurutularak tarım alanlarına dönüştürülmesiyle başlamıştır. Devlet Su İşleri'nin (DSİ) Aşağı Göksu Sulama Projesi'nin I. aşaması 1972 yılında tamamlanmıştır. Bu aşamada 5500 ha alan sulanabilecek duruma getirilmiştir. Bu projenin 1996 yılında ertelenen üçüncü. aşamasında, deniz seviyesinin 2 m aşağısındaki 4060 ha arazinin daha ıslah edilmesinin planlandığı öğrenilmiştir. Ayrıca, deltadaki bazı habitatların, mutlak koruma altında bulunanlarda dahil olmak üzere, yöre halkı tarafından tarım alanlarına dönüştürüldüğü de bilinmektedir.
Deltanın yarı doğal alanlarının bu şekilde doğrudan tahrip edilmesinin yanı sıra, tanm arazilerinde yoğun olarak kullanılan kimyasal gübre ve ilaçlann sulakalan ekosistemlerinde ötrofikasyona neden olması ve geleneksel otlatma düzeninin değişmesi gibi tehlikelerle de OBA dolaylı olarak tehdit altındadır. - Göksu Nehri, şu anda, Türkiye'de bozulmadan kalabilmiş birkaç nehir sisteminden biridir. Planlanan büyük hidrolojik mühendislik projelerinin hiçbiri henüz gerçekleştirilmemiş olsa da; hazırlanan buprojeler, deltanın su sitemindeki dengeyi bozmaya yönelik potansiyel birer tehdittir. Bu projelerden en büyüğü nehrin yukarı kesimine, Silifke'ye 10 km uzaklıkta yapımı planlanan Kayraktepe Barajı'dır.Yaklaşık 991 GWh/yıl elektrik üretimi beklenen bubarajın yapımı, deltanın yukarısında 150 km uzunluğundaki bir vadide suyun toplanmasına, yerel halktan yaklaşık 10.000 kişinin yerinden edilmesineve nehir yoluyla deniz kıyısına taşınan mil akışının büyük ölçüde değişmesine neden olacaktır. Bu projeye en önemli mali desteği sağlayacak olan Dünya Bankası maliyet, çevre ekonomisi ve sosyal/çevresel nedenlerle, projeyi desteklemekten vazgeçmiştir. Bunun üzerine Türk Hükümeti proje önerisinin yeniden değerlendirilmesi ve yeni mali kaynaklar aranması yönünde çalışmalara başlamıştır. Bu projeyeek olarak, DSİ'nin Göksu Nehri üzerine sekiz hidroelektrik santrali daha yapılması yönünde girişimleri olduğu şeklinde de bir duyum alınmıştır.
- DSİ aynca 17 km uzunlukta bir tünelle GöksuNehri'nin akış yönünü değiştirerek; Toros Dağları arasından kuzeye taşınmasını ve Konya Ovası'nın sulanması amacıyla kullanılmasını öngören bir başka büyük proje planlamaktadır. Bu bağlamda, Göksu Nehri'nin yukan kesimlerinde üç baraj inşaatı (Bozkır, Bağbaşı ve Avşar) daha söz konusudur.
- Deltadaki kıyı şeridinin yaklaşık %25'i yazlık konut inşaatlarıyla yerleşim alanına dönüştürülmüştür. Deltanın batı ucunda Taşucu-Denizkent yöresi ve doğudaki Susanoğlu ve Altınkum sahilleri arasında, 1990'lı yıllann sonuna kadar, yaklaşık 6000yazlık ev ve toplam 19 tatil sitesi inşaatı tamamlanmıştır. DHKD'nin sürdürdüğü bir kampanya sonucunda, deltanın ortasında Akgöl ve Paradeniz gölleri arasındaki sahilde, büyük bir yerleşim biriminin inşaatı durdurulmuştur. Buna karşın, bu yerleşim birimiiçin imar izni alınması yönündeki girişimler sürmektedir.
Alanın içerdiği OBA kriterleri: - Al: 5 Küresel Ölçekte Tehlike Altındaki Tür (3 Bern Sözleşmesi Ek Liste I türü dahil)
- A2: 3 Avrupa Ölçeğinde Tehlike Altındaki Tür (l Bern Sözleşmesi Ek Liste I türü dahil)
- B: Zengin Tür Çeşitliliği İçeren Genel Habitatlar-15,16
- C2: Tehlike Altındaki Doğal Habitatlar -15.51, 15.8, 16.2112, 16.2122, 16.224, 16.227, 21
Kaynaklar Yarar ve Magnin (1997). Andrew Byfleld, Halil Çakan
|
 |