WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Bafa Gölü ve Azap Gölü yakınında, Söke’ye bağlı Avşar Köyü'nde Leylekleri Koruma Çalışması başlatıldı...

Uzun yıllardır Avşar Köyü’nde konaklayan ve yavrulayan leylekler yöre halkı tarafından sevilmektedir. Ancak, elektrik tellerinden özellikle yavru leylekler zarar görmektedir. Çalışma kapsamında leylekleri koruma amacıyla yuvalama platformları yapıldı. Ayrıca, Leylekleri, Avşar Köyü, Myus Antik Kenti (Avşar Kalesi) ve Azap Gölü’nü tanıtan broşürler basıldı ve alanda çeşitli noktalara dikildi.

Uzun vadede leyleklerle birlikte yaşayan Avşar Köyü’nde ekoturizm çalışmaları planlanmaktadır.

ÇalışmayıWWF-Türkiye, Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Aydin İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, EKODOSD (Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği)  ve Soke/Avsar Koyu Muhtarlığı ile birlikte yürütüyor.

Bafa Projesi Sulak Alan Egitimi gerceklestirildi...

WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Çevre ve Orman Bakanlığı (Sulak Alanlar Şubesi, Aydın İl Çevre ve Orman Müdürlüğü) ile birlikte koordine ettiği Bafa Gölü’nün Akılcı Kullanımına Doğru Projesi etkinlikleri devam ediyor. Proje süresince örnek damla sulama uygulamaları, çiftçi  toplantıları, Sulak Alan Yonetim Planlanması ile Proje Geliştirme eğitimleri ve Yönetim Planı toplantıları düzenlenmektedir.

Proje kapsamında 13 Haziran 2008 Cuma günü Söke-Aydın’da Sulak Alan Eğitimi gerçekleştirildi. Söke Ziraat Odası’nın ev sahipliğindeki toplantıya farklı kurumları temsilen 45 kişi katıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Sulak Alanlar Şubesi, Aydın İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve WWF-Türkiye’nin yaptığı sunumların sonrasında değerlendirmelerde bulunuldu. Kuruyan ve kirlenen Bafa Gölü’nün sorunlarına yerelde, somut ve katılımcı çözümler bulmak amacıyla Sulak Alan Yönetim Planı çerçevesi ortaya kondu. Kamu kurumları, özel kurumlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, basın, çiftçilikve balıkçılıkla uğraşanlar gibi tüm ilgi gruplarının birlikte çalışmasını öngören Yönetim Planı sürecinde sorunları, çözümleri ve uygulamayı birlikte gerçekleştirmenin gerekliliğinden bahsedildi.

Bundan sonraki toplantılar, Yönetim Planı çerçevesini oluşturmak üzere sırasıyla sorunları, çözümleri ve uygulamayı oluşturmak üzere gerçekleştirilecektir.

WWF-Türkiye olarak girdiğimiz bu uzun çalışma sürecinde, Bafa Gölü’nün koruma-kullanma dengesi içinde, insan ve diğer canlılara yaşam vermeye devam etmesi için birlikte çalışmamız gerekiyor. Bu amaçla, proje ekibi olarak  tüm ilgi gruplarına ulaşmaya ve yüz yüze görüşmeye çalışıyoruz

Proje sonrasında da akılcı tarımsal sulama, kirliliğin engellenmesi, eko-turizm, biyolojik çeşitlilik konularında yerelde ve birlikte uygulamalar yapılması planlanmaktadır.

Bilgi için: Çağrı Deniz Eryılmaz, Su Kaynakları Projesi Alan Koordinatörü ceryilmaz@wwf.org.tr

 

6. Ramsar Avrupa Bölge Toplantısı Stockholm’de yapıldı

Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunmasına ilişkin sözleşme olan Ramsar’ın Avrupa Bölge Toplantısı; deneyim paylaşımı, belirli bölgelerde sorunları değerlendirme, başarılar ve gelişmeleri paylaşma, sulak alanların iletişimi, eğitimi, katılımı, bilinç artırımı etkinlikleri ve önümüzdeki yıllarda RAMSAR Sözleşmesinin etkin biçimde uygulanması konularının değerlendirilmesi amacıyla 3-7 Mayıs 2008’de Stockholm’de gerçekleştirildi. Toplantıya 37 ülke ve 16 uluslararası kuruluştan 100e yakın temsilci katıldı. Tükiye’yi temsilen temsilen sözleşmenin ülkemizde uygulanmasından sorumlu olan Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Şubesi ve STK odak noktası olarak WWF-Türkiye’den (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) oluşan 6 kişilik heyet temsil etti. Heyet tarafından hazırlanan ülkemiz sulak alanlarının biyoçeşitlilik ve peyzaj zenginliği, sulak alan yönetmeliği ve uygulamaları içeren dört farklı ingilizce poster sunuldu. Toplantılarda Türkiye’nin sulak alanlarında çalışmalar, deneyimler ve başarı öyküleri diğer katılımcılarla paylaşıldı. 

Toplantıda öne çıkan başlıca konu Ekim ayında; "Sağlıklı Sulak Alanlar-Sağlıklı İnsanlar" temasıyla Güney Kore-Changwon kentinde düzenlecek 10. Taraflar Konferansı  (COP 10) hazırlıklarıydı. Toplantıda ayrıca; Sözleşmenin ulusal ölçekte uygulama durumu ve sorunları, taşkın yönetimi, ekosistem hizmetleri için ödeme, sınıraşan sulak alanlar, Ulusal Ramsar Komisyonları, bölgesel girişimler, Avrupa Birliği, FAO, UNESCO ve benzeri uluslararası kurumlarla olan işbilirliği konuları tartışıldı. Tartışmalarda Ramsar Sözleşmesi’nin Milenyum Ekosistem Değerlendirmesi’nin 2005 COP9 toplantısı etkileri çerçevesinde sulak alanların insanların yaşamını iyileştirmesi yaklaşımı esas alındı.

Ramsar Sulak Alanlar Sözleşmesi Nedir?

Ramsar Sözleşmesi; Hazar Denizi’nin güney sahillerinde yer alan bir İran kenti olan Ramsar’da, 2 Şubat 1971’de yapılan hükümetler arası bir anlaşmadır. Ramsar Sulak Alanlar Sözleşmesi’nin amacı ‘yerel, bölgesel ve ulusal faaliyetler ve uluslararası işbirliği yoluyla dünya çapında sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma hedeflerine katkıda bulunmak amacıyla tüm sulak alanların korunması ve akılcı kullanımıdır.’ Ramsar, doğal kaynakların bilinçli kullanımı ve korunması üzerine hükümetler arası modern küresel anlaşmaların ilkidir. 2006 yılı itibari ile Ramsar Sulak Alanlar Anlaşmasına 153 ülke ve 145.6 milyon hektardan oluşan 1629 sulak alan dahildir. Ramsar Sözleşmesi; Uluslararası Öneme Sahip Sulak alanlar için yönetim planlarının hazırlanması ve sulak alanların ekolojik karakterinin izlenmesi için çeşitli araçlar geliştirmiştir. Tüm Taraf Ülkelerin hazırlamakla yükümlü olduğu bu tür yönetim planlarının hazırlanmasında, insan faaliyetlerinin sulak alanın ekolojik karakteri üzerindeki etkileri, alanın (özellikle yerel halk açısından) ekonomik ve sosyo-ekonomik değeri ve alana ilişkin kültürel değerler gibi konular göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye, 1994 yılında Uluslararası Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olmuş ve halihazırda 12 sulak alanı Ramsar Alanı olarak ilan etmiştir.

Ereğli Sazlıkları (Akgöl) Yönetim Planı çalışmalarında son aşama

Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Şubesi;  WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve ESKOD (Ereğli Akgöl ve Çevresini Koruma ve Güzelleştirme Derneği) işbirliği ve tüm ilgi gruplarının katılımıyla hazırlanmakta olan Ereğli Sazlıkları (Akgöl) Yönetim Planı çalışmasında son aşamaya gelindi. 

Çevre ve Orman Bakanlığı Sultansazlığı GEF-II Projesi’nin yaygınlaştırma alanı olan Ereğli Sazlıkları Akgöl’de Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, WWF-Türkiye ve ESKOD işbirliğiyle yeniden hayat bulan Yönetim Planı süreci kapsamında 2007 Mart-Kasım ayları arasında alandaki tüm ilgi gruplarının katılımıyla altı toplantı yapıldı. Bu toplantılar meyvesini 8 Mayıs 2008 tarihinde Ereğli Belediye Başkanlığı Toplantı Salonu’nda DSİ, Konya ve Karaman İl Çevre ve Orman Müdürlükleri, Tarım Teşkilatı, STK’lar ve diğer ilgi gruplarına mensup 35’i aşkın katılımcı ile gerçekleştirilen Ereğli Sazlıkları Yönetim Planı Çalıştayı’nda ortaya konan "Taslak Ereğli Sazlıkları Yönetim Planı" ile verdi. 

Ereğli Sazlıkları Akgöl’de başlıca sorun, Akşehir ve Eber gölleri, Eşmekaya ve Hotamış Sazlıkları gibi ülkemizdeki pek çok benzer örnekte olduğu gibi alanı besleyen su kaynaklarının aşırı tüketimi nedeniyle sulak alan ekosisteminin uğradığı geri dönülmesi zor kayıplar. Ereğli Sazlıkları Akgöl’ün sürdürülebilirliğini amaçlayan ve alandaki doğal kaynakların koruma-kullanma dengesi gözetilerek akılcı kullanımı prensibine dayanan Yönetim Planı çerçevesinde "Sulak Alan ekosisteminin ve sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin geri kazanılmasının sağlanması", "Alandaki tarım faaliyetlerinin akılcı kullanım esasları çerçevesinde düzenlenmesi", "Sulak alan ve çevresinde kirliliğin azaltılmasının sağlanması" ve "Alanda sürdürülebilir sazcılığın geliştirilmesinin sağlanması" hedeflerine yönelik faaliyetler yer alıyor. 

Yıl içinde Konya ve Karaman Yerel Sulak Alan Komisyonları’na sunulacak olan Ereğli Sazlıkları Akgöl Yönetim Planı, daha sonra Ulusal Sulak Alan Komisyonu’na sunulacak. Yönetim Planı’nın 2008 yılı içinde uygulamaya geçmesi için çalışmalar devam ediyor.

Konya Havzası Yeraltı Suyu Seviye Tespit Çalışması’nın sonuçları çiftçilere aktarıldı

WWF-Türkiye adına Selçuk Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Güler Göçmez, DSİ IV. Bölge Müdürlüğü ve Konya Jeoloji Mühendisleri Odası’nın desteği ile gerçekleştirilen ‘Konya Havzası’nda Yeraltı Suyu Seviyesinin Değişimi Araştırması’nın sonuçları 29-30 Nisan tarihlerinde Konya’nın Kadınhanı, Altınekin ve Çumra ilçelerinde yapılan toplantılar ile alanda yeraltı suyunun bir numaralı kullanıcısı olan çiftçilere aktarıldı.

3 ilçede toplam 170 çiftçinin katıldığı toplantılarda çiftçilere şu mesajlar verildi:

·        Araştırmada Konya merkez, Çumra, Karapınar, Ereğli, Sultanhanı, Obruk, Altınekin ovaları ele alındı. Konya, Çumra, Karapınar, Sultanhanı, Obruk ovaları 615 mm/yıl’lık emniyetli bir su rezervine sahiptir. Bu alanda akiferden yapılan fiili çekim 886 hm3/yıl olarak gerçekleşmiştir. Aşırı çekime bağlı olarak 267 hm3/yıllık fazla bir çekim yapılmakta olup, bu da havzadaki yeraltı suyu seviyesinin düşmesine, rezervin gittikçe azalmasına ve bazı akiferlerin özelliğini kaybetmesine neden olmaktadır.

·        Araştırmaya göre; Karapınar Ovası’ndaki gözlem kuyusundaki yeraltı suyu seviyesi, Eylül 1970’te 16,9 m, Eylül 2003’de ise 31,2 m’dir. 33 yıllık dönemde yeraltı suyu seviyesinde yaşanan düşüş 14,3 m’dir.

·        2006-2007 yıllarında yapılan ölçümlerde, kaçak kuyuların bulunduğu alanların içinde yeraltı suyu seviyesindeki en fazla düşüş Çumra-Okçu’da meydana gelmiştir. Bu alanda yeraltı suyu seviyesi Ocak 2006’da 45 m iken, Ekim 2007’de 56 m’ye kadar düşmüştür. Bir yıl içinde yeraltı suyu seviyesinde 11 m’lik düşüş yaşanmıştır.

·        Proje döneminde ölçüm yapılan kayıtlı kuyuların bulunduğu alanların içinde yeraltı suyu seviyesindeki en fazla düşüş Konya’nın Çeltik ilçesinde yaşanmıştır. İki yıl içinde yeraltı su seviyesi toplam yaklaşık 10 m düşmüştür. Çumra-Karapınar çevresindeki obruklarda yapılan seviye ölçümlerine göre obruklardaki su seviyesi 0,2-2 m arasında düşmüştür.

·        DSİ tarafından Kasım 2007’den bu yana sürdürülen envanter çalışmasına göre Nisan sonu itibariyle Konya Kapalı Havzası’ndaki toplam kuyu sayısı 92.000’dir. Bu 92.000 kuyunun sadece 26.000’ı ruhsatlıyken havzada 66.000’i aşkın kaçak kuyu bulunmaktadır.

·        Havza genelindeki akiferlerden su kullanmak amacıyla açılan sondaj kuyularının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bilinçsizce açılan sondaj kuyuları; akiferlerin özelliklerinin bozulmasına, kirli akiferlerle temiz akiferlerin birbirlerine karışmasına, böylelikle suni kirlenmenin söz konusu olmadığı alanlarda da su kirliliğine neden olmaktadır.

·        Konya Kapalı Havzası’nda bölgelere göre yeraltı suyu seviyesi 2007 yılında 1 ila 15 m arasında düşüş göstermiştir. Bu düşüş 2006 yılına göre yaklaşık iki kat daha fazladır. Havzadaki seviye değişimleri tarımsal alanlarda sulama yapılan bölgelerde daha fazladır. Yeraltı sularının aşırı çekimi, suyun mevcut rezervin üzerinde bilinçsiz kullanımı, Konya Kapalı Havzası’ndaki yeraltı suyu seviyesinin düşmesine ve rezervin bitmesine neden olacaktır.

·        Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1430 m³/yıl olan Türkiye su zengini bir ülke değildir. Özellikle Konya Kapalı Havzası’nda pek çok sulak alan suyun akılcı kullanılmaması sonucu kaybedilmiş, yeraltı su seviyelerinde yılda 10 m’ye varan düşüşler gözlemlenmiştir. Son derece kıt ve değerli bir kaynak olan su, verimli ve akılcı yöntemlerle, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kullanılmalıdır. Bu noktada suyun asıl faydalanıcısı olan çiftçilerimize de görev düşmektedir. Çifçilerimiz bölgede yoğun olarak tarımı yapılan şeker pancarı, mısır gibi sıralı ekilen ürünlerde damla sulama, buğday, arpa gibi ürünlerde ise yağmurlama sulama sistemlerini tercih etmelidir. Modern sulama tekniklerinin kullanımı ile su kaynaklarımız daha akılcı kullanılacak, beraberinde tarımsal üretimden sağlanan verim artacaktır.

4. Uluslararası Eskikaraağaç Leylek Şenliği kutlandı

Türkiye’nin 12 Ramsar Alanı’ndan biri olan ve leyleklerin göç yolu üzerinde bulunan Uluabat Gölü kiyisindaki köylerden birisi olan Eskikaraagaç köyünde bu yıl dördüncüsü düzenlenen Leylek Şenliği 24-25 Mayıs tarihlerinde, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Çevre ve Orman Bakanlığı Bursa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Nilüfer Yerel Gündem 21, Nilüfer Belediyesi, Doğader, Uludağ Üniversitesi, Bursa Rotary Klubü, Foveo Fotoğraf Grubu, Bosch, Nilüfer Arama Kurtarma işbirliğinde gerçekleştirildi. Şenlik kapsamında Dursun Yıldız ve Özdemir Özbay gibi Türkiye’nin önemli su uzmanlarının konuşmacı olarak katıldığı ‘Susurluk Havzası’nda Entegre Havza Yönetimi’ temalı panelin yanı sıra, WWF-Türkiye’nin hazırladığı ‘Geçmişten Günümüze Sulak Alanlar’ fotoğraf sergisi, Ahırkapı Roman Orkestrası konseri, resim yarışması, standlar, sokak sergisi ve belgesel gösterimi gibi etkinlikler ile sadece Bursa çevresinden değil, Yönetim Planı çalışmaları ile gerek Türkiye’de gerekse uluslararası platformda literatüre geçen Uluabat’ı yaşamak isteyen herkesi ağırladı.

Canon-Erkayalar Fotoğrafçılık, WWF-Türkiye ile birlikte Konya Havzası’nda damla sulama uygulamalrını destekliyor.

Canon Foto–Video Ürünleri Türkiye Distribütörü Erkayalar Fotoğrafçılık, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından yürütülen "Suyumuza Sahip Çıkalım" kampanyası kapsamında, damla sulama yöntemi uygulama alanlarının bulunduğu Konya’nın Kulu ve Aksaray’ın Eskil ilçelerine bir basın gezisi düzenledi. Düzenlenen geziyle, Erkayalar- Canon’un , Konya Havzası’ndaki Kulu ve Eskil ilçelerinde belirlenen pilot tarlalarda desteklediği damla sulama uygulaması basına tanıtıldı. 

Türkiye’de suyun, %72 oranla en fazla tarım sektöründe kullanıldığını ve bu suyun büyük kısmının vahşi sulama yöntemiyle ziyan edildiğini belirten WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Su Kaynakları Programı Müdürü Buket Bahar Dıvrak, "WWF-Türkiye olarak, Canon-Erkayalar Fotoğrafçılık ile işbirliği içinde, sahip olduğu sulak alanlar bakımından dünyadaki en önemli 200 havzadan biri olan ve su kaynaklarının son derece verimsiz kullanıldığı Konya Kapalı Havzası’nda; giderek azalan su kaynaklarımızın korunması ve tarımda su tasarrufunun yaygınlaşmasını hedefliyoruz.  Bu proje ile Konya Havzası’nda bulunan Kulu ve Eskil ilçelerinde damla sulama pilot uygulaması gerçekleştirdik, düzenlediğimiz eğitimlerle 90’ı aşkın çiftçiye damla sulama sisteminin avantajlarını anlattık, katılımcıları bu sisteme geçmeleri halinde yararlanabilecekleri teşvikler ve krediler hakkında bilgilendirdik. Bugüne kadar elde ettiğimiz veriler; damla sulama yöntemiyle %50-70 oranında su tasarrufu sağlandığını gösteriyor. Amacımız bu yöntemin Konya Havzası’nda yaygınlaşmasını sağlamaktır" dedi.

Gelecekte bir gün, "bir damla suya muhtaç olmamak için" bugünden önlem almalıyız düşüncesiyle yola çıkan Canon-Erkayalar Fotoğrafçılık’ın, WWF-Türkiye ile başlattığı işbirliği yıl sonuna kadar sürecek. Yirmi üç yıldır fotoğraf sektörüne ve teknolojiye hizmet veren Erkayalar Fotoğrafçılık üstlendiği bu sosyal sorumluluk misyonu ile gelecek nesillere daha bilinçli ve yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlıyor. 

Bilgi için:

Deniz Şilliler Tapan, WWF-Türkiye Basın ve Yayın Koordinatörü, dtapan@wwf.org.tr

WWF-Türkiye’nin Konya Havzası’ndaki çalışmaları "Kuruyan Topraklar" ile NTV’de

Ülkemizin, su-tarım-çevre ilişkisinde sorunları ve çözümleri ile örnek alan olan Konya Havzası, bu yıl zor bir dönem geçiriyor. Bu yıl yaşanan kuraklık, su kaynaklarını, tarımsal üretimi ve insanları doğrudan etkiliyor. 

Konya Havzası’nın  sorunları ancak suyu yöneten ve kullanan tarafların katılacağı ve sahipleneceği bir Entegre Havza Komisyonu kurulması ve bu komisyon dahilinde hazırlanacak Entegre Havza Planı ile çözümlenebilir. Damla sulama gibi uygulamalar havzada suyun kullanımına yönelik çözümler; havza bazında bütüncül çalışmanın parçası olarak anlamlı, sürdürülebilir ve sonuç verici olabilir.

Bu çerçevede WWF-Türkiye; Konya Havzası’nın kaybolan sulak alanlarını, aşırı tarımsal su kullanımı nedeniyle küçülen ve evsel, tarımsal ve sanyi atıklarıyla kirlenen Tuz Gölü’nün durumunu, Konya havzası’da su-tarım ilişkisini ve örnek damla sulama uygulamalarını anlatmak ve göstermek üzere  NTV haber ekibiyle birlikte arazideydi. WWF-Türkiye’nin katkılarıyla hazırlanan "Kuruyan Topraklar" isimli kuşak program 3-4-5 Eylül tarihlerinde NTV’de yayınlandı. 

Kuşak programların yayın saatleri ve konuları şöyleydi : 

3 Eylül 2007 Pazartesi 11:00; Konya Havzası’nda Sulak Alanların Durumu; Kuruttuğumuz Sulak Alanlar: Eşmekaya, Hotamış

4 Eylül 2007 Salı 11:00; Küçülen ve Kirlenen Tuz Gölü; su-tarım ilişkisi ve Tuz Gölü’ne Etkisi, Tuz Üretimi 

5 Eylül 2007 Çarşamba 11:00;  Konya Havzası’nda su-tarım İlişkisi, Şeker Pancarı Üretimi, Sulama  Uygulamaları, Çözüm Olarak Damla Sulama

 

WWF-Türkiye Su Programı Alan çalışmalarına devam ediyor...

Konya ve Karamanlı çiftçiler Antalya’da organik tarım eğitimi aldı.

17-19 Mayıs 2007 

Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, ESKOD ve WWF-Türkiye işbirliğinde yürütülen Ereğli Sazlıkları-Akgöl Projesi kapsamında Ereğli ve Ayrancı ilçelerinde organik tarım ve damla sulama tarlaları açıldı. Ayrıca Ereğli ve Ayrancı’lı 25 çiftçi 17-19 Mayıs 2007 tarihlerinde, WWF-Türk iye’nin katkılarıyla S.S. Ulupınar Kooperatifinin gerçekleştirdiği organik tarım uygulamasının en iyi örneklerden biri olarak gösterilen Antalya/Çıralı Köyü’nde yapılanları yerinde görme fırsatı buldu. Çıralı’da yürütülen çalışmalar organik tarım konusunda ülkemizde örnek olarak gösteriliyor. 

Teknik Çalışma Grubunun aylık toplantılarıyla Yönetim Planı hazırlanan Ereğli Sazlıkları-Akgöl için akılcı su ve toprak kullanımı uygulamaları gerekmekte. Buna destek olmak üzere Proje eğitimleri ve uygulamaları Ereğli ve Ayrancı’da devam ediyor. 

Ereğli Sazlıkları-Akgöl Yönetim Planı çalışmaları devam ediyor.

21 Haziran 2007 

Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yürütülen Sultansazlığı GEF-II Projesi’nin yaygınlaştırma alanı olan Ereğli Sazlıkları-Akgöl’de başlatılmış olan Yönetim Planı çalışması, ESKOD, WWF-Türkiye ve Çevre ve Orman Bakanlığı DKMP işbirliğinde yürütülen Ereğli Projesi kapsamında devam ettiriliyor. 

İlk adımı 27 Mart 2007 tarihinde, bölgede su yönetimiyle ilgili tüm ilgi gruplarının katılımıyla gerçekleşen Ereğli-Ayrancı Alt Havzası Platformu toplantısı ile atılan sürece destek olmak ve yönetim planı altlığını meydana getirmek için oluşturulan teknik grup, çalışmalarına 21 Haziran 2007 tarihinde yaptığı toplantı ile devam etti. Teknik grup çalışmalarına Eylül ayında toplanacak olan 2 gün süreli bir çalıştay ile devam edecek. Çalıştay’da "Su", "Saz Kesimi", "Hayvancılık" ve "Avcılık" başlıkları altında çalışma gruplarında bir araya gelecek olan ilgi grupları alandaki tehditleri belirleyecek ve bu tehditlerin bertarafı için gereken faaliyetleri tarif edecekler. Yönetim Planı çalışmasının ikinci ayağı olan koruma bölgelerinin belirlenmesi çalışmasının ise Ağustos ayı ortalarında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Eğirdir Gölü’nün sorunları tartışıldı.

22 Mayıs 2007 

Isparta İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü Eğirdir Gölü Yönetim Planı çalışmaları dahilinde WWF-Türkiye "Eğirdir Gölü Yönetim Planı Çalıştayı" düzenledi. 

22 Mayıs 2007/Salı günü Isparta’da gerçekleşen çalıştayda Çevre ve Orman Bakanlığı ve WWF-Türkiye ülkemizde sulak alan yönetim planı çalışma ve deneyimlerini aktardı. Göl Yönetimi Çalışma Grubunun hazırladığı sosyo-ekonomi, orman, hidroloji, çevre analizleri paylaşıldı. Yönetim Planı hazırlama ve uygulama sürecinde sadece kamu kurumlarının değil yerel halk, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin de aktif katılımının önemi aktarıldı. Eğirdir Gölü’nde suyu yönetenlerin ve kullananların hazırladığı Yönetim Planını uygulayacak Isparta İl Sulak Alan Komisyonu’na bağlı çalışacak ve alana uygun bir yönetim modelinin gereği vurgulandı. 

Tuz Gölü Çevresi’nde Akılcı Tarımsal Sulama Eğitimi yapıldı.

31 Mayıs 2007 

Özel Çevre Koruma Kurumu koordinatörlüğünde ve WWF-Türkiye’nin etkin desteğinde yürütülen Tuz Gölü Yönetim Planı dahilinde düzenlenen Akılcı Sulama Eğitimlerinin 2.si Konya/Kulu’da gerçekleştirildi. Konya Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Bankası Konya Bölge Müdürlüğü,  Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin desteklediği sunumlar sonrasında Kulu’da Canon-Erkayalar tarafından desteklenen örnek tarlada uygulama yapıldı.  

Bursa İl Sulak Alan Komisyonu Toplantısı yapıldı.

4 Haziran 2007 

Bursa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nde gerçekleşen toplantıda Deri OSB’nin su talebi görüşüldü ve Ulusal Sulak Alan Komisyonu Toplantısı öncesinde yenilenen Uluabat Gölü Yönetim Planı görüşüldü. Plan kapsamında WWF-Tükiye ilgi gruplarına Uluabat Gölü’nün önemi ve sulak alanlar ile ilgili eğitim toplantıları düzenleyecek.  

Ergene-Meriç Havzası’nda Entegre Havza Yönetimi Toplantısı düzenlendi.

7 Haziran 2007

Çorlu Belediyesi Yerel Gündem 21 ve WWF-Türkiye’nin birlikte düzenlediği Ergene Havzası Entegre Havza Yönetimi Toplantısı Çorlu’da gerçekleşti. Yüzde 4lük yüzölçümü ile %20lik nüfusu barındıran Trakya’da endüstriyel kirlilik doğayı ve insan sağlığını ethdit eder boyutta. Katılımcılar ile Havza Bazında Katılımcı Su Yönetiminin gerekliliği üzerinde duruldu.   

Uluabat Gölü, Tuz Gölü, Ereğli Sazlıkları ve Fırtına Vadisi Yönetim Planı çalışmalarını yürüten WWF-Türkiye, Eğirdir Gölü Yönetim Planı çalışmalarına destek vermeye ve Gediz Deltası ve Bafa Gölü’nde arazi çalışmalarına devam ediyor. 

WWF-Türkiye ve Canon-Erkayalar’dan Kulu’da "tarla günü"

18 Haziran 2007 

Canon Foto–Video Ürünleri Türkiye Distribütörü Erkayalar Fotoğrafçılık’ın desteği ile WWF- Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından Kulu’da pancar tarımı yapılan bir tarlaya döşenen damla sulama sistemi, 18 Haziran 2007 tarihinde tarla başında yapılan eğitimle çiftçilere tanıtıldı. 

40’ı aşkın çiftçinin katıldığı eğitimde çiftçiler damla sulama sisteminin yararlarını uygulamalı olarak birinci elden görme fırsatını yakalarken, Kulu İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Bankası Kulu Şubesi’nden gelen yetkililer tarafından devlet ve bankanın modern sulama sistemlerine  geçiş için sağladığı hibe ve kredi olanakları üzerine bilgilendirildiler. 

Su kaynaklarının giderek azaldığı, sulak alanların her geçen gün kuruduğu bölgede damla sulama sistemi ile tarımsal sulamada %60-70 civarında tasarruf yapılması öngörülüyor.

 

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası