Projeden Önce
Projeye başlandığı yıllarda tarımda kullanılması nedeniyle su seviyesinde düşüş, aşırı avlanma ve kirlilik balık sayısında azalmaya neden oluyordu. Bunlarla birlikte avcılık su kuşlarını tehdit eden en önemli sorundu.
Projeye başlandığı yıllarda eskiden yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olan kerevit, 1986 yılında ortaya çıkan mantar hastalığı yüzünden artık avlanamaz hale gelmişti.
1996 yılında aşılanan İsrail Sazanı’nın oranının 8 kat artması sonucu gölün dengesi bozulmuş, küçük balık türleri azalmıştı. Gölde aşırı avcılık nedeni ile turna balıkları yeterli düzeyde büyüyemeden avlanıyordu. Bu nedenle turna balığı azalmıştı. Mustafa Kemal Paşa Çayı’nın göle döküldüğü noktadaki kirlenme nedeniyle balık üremesi olumsuz yönde etkilenmişti.
Mustafa Kemal Paşa çayı’nın taşıdığı tortular nedeniyle, delta büyük ölçüde dolmuş, dolan yerlerde tarlalar oluşmuş dolayısıyla göl yüzeyinde küçülme meydana gelmişti. Bütün bunlar balık ve kuşların yaşam alanlarına yönelik baskıları artırmış, gölün ekonomisini de olumsuz yönde etkilemişti.
Göl çevresindeki yerleşimlerin evsel atık suları arıtılmadan göle veriliyordu.
Uluabat Gölü, kuş göç yolu üzerinde olduğundan, göç eden ve alanda yuvalayan leylek ve pelikanlar, uçuş güzergahı üzerinde bulunan elektrik hatlarının kopmasına neden oluyordu. Bu durum kuşların azalmasına ve köylerin elektriksiz kalmasına kadar varan sorunlara yol açıyordu.
Alanda doğa koruma, kuş gözlemciliği ve izleme faaliyetlerini yürütecek eğitimli ve örgütlü bir yapı bulunmamaktaydı. Bilgi akışı, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları, alan savunma ve ani müdahele faaliyetleri yürütelememekteydi.