WWF-Türkiye ve Ülker fındığın geleceği için el ele verdi



Güncelleme Tarihi 13 January 2016   |  
ulker, findik, findik tarimi calistayi, fındık, ülker, giresun, sedat kalem, sedat bey, begüm mutuş, sürdürülebilir fındık tarımı çalıştayı, çalıştay
Sürdürülebilir Fındık Tarımı Çalıştayı
© Serkan Akkaya
WWF-Türkiye ile Ülker, Giresun fındığının geleceği için ilk adımı attı. Başlatılan proje ile Türkiye’deki fındık üretimi sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan ele alınarak, fındık tarımının envanteri çıkarılacak.
 
Dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiren Türkiye’de fındığın sosyal ve ekonomik yönleriyle birlikte ekolojik geleceğini de içeren çalışmanın ilk adımı Giresun’da atıldı.
 
Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında WWF-Türkiye işbirliği ile başlatılan proje ile Türkiye’deki fındık üretimi sosyo-ekonomik ve ekolojik açıdan ele alınarak, fındık tarımının envanteri çıkarılacak ve olası çözüm önerileri üretilecek. Çalışmanın ilk adımı “Sürdürülebilir Fındık Tarımı Çalıştayı” ile Giresun’da atıldı. Fındığı üreten, işleyen, ekonomiye kazandırılmasını sağlayan taraflarla sosyo-ekonomisi ve ekolojisi ile ilgili uzmanlar bir araya geldi. Çalıştay, fındık tarımını mevcut durumu ve geleceği açısından analiz edecek. Yapılacak çalışmalar sonucunda, fındık konusunda uzun soluklu bir yol haritası oluşturulacak.  
 
En kaliteli fındık Giresun’da yetişiyor
Giresun, 1 milyon 177 bin dekarlık alanla ulusal fındık üretiminin yüzde 12,4’ünü gerçekleştiriyor. Fındık alanlarının yüzde 18’ine de ev sahipliği yapan Giresun, en kaliteli fındık üretiminin de gerçekleştiği yerlerin başında geliyor.  Ancak son yıllarda,  fındık tarımının ikincil gelir kaynağı olması ve yaşlanan ağaçların gençleştirilmesi için yatırımların yapılamaması gibi nedenlerle fındığın bölgede sosyal ve ekonomik yaşama katkısının azaldığı dikkat çekiyor.
 
Giresun, doğal yaşlı ormanları, yaban hayatı ve bitki örtüsünün zenginliği nedeniyle dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en önemli alanlarından Kafkasya Ekolojik Bölgesi’nde yer alıyor. Bölge aynı zamanda, fındık etrafındaki sosyal, ekonomik, ekolojik bütün dinamiklerin analiz edilebileceği ve çözümlerin geliştirilebileceği bir laboratuvar niteliği taşıyor. Fındığın karşı karşıya bulunduğu bir takım sosyo-ekonomik sorunların arka planında çevresel unsurların da yer alması, sürdürülebilirliğe daha geniş bir açıdan bakmayı gerektiriyor.
 
Fındığın durumu her yönüyle görülecek
Son 40 yıl içinde, insanın doğal kaynakları tüketme hızının, dünyanın kendini yenileme kapasitesinin bir buçuk katına çıktığını belirten WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, “İnsanın dünya üzerindeki ekolojik ayak izi büyüdükçe, doğanın sunduğu ürün ve hizmetleri üretecek biyolojik kapasite azalıyor. Bunun etkileri, giderek artan ormansızlaşma, çoraklaşma, kuraklık, kirlilik, verimsizlik, doğal afetler, gıda yetersizliği, türlerin yok olması şeklinde kendini gösteriyor. Araştırmalar, sosyo-ekonomi ile ekoloji arasında güçlü bir ilişkinin bulunduğunu ve uzun vadeli sosyo-ekonomik refahın ancak sağlıklı bir doğal yapıyla birlikte mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Bu kısır döngüden çıkış için kalkınma kavramını yeniden tanımlamamız, doğayla daha uyumlu yaşamanın yollarını bulmamız, kaynakları verimli kullanmamız ve ortak hareket etmemiz gerekiyor. Ülkemizin önde gelen özel sektör kuruluşlarından Ülker işbirliğiyle başlayan çalışma, bu gerekçeden hareketle, fındığın geleceğini sosyal ve ekonomik bakımdan olduğu kadar çevresel bakımdan da sürdürülebilir, yani doğal yaşamla uyumlu bir temele oturtmayı amaçlıyor. Çalışmamızın çıktısı, sürdürülebilirlik açısından fındığın durumunu ve çözüm önerilerini bütün yönleriyle ortaya koyan bir rapor olacak” dedi.
 
Tarımın geleceği önemli
Ülker’in Türkiye’nin önemli gıda hammaddesi alıcılarından biri olduğunu dile getiren Ülker Sürdürülebilirlik Komitesi Koordinatörü Begüm Mutuş, “Bu nedenle tarımın gelecek nesiller için de var olabilmesi bizim için çok önemli. Üretim yaptığımız alanlara çiftçilerimizle birlikte sahip çıkıyoruz. Bölgelerdeki yerel kalkınma projelerine destek veriyoruz. Önemli hammadde girdilerimizden buğday, fındık, kakaoya yönelik çalışmalar yürütüyoruz” dedi.
 
Mutuş sözlerine şöyle devam etti: “Önemli hammaddelerimizden biri fındık. Ülker olarak yılda 10 bin ton fındık alımı gerçekleştiriyoruz. Bu açıdan Türkiye’nin en büyük fındık alıcısı konumundayız. Fındığın ülkemiz ve bizim açımızdan öneminden hareketle WWF-Türkiye ile fındık tarımının devamı için el ele verdik. Fındığın sosyo-ekonomik, ekolojik açıdan inceleneceği ve çözüm önerilerinin getirileceği çalışma önceliklerimiz arasında yer alıyor”
 
Ülker’in geleceğe yönelik çalışmalarının fındıkla sınırlı kalmadığına işaret eden Mutuş, üretimde ana hammaddelerin başında gelen buğday ve kakao konusunda da çalışmalarının sürdüğünü hatırlattı. Buğdayın yaklaşık yüzde 80’inini iç pazardan tedarik ettiklerini kaydeden Mutuş, “Bisküvilik buğday ihtiyacından yola çıkarak Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte 2007 yılından beri bu konu üzerinde çalışıyoruz. Deneme üretimlerine başladık. Bu sayede, Türkiye’de ihtiyaç olan bisküvilik buğday ekimi alanları artabilecek, ülke tarımına ve ekonomiye katkı sağlanacak. Diğer taraftan yurtdışından aldığımız kakao tedarikinde ise PACTS (Kakao İzlenirliği ve Sürdürülebilirliği için Üretici Birliği) programına destek olarak çevreye duyarlı, profesyonel bir üretim zinciri oluştururken, verimin artmasına katkıda bulunuyoruz” diye konuştu.
ulker, findik, findik tarimi calistayi, fındık, ülker, giresun, sedat kalem, sedat bey, begüm mutuş, sürdürülebilir fındık tarımı çalıştayı, çalıştay
Sürdürülebilir Fındık Tarımı Çalıştayı
© Serkan Akkaya Enlarge

Yorum

blog comments powered by Disqus