En derin yeri 13 m olan büyük bir tektonik ve oligotrofik göldür. Gölün ortası boğaz şeklinde daralır, kuzeyde kalan ve güneye göre daha sığ olan bölüme Hoyran Gölü adı verilir. Göl, yazın genelde kuruyan üç dere ve birkaç kaynakla beslenir. Tek gideğen güneydedir ve su buradan Kovada Gölü’ne akar. Göl suyu sulama üç dere ve Isparta ile Eğirdir kentleri için içme suyu amacıyla kullanılır. Gölün kuzey kıyılarında çoğunluğunu elma bahçelerinin oluşturduğu tarım alanları vardır. Bunun dışında sarp kayalıklar, tepe ve dağlar gölü çevreler. Doğuda, Yalzaç Çayı’nın ( ya da Akçay) göle karıştığı noktanın hemen kuzeyinde geniş sazlıklar bulunur, bunun dışındaki tek kayda değer sazlık alan kuzeybatıdadır.
Gölde tutulan en önemli balık türü sadaktır (Stizostedion luciperca). Bu tür, 1995 yılında, alman bilimadamı Numann’ın tavsiyesi üzerine göle atılmıştır. 25 yerleşim yerinden 300’ün üzerinde balıkçı gölde balıkçılık yapar.
Kuşlar
ÖKA türleri: Alan, bölgede kışlayan küçük karabatak (maks. 81), Macar ördeği (maks. 1503), elmabaş patka (maks.15.198), tepeli patka (maks. 12.665) ve sakarmeke (maks.64.419) gibi türlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda sukuşu ile (maks. 107.199) ÖKA statüsü kazanır.
Koruma ve Sorunlar
- Göl İçme ve Kullanma Suyu Koruma Sahası statüsüne sahiptir.
- Devlet Su İşleri’nin işletmedeki ve inşa halindeki sulama, içme suyu ve enerji (ortalama 225 hm3/yıl su gereksinimi olan 1960 ve 1971 yıllarında inşa edilmiş Kovada santralleri için) amaçlı projeleriyle, gölden yılda toplam 355 hm3 su alınması öngörülmektedir. Ancak, su açığı yüzünden artık yılda sadec 150 hm3 sulama için ve 30 hm3 içme suyu olarak kullanılabilmektedir. Her iki hidroelektrik santral da 1990’dan bu yana çalışmamaktadır.su kullanımındaki azalmalara karşın, gölün su seviyesi son 25 yıl içerisinde 2,5 m düşüş göstermiştir. Bu azalmanın göl havzasındaki sulara yapılan müdahelelerden mi, yoksa azalan yağışlardan mı kaynaklandığı bilinmemektedir ( bu döneme ait veriler yağışta %15-20’lik bir azalma göstermektedir). Bu durumda gölden su alımını içeren tüm projeler tekrar değerlendirilmeli ve gölün ekolojik dengesine zarar vermeyecek şekilde, gerçekçi su bilançoları üzerinden yeni hesaplamalr yapılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında, Gönen-Keçiborlu Sulaması (bkz. Burdur Gölü ÖKA no. 30) ve 30 hm3 /yıl suya gereksinim duyacak üçüncü bir hidroelektrik santralın kurulması gibi projeler gerçekçi gözükmemektedir.
- Hoyran Gölü’nün kuzeyi başta olmak üzere, göl çevresindeki bataklık ve bozkırlar büyük öçüde kurutulmuş ya da ıslah edilmiştir.
- Eğirdir kentinin atıkları, arıtma tesisi 1995’te tamamlanmadan önce arıtılmadan göle boşalmaktaydı. Gölün güneyinde birkaç meyve suyu fabrikası kurulmuştur. Gölden Kovada Gölü’ne akan suda görülen toplu balık ölümlerine, soğuk hava depolarından boşaltılan amonyağın neden olduğu saptanmıştır. Tarım ilaçlarının da gölü kirlettiği belirlenmiştir.
- Göldeki balık endüstrisi son otuz yılda büyük düşüş göstermiştir. 1977’de 2852 ton kerevit (Astacus leptodactylus) tutulmuş (Türkiye toplam üretiminin % 70’), bu miktar 1984’de 2010 ton olarak gerçekleşmiştir. Ancak, kerevittegörülen mantar hastalığı nedeniyle 1986’da sadece 10 ton yakalanmıştır. 1990’da ise sadece bir ton tutulan kerevitin yakın dönemde tekrar artmaya başladığı kaydedilmiştir. Benzer şekilde, tutulan sazan (Cyprinus carpio ) miktarı da 1969’daki 500 tondan 1990’da 35 tona düşmüştür. Bu düşüşe ise büyük ölçüde, etobur bir balık olan sudağın yol açtığı saptanmıştır. Azalma eğiliminde olmakla birlikte, sudak gölde halen önemli miktarlarda yakalanmaktadır: 1979’da 472 ton, 1990’da 110 ton. Sudağın göle atılmasından sonra, sekiz balık türünün nesli tükenmiştir. Balıkçı sayısı tüm bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiş, 1978’te 2500 kişiden, 1993’te 350 kişiye düşmüştür.