Türkiye'nin İklim Politikası | WWF

Türkiye'nin İklim Politikası



Türkiye’nin iklim değişikliği politikası, sanayileşme hamlesini 20. yy’da başlatan ülkemizin atmosferdeki sera gazı oranının artışında tarihsel bir sorumluluğu bulunmadığı, her bir ülkenin sera gazı emisyonlarına katkısına paralel olarak geliştirilecek “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi çerçevesinde üzerine düşen görevi yapacağı yönündedir.

Türkiye’nin toplam ekolojik ayak izinde en büyük pay, %46 ile karbon ayak izine aittir. 1961-2007 yılları arasında en büyük artış da karbon ayak izinde gerçekleşmiştir. Ülkemizin sera gazı emisyonları 1990 yılına göre %115 artışla 2010 yılında 401,9 milyon tona yükselmiş, Türkiye sera gazı emisyonu artış hızında dünya liderleri arasına girmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen sera gazı emisyonu da 3,39 tondan 5,52 tona yükselmiştir.

2010 yılı itibariyle Türkiye’nin sera gazı emisyonlarının %71’i enerji sektöründen kaynaklanmaktadır. Ülkemizin enerji ve buna bağlı olarak şehircilik, ulaşım ve sanayi politikaları, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik attığımız adımların birer göstergesidir. Türkiye’nin iklim politikası, iklim değişikliği sorunun taşıdığı aciliyete cevap vermekten henüz uzaktır.

Türkiye 1990’lu yıllardan bu yana küresel iklim değişikliğiyle mücadele için etkin politikalar izlemeyi tercih etmiyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) 2004 yılında taraf olan Türkiye, Kyoto Protokolü’ne ise 2009 yılında imza attı. Buna rağmen sera gazı emisyonlarında herhangi bir azaltma hedefi koymazken, 2013 Ocak’ında başlayan Kyoto’nun İkinci Yükümlülük Dönemi’nde de herhangi bir sorumluluk üstlenmedi.

2023 yılında ülkemizin birincil enerji ve elektrik enerjisi talebinin 2011 yılı rakamlarının iki katına ulaşması öngörülürken, söz konusu talebin karşılanması için ana araçlar olarak fosil yakıtlar (kömür, petrol ve doğalgaz), nükleer enerji ve hidroelektrik tanımlandı. Enerji Bakanlığı’nın projeksiyonlarında 2020 yılında 2010 yılına göre ithal ve yerli kömür kullanımının %200, petrol kullanımının % 100’ü aşan oranlarda artacağı öngörülüyor.
 

 
	© Adam Oswell - WWF-Türkiye
Termik Santral
© Adam Oswell - WWF-Türkiye