WWF Türkiye HakkındaSiz Neler Yapabilirsiniz?Nasıl Yardım EdebilirsinizHaberlerSık Sorulan Sorular

Barajlarla ilgili genel bilgi

Yüzyıllar boyunca barajlar, kalkınmada önemli bir rol oynamıştır. Barajların getirileri arasında içme ve kullanma suyu sağlama, enerji üretme, sulama ve taşkın kontrolü bulunur. Bu çerçevede barajlar dünyanın çoğu bölgesinde ekonomik kalkınma ve istihdam sağlamıştır. Yirminci yüzyılın sonundan itibaren barajlar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sosyal ve ekonomik gelişmenin simgesi olarak görülmüştür. Türkiye’de de baraj yapımı, özellikle 1950’lerden sonra, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel araçlarından biri olarak ön plana çıkmıştır.

Yazının devamı

Su Kaynaklarının Yönetimi, Yetki Karmaşası

Su kaynaklarının yönetimi, planlanması ve izlenmesi ile ilgili çalışan Kurumların sayısının fazla olması uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Türkiye’deki mevcut sistemin en zayıf yönü; su nitelik ve nicelik yönetiminin farklı kurumlar tarafından yürütülüyor olmasından kaynaklanmaktadır. Buna göre, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yüzey ve yeraltı sularının nicel  yönetiminden ve su kaynaklarının izlemesinden sorumludur. Ayrıca su kaynakları izlemesi de sorumlulukları arasındadır. Diğer taraftan, Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB) su kaynaklarının kirlilikten korunması ve ilgili izin ve denetlemelerden, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ve ÇED Yönetmeliği ile Ramsar Sözleşmesine dayanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nin uygulanmasından sorumludur.

Yazının Devamı

Türkiye’nin sulak alanları

Türkiye'de doğal yaşam ortamlarının devlet eliyle yok edilmesi ve buna olanak tanıyan yasal altyapının temelinde sıtma hastalığı yatmaktadır. Ancak 1950'li yıllarda Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiyesiyle bu hastalıkla mücadelede strateji değiştirerek, sivrisinek yerine sıtma plazmodyumu ile savaşa başlayan Türkiye, 1960'lı yılların başlarında sınırları içindeki son sıtmalı hastayı da tedavi ettikten sonra sulak alanların peşini bırakması gerekirken, bunu yapmamıştır. Sulak alanların korunmasına imkan tanıyan Ramsar Sözleşmesi'ne 1994'te Türkiye'nin taraf olmasından sonra kurutma işlemleri yavaşlamış olsa bile bu kez de sulak alanları besleyen akarsular üzerinde yapılan barajlar drenaj benzeri sonuçlara yol açmışlardır. Türkiye'de özellikle 20. yüzyılın son yarısında en fazla tahribe uğrayan ve önemi bir kısmını tamamen kaybettiğimiz doğal yaşam ortamlarının sulak alanlar olduğu söylenebilir.

Yazının Devamı

Türkiye sanıldığı gibi su zengini mi?

Su kaynaklarımızın başında sulak alanlar gelir. 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan ve tüm sulak alanların korunmasını ve akılcı kullanımını hedefleyen, kısaca Ramsar Sözleşmesi olarak anılan sözleşmeye göre, sulak alan tanımı oldukça farklı yaşam alanlarını kapsar. Sulak alan tanımına bataklıklar, turbalıklar, taşkın düzlükleri, nehirler, göller, tuzlalar, mangrovlar, deniz çayırı yatakları, mercanlar, gelgit anında 6 metreden derin olmayan deniz kıyısı alanları gibi kıyı sulak alanları, atık su arıtım gölcükleri ve rezervuarlar gibi insan yapısı sulak alanlar da  dahildir.

Yazının Devamı

Yazı Boyutu: A A Gizlilik Kullanım Hakları Bize Ulaşın Site Haritası