Güncelleme Tarihi November, 07 2025
Her yıl düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP), küresel iklim eyleminin en önemli buluşma noktası. Devletler, yerel yönetimler, sivil toplum, iş dünyası ve akademi bir araya gelerek iklim krizinin temel başlıklarını - emisyon azaltımı, ormansızlaşma, iklim finansmanı, adaptasyon ele alıyor.
2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 2°C’nin oldukça altında tutmak ve mümkünse 1,5°C ile sınırlamak hedefini getirdi. Bu kapsamda ülkelerin her beş yılda bir Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) güncelleyerek emisyon azaltım planlarını güçlendirmesi bekleniyor.
Kasım ayında Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleşecek COP30, Paris Anlaşması’nın uygulanmasını hızlandırmaya odaklanıyor. Gündemde Türkiye’yi de yakından ilgilendiren üç ana başlık öne çıkıyor:
- NDC’lerin güçlendirilmesi (NDC 3.0)
- Ormansızlaşmanın durdurulması ve ekosistemlerin korunması
- Fosil yakıtlardan adil çıkış ve enerji dönüşümü
1) NDC 3.0: Küresel İddia Artmalı, Türkiye Geri Kalıyor
2025 yılı, Paris Anlaşması kapsamında ülkelerin güçlendirilmiş ulusal katkılarını (NDC 3.0) sunması gereken yıl. Beklenti, ülkelerin:
- 2030 hedeflerini yükseltmesi,
- 2035 yılına yönelik güncellenmiş iklim hedeflerini açıklaması,
- Fosil yakıtlardan hızlandırılmış çıkışa yer vermesi,
- Doğa koruma ve ekosistem restorasyonuna yönelik güçlü taahhütler sunması yönünde.
Birleşmiş Milletler’in son NDC Sentez Raporu[1], mevcut planlar tam uygulansa bile 2035’te küresel emisyonların 2019 seviyesinin yalnızca %19–24 altına inebildiğini gösteriyor. Oysa gezegenimiz için kritik eşik olan küresel ısınmanın 1,5°Cde sınırlandırılabilmesi için yaklaşık %60 azaltım gerekiyor. Bu büyük fark, COP30’da iklim hedeflerinin güçlendirilmesi için yeni adımlar atılması gereğine işaret ediyor.
Türkiye’nin iklim hedefi: Artış Senaryosunda Israr
Türkiye NDC’sini henüz resmi olarak sunmamış olsa da sera gazı emisyonu azaltımına yönelik 2035 hedefini 24 Eylül’de gerçekleşen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu İklim Haftasında açıkladı. Söz konusu hedef: 2035 yılında emisyonların 643 milyon ton CO2e düzeyinde sınırlanmasını öngörüyor. Bu fiili olarak 2023’e göre %16’lık bir artış anlamına geliyor.
Türkiye’nin mevcut emisyon trendinin bile üzerinde bir artış öngören bu senaryo, 1,5°C eşiğiyle uyumlu değil. Dahası, 2035’e kadar emisyonları artıran bir ülkenin 2053’e kadar net sıfıra ulaşabilmesi için yıllık %10’un üzerinde azaltım yapması gerekir. Bu, bilimsel ve ekonomik olarak gerçekçi görünmüyor.
En kritik nokta ise şu: Türkiye’nin iklim hedefinde fosil yakıtlardan çıkışa dair hiçbir öngörü yok.
COP29’da “zaman içinde fosil yakıtlardan çıkacağımız” yönündeki beyanlardan[2] sonra somut bir politika üretilmedi. Aksine, kömür teşvikleri genişletildi.
2) Enerji Geçişi: Yenilenebilirde Artış, Fosilde Derinleşen Çelişki
Küresel emisyonların yaklaşık %76’sı enerji kaynaklı[3]. Bu nedenle COP30 Eylem Gündemi enerji dönüşümüne özel vurgu yapıyor. Bu çerçevede Birleşik Arap Emirlikleri Uzlaşısı’ndan da hareketle aşağıdaki üç unsur öne çıkıyor.
- Yenilenebilir enerjiyi üçe katlamak
- Enerji verimliliğini ikiye katlamak
- Fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir çıkış planlamak
Türkiye’nin Durumu
Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımları güçlü bir ivmeye sahip. Özellikle geçtiğimiz yıla ait veriler bunu açıkça gösteriyor. 2024’te güneşten elektrik üretimi %39 artarak toplam üretimde %7,5 paya ulaşırken rüzgârın payı yaklaşık %11 civarında seyretmiş, bu iki kaynağın toplam elektrik üretimi içerisindeki payı %18’i aşmış[4].
Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıklamış olduğu 2035 hedefi, rüzgâr ve güneş kurulu gücünü 4 kat artırmayı öngörüyor[5].
Bu tablo olumlu bir yön gösterse de kritik çelişki şu: Türkiye’nin elektrik üretiminin %55’i hâlâ fosil yakıtlara dayanıyor. En kirli fosil yakıt olan kömür tek başına %35,6lık bir paya sahipken mevcut santrallerin devreden çıkarılması bir yana yeni yatırımlar planlanıyor[6]. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Eylül ayında kömür santrallerine 2030’a kadar 75 USD/MWh alım garantisi verileceğini açıkladı[7]. Bu kapsamda yeni kömürlü santrallerin 2045 yılına kadar destekleneceği duyuruldu. Bu politikalar, net sıfır vizyonuyla uyumlu olmadığı gibi yenilenebilir enerji kapasitesinin artışını da sınırlayabilir.
Adil Geçiş Boyutu
Türkiye’nin enerji politikası hâlen “enerji çeşitlendirmesi” ekseninde ilerliyor; bu da enerji dönüşümünün doğası gereği gerekli olan fosil yakıtlardan çıkışı ikinci plana itiyor. Kömürden çıkış takviminin olmaması, hem iklim hedeflerini hem de işçilerin geleceğini riske atarken, yerelde ekonomik dönüşümü engelliyor, sağlık ve çevre risklerini derinleştiriyor.
Türliye, bu durumu tersine çevirmek için:
- Bir kömürden çıkış takvimi açıklamalı,
- İşçiler ve bölgeler için adil geçiş mekanizmaları planlamalı,
- Teşvikleri kömür yerine adil geçiş fonlarına yönlendirilmeli
3) Ormansızlaşmanın Durdurulması: Doğa Kaybı ve Politika Çelişkileri
Ormanlar, karbon yutak kapasitesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından COP30’un en kritik başlıklarından biri. COP’un Amazon bölgesinde gerçekleşecek olması bu konuyu küresel gündemin merkezine taşıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Progamı’nın Emisyon Açığı 2025 raporu verilerine göre[8] 2024 yılında
- Küresel emisyonlar bir önceki yıla göre %2,3 arttı.
- Bu artışın %53’ü, arazi kullanımı ve ormansızlaşmadan (AKAKDO) kaynaklandı.
- AKAKDO kaynaklı CO₂ emisyonları %21 arttı.
Bu tablo, ormansızlaşmanın küresel iklim krizini hızlandıran başlıca unsurlardan biri olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de Durum
Türkiye’de bazı ölçümlerde ormanlık alan artıyor gibi görünse de, ormanların karbon tutma kapasitesi son 8 yılda neredeyse yarıya düştü[9]. Bu durumun temel nedeni yangınlar, aşırı kesim ve amaç dışı kullanım (madencilik, enerji üretimi vb.) gibi baskılar sonucu doğal ormanların parçalanması, ekolojik niteliğinin zayıflaması ve canlıların yaşam alanının daralması olarak görülebilir.
Ormanların karşı karşıya olduğu bu baskılar Temmuz ayında kabul edilen ve kamuoyunda “maden yasası” olarak bilinen torba yasa düzenlemesi ile daha da arttı. Söz konusu düzenleme zeytinlikler, milli parklar, sit alanları ve meralar dâhil hassas ekosistemler için koruma mekanizmalarını zayıflatıyor. “Süper izin” yaklaşımı ile orman alanlarında maden açılması için onay yetkisi bütünüyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne verilirken, aynı faaliyet için koruanan alanların tamamında ilgili kurumun görüş verme süresi ve yetkisi daraltılıyor. Diğer yandan , hali hazırda katılımcı ve tarafsız işlemeyen çevresel etki değerlendirme mevzuatının istisna kapsamı da genişletiliyor. Bu değişiklikler, COP30’un “ormansızlaşmayı durdur ve tersine çevir” gündemiyle uyumlu değil.
Türkiye’nin hem NDC’si hem 2053 net sıfır hedefi hem de bunlarla paralel 2030 Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi hedefleri açısından gerekli olan yönelim:
- Hassas ekosistemler için mutlak koruma
- Şeffaf, katılımcı izin süreçleri ve
- Doğa temelli çözümlerle bozulan alanların onarılması olmalı
SONUÇ
COP30, Türkiye’nin iklim politikalarının küresel çerçeveyle uyumunu gözden geçirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Dünyada en fazla emisyona neden olan ilk 15 ülkeden biri[10] ve bir G20 üyesi olan Türkiye COP31 başkanlığı ve ev sahipliği için adaylığında kararlı. Bu bağlamda Türkiye’nin uluslararası iklim diplomasisindeki konumunu güçlendirmesi için iklim hedeflerinde iddiayı artırması ve bütünsel politikalar ortaya koyması gerekiyor. COP30 gündeminden de hareketle atılması beklenebilecek öncelikli adımlar:
- NDC hedeflerini güçlendirmek,
- Fosil yakıtlardan çıkış planlamak ve bu süreçte kırılgan grupları koruyacak bir adil geçiş mekanizması oluşturmak,
- Ormanlar da dahil olmak üzere karasal ve denizel ekosistemler için güçlü bir koruma paketi oluşturmak olabilir..
Bu adımlar yalnızca Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefinin inandırıcılığını değil, aynı zamanda COP31 adaylığına yönelik uluslararası güveni de güçlendirecektir.
[1] United Nations Framework Convention on Climate Change. (2025, Ekim 28). 2025 NDC synthesis report. 2025 NDC Synthesis Report | UNFCCC
[2] Greenpeace Türkiye. (2024, Kasım 13). COP29’da Greenpeace’in sorusunu yanıtlayan Bakan Kurum ilk kez fosilden çıkış açıklaması yaptı, Greenpeace net bir tarih istiyor. COP29’da Greenpeace’in Sorusunu Yanıtlayan Bakan Kurum İlk Kez Fosilden Çıkış Açıklaması Yaptı, Greenpeace Net Bir Tarih İstiyor - Greenpeace Türkiye
[3] International Energy Agency. (2025, Ekim 22). Greenhouse Gas Emissions from Energy Data Explorer. Greenhouse Gas Emissions from Energy - Data product - IEA
[4] Ember. (2025, Mart 19). Türkiye Elektrik Görünümü 2025. Turkiye Electricity Review 2025
[5] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. (2024, Ekim 21). Yenilenebilir Enerjide 2035 Yol Haritası. Haberler - T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
[6] Ember. (2025, Mart 19). Türkiye Elektrik Görünümü 2025. Turkiye Electricity Review 2025
[7] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. (2025, September 5). Yerli Kömüre Teşvik Geliyor. Haberler - T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
[8] United Nations Environment Programme (2025). Emissions Gap Report 2025: Off Target - Continued Collective inaction puts Global Temperature Goal at Risk. https://wedocs.unep.org/20.500.11822/48854.
[9] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (n.d.). Yutak alanlar ve karbon tutumları. cevreselgostergeler.csb.gov.tr/yutak-alanlar-ve-karbon-tutumlari-i-85723
[10] International Energy Agency. (n.d.). Türkiye – Emissions. Türkiye - Countries & Regions - IEA