Suya Doğru Bakmak

Tuz Gölü

Türkiye’nin ikinci büyük ve en tuzlu gölüdür (maks. 190.000 ha). Gölün kapladığı alan boyunca büyük değişimler göstermektedir. Bahar aylarında suyun derinliği 1,5 metreye ulaşır ve göl alanı en geniş durumuna gelir. Yaz sonlarına doğru ise (belli bölümlerin, özellikle Şereflikoçhisar’ın güneyindeki 3500 hektarlık bir alanın dışında) gölün büyük bir bölümü kurur. Kuzeyde gölün daraldığı yerde, sadece yazın geçirilen ve 16. yüzyılda taşlarla stabilize edildiği bilinen bir yol vardır.400 mm/yıl’dan az ortalama ile bölge Türkiye’nin en düşük yağış alan bölgesidir. Göl iki çay, yeraltı suyu ve yüzey akımıyla beslenir. Doğal olmayan sürekli bir su girişi ise 150 km uzunluğundaki Konya Ana Tahliye Kanalı’yla taşınan atık sulardır. Kanal ve çayların göle giriş yaptığı yerlerde hafif tuzlu bataklıklar oluşmuştur. Gölün kuzey, batı ve doğusunda sadece bir bölümü sulanan hububat tarlaları bulunurken, özellikle güneybatıda, yağışlı dönemlerde sular altında kalan geniş tuzcul stepler uzanır.
Tuz Gölü sularının tuzluluk oranı % 32’dir. Göl tabanı 1-30 cm kalınlığında bir tuz tabakasıyla kaplıdır. Bu da Türkiye’nin toplam tuz üretiminin %55’ini sağlayan bir tuz endüstrisinin gelişmesini sağlamıştır. Tekel’e bağlı ve toplam 1200 ha alan üzerinde kurulu üç tuz işletmesi tarafından yılda ortalama 750.000 ton tuz üretilir.

Kuşlar
ÖKA türleri:
Tuz Gölü’nün güneyindeki bir grup adacığın üzerinde ülkemizdeki en büyük flamingo kolonisi yaşar. 1992’de havadan yapılan bir sayımda, koloninin 14.000 çift flamingo barındırdığı belirlenmiştir. Küçük kerkenez göl çevresindeki köylerde yaygın olarak üreyen bir türdür. Kılıçgaga ve büyük cılıbıt da kuluçkaya yatar. Kışın sakarca (maks. 12.500) görülür.

Koruma ve Sorunlar

  • Tuz Gölü 1992’de SİT Alanı ilan edilmiştir.

  • Çumra Sulaması’ndan dönen suları toplayan ve 1974’te tamamlanan yaklaşık 150 km uzunluğundaki Ana Tahliye Kanalı (bkz. ÖKA no. 67,68 ve 69). Bolluk ve Terkasan göllerine (ÖKA no. 70 ve 71) teğet geçtikten sonra, flamingo üreme adalarının hemen on kilometre uzağından Tuz Gölü’ne karışır. Kanal, geniş bir alanın tarımsal atıklarının yanı sıra, nüfusu bir milyona varan Konya şehir merkezinin ve çok sayıda endüstri tesisinin hiç arıtılmamış atıklarını taşır. Çumra Ovası’nda bir yılda kullanılan 1105 ton tarım ilacıyla 446 ton gübrenin artıkları, mandıraların, alüminyum ve bakır fabrikalarının, deri sanayi bölgesinin ve LPG dolum tsislerinin atıkları kanaldan akar. Bu yolla büyük miktarlarda göle karışan maddelerin arasında azot, yağ, fosfor, kükürt ve organik atıklar ile boraks, demir, kurşun, arsenik, çinko, kadmiyum ve cıva gibi ağır metaller bulunur. Kanal göle 1992 yılında 78 hm3 kirli (ve tatlı) su taşımıştır. Çeşitli raporlarda göldeki hakim akıntıların, kirletici ve tortuların büyük bölümünü gölün güneyinde topladığı ve tuzlalarda henüz tehlikeli boyutta bir kirliliğin görülmediği kaydedilmiştir. Ancak, su seviyelerindeki artışların bu atıkları tüm göle yayacağı da belirtilmektedir. Ayrıca, tuzlu bir sulakalana bu kadar çok ek tatlı su girişinin nasıl bir etki yarattığı bilinmemektedir. Bu arada tuzlalardan birinde, tuz konsantrasyonunda %95’ten %85’e varan düşüşler olduğu rapor edilmiştir. Çumra Ovası’nda daha fazla alan sulandığında ve Konya’daki nüfus ve endüstriyel tesis sayısı arttığında-arıtma tesisleri kurulmadığı takdirde-Tuz Gölü üzerindeki baskılar çok daha fazla artacaktır.

  • Kirliliğin etkilerini arttıran bir etken de, göle akan başlıca kaynakların üzerine 165,8 hm3 ‘lük Mamasın Barajı (1962) ile 8,5 hm3‘lük Cihanbeyli Göleti’nin (1992) inşa edilmesiyle temiz su girişinin azalmış olmasıdır.

  • Düşük toprak kalitesi ve su azlığı nedeniyle, gölün yakın çevresindeki tarım alanları için herhangi büyük çaplı sulama projesi bulunmamaktadır. Göle en yakın sulama, güneydoğuda Mamasın Barajı’nın sularıyla göl ve aksaray arasındaki alanlarda yapılmaktadır. Devlet Su İşleri’nin bölgedeki çalışmaları arasında, Gölyazı yakınlarında 380 ha alanın kurutulması ve kuzeybatıdaki Tuzyaka başta olamak üzere çeşitli yerlerde taşkın kontrolü tesisleri yapılması gösterilebilir. Tuz Gölü’nün güneyindeki Eşmekaya Sazlığı (ÖKA no. 66) bir sulama projesinin büyük tehdidi altındadır. Sulama ve kurutma projeleri olmadan da, yıllar boyunca göl çevresindeki tuzcul stepler birçok yerde hububat üretim alanına dönüştürülmüştür. Tuz Gölü çevresinde geriye kalan stepleri koruyabilmek için bölgedeki her türlü tarımsal yoğunlaşmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.

  • Tuzlaların büyütülerek (bugünkünün üç katına), tuz üretiminin yılda üç milyon tona çıkarılması hedeflenmektedir.