Marmara denizi’nin güneyinde yer alan sığ ( maksimum 6 m derinlik), bulanık, ötrofik bir tatlısu gölüdür. Gölü besleyen başlıca su kaynağı Mustafakemalpaşa (Kirmastı) Çayı’dır. Gölün tek gideğeni ise kuzeybatıda olup Kocaçay’a ( Susurluk ya da Simav Çayı) karışır. Gölde dört ada bulunur. Batı kıyılarının tümü ve Mustafakemalpaşa Çayı’nın her iki yanı kilometreler boyunca seddelenmiştir. Bu çayın göle karıştığı yerde büyük bir bölümü tarıma açılmış olan küçük bir delta oluşmuştur. Bu deltada geriye kalan doğal alanlar, sadeceçayın her iki yanındaki ılgınlıklarla ( Tamarix) kaplı kumluk arazilerdir. Gölün güney vebatı kıyılarında aralarında ağaç kümecikleri bulunan çok geniş sazlıklar uzanmaktadır. Kuzey ve doğuda ise sazlıklar daha az yer kaplar. ÖKA sadece güneyde zeytinlik, makilik ve ağaçlıklarla kaplı dik yamaçlarla sınırlanmıştır. Bunun dışında göl tarım alanları ve küçük söğütlüklerle çevrelenmiştir. Göl suları çevredeki tarım alanlarının sulanmasında kullanılmaktadır.
Balıkçılık göldeki en önemli insan etkinliğidir.; Gölyazı gibi köyler büyük ölçüde balıkçılığa bağımlıdır.
Kuşlar
ÖKA türleri: Uluabat Gölü, küçük karabatak ( 300 çift), alaca balıkçıl ( 30 çift) ve kaşıkçı (75 çift) için önemli bir üreme alanıdır. Kışın gölde aralarında küçük karabatak ( maks. 10787), tepeli pelikan (maks. 136), elmabaş patka ( maks. 42.500), tepeli patka (maks 13.600) ve sakarmekenin de ( maks. 321500) gözlenebileceği, büyük sayılarda sukuşu bulunur. Alanda 1996 Ocak ayında sayılan 429.423 sukuşu, 1970’ten beriTürkiye’de bir gölde kaydedilen en yüksek sukuşu sayısıdır.
Ek bilgi: Gölde üreyen diğer önemli kuşlar arasında küçük ak balıkçıl (25 çift) ve çeltikçi (10 çift)sayılabilir.
Koruma ve Sorunlar
- Alanın koruma statüsü yoktur.
- 1937-1993 yılları arasında, gölün batı kıyıları ve çayın Mustafakemalpaşa ilçesi ile göl arasında kalan bölümüboyunca inşe edilen seddelerle 14.880 ha taşkın alanı kurutulmuştur. Bu alan daha sonra tümüyle sulu tarım arazisine çevrilmiştir. Yeni oluşan delta da çok geçmeden tarımsal amaçlı olarak istila edilmiş ve ortaya çıkan tüm doğal alanlar, toprak tarım makinalarıın ağırlığını kaldırabileceği anda ekilmeye başlanmıştır. Bu tarımsal ilerlemenin durdurulması ve deltanın geriye kalan doğal alanlarının korunması gerekmektedir.
Göl suları kuzey ve doğuda kalan 6350 ha tarım arazisini sulamak için pompalarla çekilmektedir. Mustafakemalpaşa yakınlarında 20.250 ha alanı sulamak amacıyla Mustafakemalpaşa Çayı’ndan su alınması sonucu, gölen gelen su miktarında azalma olmaktadır. Gölün 20 km güneydoğusunda, Mustafakemalpaşa Çayı’nın iki ana kolundan bbiri olan Kocasu üzerine inşa edilmesi planlanan Çınarcık Barajı, göle su girişini azaltabilecek bir diğer etkendir.bu barajda toplanacak 373 hm3 su, 11 kilometrelik bir tünel yoluyla, gölün hemen güneydoğusuna inşa edilecek ve 548 Gwh/yıl enerji üretecek olan Uluabat hidroelektrik santralına ulaştırılacaktır. Santraldan geçen su bu kez göle bu taraftaki bir noktadan girecektir. Devlet Su İşleri, bu projenin göl ekesistemi üzerindeki etkileri ( örneğin su seviyesi dalgalanmalarında azalma, göl içi su dinamiğinde değişimler gibi) konusunda herhangi bir çalışma yaptırmamıştır.
- Gölün birkaç kilometre güneyinden yeni bir Bursa-İzmir otoyolu geçirilmek istenmektedir. Bu durum, göl yakınında yapılaşma baskısını beraberinde getirecek olmakla birlikte, Bursa Belediyesi tarafından yapılan planlarla, göl ve çevresinin bu tür gelişmelerden korunması sağlanmıştır.
- Mustafakemalpaşa Çayı, Güney Marmara ve Kuzey Ege’nin büyük bir bölümünü drene etmesinden dolayı göle yüklü miktarda evsel ve endüstriyel atık taşımaktadır. Çevredeki tarım alanlarından dönen sular da göle girmektedir. Bu kirlilik gölü ötrafikasyon tehlikesi ile karşı karşıya bırakabilecektir. Artan kirlilik yüzünden gölü Bursa’nın içme suyu kaynağı olarak kullnama projeleri şimdilik gündemden çıkmıştır.
- Gölde yasak mevsimlerde ve aşırı miktarlarda balık avcılığı sürmektedir. 1986’da mantar hastalığı başlayana kadar göl, Türkiye’nin toplam kerevit (Astacus leptodactylus) üretiminin %30’unu karşılamaktaydı. Yakın dönemde kerevit popülasyonunun yeniden toparlandığı rapor edilmiştir.