22-27 Temmuz Fırtına Havzası Arazi Çalışması
09.08.07
Doğu Karadeniz’de Entegre Havza Yönetimi Projesi kapsamında, Fırtına örnek çalışma alanında hazırlanacak yönetim planı öncesinde dört konuda alan kullanım rehberleri hazırlanacak.. Konular; "Sürdürülebilir turizm", "su kaynaklarının akılcı kullanımı", "altyapısal gelişmeler" ve "alpin meralarda yaylacılık ve otlatma" olarak belirlendi. Rehber kitapları sırasıyla Artvin Çoruh Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Yrd. Doç Dr. Mehmet Özalp, Yrd. Doç Dr. Turan Uslu ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Dr. Cenap Sancar hazırlayacak. Bu kapsamda rehberlerin hazırlanmasına yönelik 22-27 Temmuz arasında Fırtına Havzası’nda ekip olarak ilk arazi çalışması yapıldı. Arazi çalışmasını; Hayrettin Necati UYSAL (WWF-Türkiye Trabzon Ofis Alan Sorumlusu), Cenap SANCAR (KTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü), Turan YÜKSEK (AÇÜ Orman Fakültesi), Mehmet ÖZALP (AÇÜ Orman Fakültesi) gerçekleştirdi.
Arazi Günlüğü
Arazi çalışmasına, Çamlıhemşin Çat mevkiinden başladık. Önceden belirlenen arazi planına uymak üzere 22 Temmuz’da Çat’ta ilk konaklama yerimize ulaştık.
22 Temmuz Çat – Cancik Otel
Konaklama yerine gelmeden önce Rize’nin Pazar ilçesinde danışmanlarımız Turan Uslu ve Mehmet Özalp ile buluştuk. Eksiklerimizi tamamladıktan sonra Şenyuva Köyünde ilk izlenimlerimizi almaya başladık. Şenyuva kahvesinde muhtar ve azalarıyla görüşen danışmanlarımızınnotlarını almalarının ardından Çat’taki konaklama yerimize geçmek üzere yola koyulduk. İlk geceyi Çat’ta geçirdik ve ertesi gün havanın bizi güzel karşılaması ümidiyle uykuya geçtik.
23 Temmuz Çat-Amlakit-Palovit-Trovit-Elevit-Kale-i Bala alt kısım, Başköy- Ortaköy- Sıraköy
Sabah Kaçkar melteminin en güzeliyle karşıladı bizi dağlar ve ümidimizi boşa çıkarmadı. Kahvaltıdan sonra Çat’tan hareket ederek Amlakit Yaylası’na doğru yol aldık. Yolda çeşitli yerlerde koordinat alan ve doğal yapıyla ilgili bilgiler toplayan danışmanlarımız, daha gezinin başında alanın harika bir yapısı olduğunu dile getirmeye başladılar ve bu yapının bozulmaması gerektiğini belirttiler.
Amlakit Yaylası’ndaki ilk görüşmemizde, oradaki en yaşlılardan biri olan Mustafa Altay; geçim, nüfus, sosyo-ekonomik ve kültürel yapıyla alakalı olarak soruları yanıtlamaya çalıştı. Daha sonra, yaylanın en yaşlısı olan Dursun Ali Okumuşoğlu da bize katılarak diğerlerinin yanıtlayamadığı birçok soruya ışık tuttu.
Ben de diğer bir yandan, yayla sakinleriyle görüşüyordum. Yunus Abi bunlardan biriydi. Çamlıhemşinli olmam nedeniyle, eskilerden ortak tanıdıklarımız olduğunu fark ettik ve daha derin bir konuşma geçti aramızda. Bana Palovit Şelalesi’nden Amlakit’e daha kolay bir yol gelebileceğini söyledi. Kendisine bazı açıklamalar yaptıktan sonra yol yerine başka alternatifler düşünmeye başlamıştık. Daha sonra, bana içten yaptığı itiraf her şeye değerdi: "Hayrettinciğim, aslında bu ara yollar bizim gibi hayvanı olana çok da iyi değil. Daha düzgün bir yaya yolu olması, bizim ve hayvanlarımız için her zaman daha iyidir". Bu önemli bir açıklamaydı. Yani bu bizim patika yollarla alakalı yapmak istediklerimize referans olarak alabileceğimiz bir istekti. Patika yollarını acilen gündeme alıp, Eylül sonu Ekim başına kadar bunu tamamlayabileceğimiz bir ortam mümkün olabilir mi acaba? Bu konuya başlangıç yaptığımız anda, bir sürü gönüllü bulabileceğimizi düşünüyorum. Hatta daha sonra yaptığım bir görüşmede başka bir alternatif fikir daha geldi. Raylı taşımacılık sistemi. Yürüyemeyen yaşlılar için ağır vasıta raylı bir taşıma sistemi olabilir mi acaba? Bu fikir ilgi çekebilir. Hatta bu fikri verdiğim Muhtarla girişimlere başlama kararı bile aldık sayılır.
Arazi gezimizin bir diğer durağı Palovit’ti. Palovit’te hayvancılık yapan Tevfik Tatlıtürk bize yayla hakkında ve bulunduğu köyle ilgili bazı bilgiler aktardı. Danışmanlarımızın standart sorularını yanıtlayan Tevfik Abi, çok ilginç bir kirlilik sorunundan bahsetti. Ağzımız açık kaldı. Bir ineğin karnından turba çıkarmışlar, özetle.
Trovit’e geçtiğimizde pek fazla insanla karşılaşamadık. Seçimlerin de etkili olduğu bir tenhalık vardı yaylalarda. Elevit’te bir grup yaşlının oturduğu çardağa yaklaşarak bilgi almak istediğimizi söyledik. İlk önce konuşmak istemediler. Önceden gelip giden çok olmuş sanırım. Her yerde olduğu gibi burada da projemizden bahsederek danışmanlarımızı tanıştırdım ve konuyu onlara devrettim. Zamanla açılan bir amca, iyice içini dökmeye başladı bize. Ayrıntılarını rehberlerde göreceğimiz söylemler genelde hep aynı noktada kilitleniyor. Yollar açılmış, ama kimse mutlu olamamış… Yaptığımız toplantılara katılmalarını istedik ve Çat’ta mola vermek üzere yola koyulduk. Öğlen yemeğinden sonra hızımızı kesmeden Kale-i Bala tarafındaki köylere gitmek üzere yola koyulduk. Burada üç köy arasından muhtarını bulduğumuz Sıraköy’de durakladık ve muhtarla çalışmamızı paylaştık. Önceden köy olan bu yerde artık kışın kimse kalmıyor. Buradaki gözlemlerimizden sonra Çat’a geri döndük ve ertesi günkü programımızı yaptık.
24 Temmuz Çat’tan başlayarak Ardeşen’e kadar çeşitli köylerin ziyareti
Sabah 06:30’da başlayan ikinci gün arazi çalışmamızda, Fırtına Vadisi üzerindeki bazı köyleri ziyaret ettik. Danışmanlarımızın önceden hazırladığı soruları sormak üzere ulaşabilirsek köy muhtarlarına, yoksa köyde bize bilgi verebilecek birilerine ulaşmaya çalıştık.
Genelde köylerde yaşananlar ve istekler aynıydı. En önemlisi de yaşayanların bizden bir şeyler beklemesi oldu. Bunun olabileceğini tahmin ederek, her gittiğimiz yerde önce WWF-Türkiye’yi kısaca tanıtıp, alanda uygulamaya çalıştığımız proje hakkında bilgi vermeye çalıştım. Bilgilendirmede projenin kendi sorumluluklarında olması gerektiğini, projeyi kendileri sahiplenirlerse sonuç alabileceğimizi de belirttim. Bunu hep beraber yapacağımızı, tek başına WWF-Türkiye’nin alanda yapacağı birşey olmadığını iletmeye çalıştım. Ziyaret planımızda yer alan Çamlıhemşin-Meydan, Zirkale, Şenköy, Ülkü, Konaklar Mahallesi, Ardeşen-Muratlı, Dikkaya, Hoşdere köylerinde görüşmeler yaptık. Karadenizli sıcaklığını gittiğimiz her yerde insanlar bize hissettirdiler diyebilirim.
Dikkaya Köyü’nde, istihdamı desteklemek için çay fabrikası veya hayvancılığa destek için mandıra kurulmasından bahsedildi. Aslında aşağıdaki düzlüklerde bunun için yeterli alan söz konusu. Taş ocaklarından daha iyi olacağı kesin. Bir diğer konu ise, köylerde hızla ilerleyen betonarme yapılar. Aslında kimse beton yapılarda oturmaya meraklı değil diyor köyden bir yaşlı. Şu an, o yapılarda kalanların hepsi uyku sorunu çekiyormuş zaten. Fakat devletin kendilerini kereste konusunda yeterince desteklememesi insanları beton yapılara yönlendirmiş. Koruma kapsamında olan ormanın, orman bölge müdürlükleri tarafından ihaleyle başkalarına verildiğini, yıllarca atalarının ve kendilerinin korudukları ormanlardan faydalandırılmamaları yaşayanları üzmüş. Biz olmasak bu ormanlar da olmazdı diyorlar.
Meydan Köyü’nden sonra Palovit Şelalesi’ne de yaptığımız bir gezi oldu. Buraya araç yolu yapılması konusunda danışmanlarımıza bilgi verdikten sonra, konunun Vali’ye iletilmesi gerektiğini, bölgenin bir açık hava müzesi haline gelmesi gerektiğini bir kez daha yineledik. Bu konuda WWF-Türkiye olarak ilgili kurumlara yazılar yazdık. Ancak, yaşadığımız başka bir olay bana biraz daha farklı bir iletişime geçme gerekliliğini hissettirdi. Turiste karşı değilim ama, bölgedeki kontrolsüz turist hareketlerine karşıyım. Yanında rehber olmadan Palovit Şelalesi’ne gezmeye gelen 20’ye yakın turistle karşılaştık. Bu durumun kendi emniyetleri için de tehlike yaratabileceğini düşünüyorum. .
Köy ziyaretlerimizi bitirdikten sonra, Ayder’e geçtik.
25 Temmuz Ayder üzerindeki yaylalar
Hava bizden yanaydı ve Fora Pansiyon’da güzel bir sabaha uyandık. Arazi hazırlığımızı yapıp yemeğimizi yedikten sonra, 06:30’da Avusor Yaylası’na gitmek üzere yola çıktık. Avusor’a vardıktan sonra göle çıkmadan önce yaylayla alakalı bilgi edinebilmek için yolumuzun üzerindeki bir yayla evinde, eşiyle birlikte çobanlık yapan Ali Yazıcı ile görüştük. Kendisi emekli bir öğretmen. Şu an 74 yaşında ve yaylacılık yapıyor. Avusor’daki incelemelerimizi tamamladıktan sonra Kavron Yaylası’na geçtik. Bu arada yol boyunca tahribatları da gözlemleme şansımız oldu. Yolların bozuk olmasına rağmen, şu anda bile ciddi bir trafik söz konusu. Yollar düzeltildikten sonra neler olur bilemiyorum. Kavron Yaylası’nda, Şahin Cafe’nin sahibi Hüseyin Şahin’den yayla hakkında çeşitli bilgiler aldık. Bölgedeki birçok yayla, farklı köylerde yaşayan insanların bir araya gelmesiyle kurulmuş. Bu da insanların birbirleriyle iletişimini, köyleri birbirinden farklı olsa bile güçlendirmiş. Kavron’daki incelemeler bittikten sonra Ayder’e geçtik ve daha sonra da Yukarı Şimşirli Köyü’ne yol aldık. Muhtarı bulamadık ama, bize bilgi verebilecek bir köy sakini vardı. Kendisi sorularımızı cevapladı. Köyün diğer bir yamacında yanlış yol açımından kaynaklanan çok büyük bir kaymaya şahit olduk. Ayder’den dönüş yolunda Çamlıhemşin’e yaklaşırken, derenin tam üzerinde vahşi çöp depolaması yapıldığını fark ettik. Bu gerçekten inanılmazdı. Resmen bir tepe oluşturulmuş ve olduğu gibi dere üzerinde. Son konaklama yerimize geçmeden önce Çamlıhemşin ilçe merkezini geçtikten sonra Topluca Köyü’ne geçtik. Bu köyün bir kısmı Ardeşen Tunca Vadisi’ne bakarken, diğer bir kısmı da Çamlıhemşin Fırtına Vadisi’ne bakıyor. Köy muhtarı Mahmut Aydın, köy hakkında bilgi verdikten sonra, sorunları ve düşündükleri çözümleri bizimle paylaştı. Topluca Köyü ziyaretiyle bugünkü arazi çalışmamızı da tamamlamış olduk.
26 Temmuz Ardeşen Tunca Vadisi
Sabah saat 07:30’da Ardeşen içerisindeki tek belde olan ve Fırtına Havzası için önemli Tunca Vadisi üzerindeki Tunca (Dudha) Beldesi’ne doğru yola çıktık. Arazinin bu kısmında bize, başka gezilerimizde de yanımızda olan Adem Kesimal rehberlik etti. İlk durağımız olan Tunca Beldesi’nde Belediye Başkanı İbrahim Pertek ile makamında bir araya geldik. Başkanın bizim toplantılarımıza katılmış olması da bir avantajdı. Danışmanlarımız kendi konularıyla ilgili bilgileri edindikten sonra, vadi üzerindeki bazı köylere uğramak üzere yola devam ettik. Vadi üzerinde; Eskiarmutlu, Seslikaya, Doğanay ve Armağan köylerini ziyaret ettikten sonra arazi gezimizi sonlandırdık.
Çalışma sırasında milli parkın büyük bir bölümünü ve dışında kalan yerleri gözlemleme imkânı bulduk. Danışmanlarımız katılır mı bilmiyorum ama; milli park dışında kalan yerler sanki daha çok korunmuş izlenimini verdi bana. Acilen alanda bazı uygulamalara başlamamız gerektiği ortada.
Bu maddelerin gecikmeden Ankara’da bakanlıktaki yetkililerle bir araya gelerek çözümlenmesi şart gibi gözüküyor.
Arazi çalışmasıyla ilgili kısa bir ön değerlendirme yaptığımızda, en önemli üç sorunla karşılaştığımız ortaya çıkıyor;
- Çöp sorunu; acil önlem alınmazsa derelerin hızla kirlenmesi kaçınılmaz.
- Yol; plansız yolların zarar veriyor. Bunun en kısa zamanda kontrole alınması gerekiyor.
- Altyapı; bölgede genel kanalizasyon sistemi yerine, her evin kendine ait kuyu açarak konunun üstesinden gelinebileceğine inanıyoruz.
Danışmalarımızla birlikte, derecesine göre sıraladığımız bu sorunlardan birinin bile çözülmesi, bölgede ciddi bir etki yapacak ve bir şeylerin değişebileceğine olan inancı kuvvetlendirecektir... Aksi takdirde, daha önceden olduğu gibi, onlara bir şeyler soran, not alan ve bir daha uğramayan kurumlardan olmamız kaçınılmaz olacaktır. Yayla yürüyüş yollarının ivedilikle ele alınarak örnek bir patika yapılması önem taşımaktadır. Birinci derecede önemli çöp sorunuyla ilgili olarak, yöreden STK’lar ve yerel yöneticiler ile bir araya gelmemiz ve proje üretiyor olmamız önemli.
Arazi sonunda danışmanlarımızla şu kanıya vardık;
Ekibin birbiriyle anlaşarak çalışması ve uyum göstermesi çalışma koşullarını hafifletti, ekibin verimini artırdı. Hava şartları ve gidilen yerlerdeki insanların projeye yaklaşımları beklediğimizden çok daha iyiydi. Danışmanlarımız izlenimlerini ve aldıkları notları, rehber kitabı çalışma programı zaman çizelgesine göre derleyerek, bizlere ara bildirimlerini yapacaklar. Eylül – Ekim aylarında yapacağımız 2. Çalıştay zamanını da kararlaştırarak, çok daha verimli adımlar atmaya başlayacağımıza inanıyoruz.
Bu güzel arazi çalışması ve özverili çalışmalarından dolayı tüm danışmanlarımıza teşekkür ediyoruz. En kısa zamnda çalışmaların meyvelerini alacağımıza inanıyoruz.
Hayrettin Necati UYSAL
huysal@wwf.org.tr
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
Trabzon Bölge Ofisi