Biz Sorduk Yuvarlakçay Anlattı

Güncelleme Tarihi 01 May 2010

Akfen Holding Yuvarlakçay’daki HES Projesi’nden vazgeçtiğini açıkladı. Hem hukuki hem de fiili yoldan verdiğiniz bu başarılı mücadele için sizi tebrik ederiz. Ülkemizdeki diğer HES projelerine de örnek olması dileğiyle bize süreci biraz anlatabilir misiniz?

Akfen Holding Yuvarlakçay’daki HES Projesi’nden vazgeçtiğini açıkladı. Hem hukuki hem de fiili yoldan verdiğiniz bu başarılı mücadele için sizi tebrik ederiz. Ülkemizdeki diğer HES projelerine de örnek olması dileğiyle bize süreci biraz anlatabilir misiniz?

Yuvarlakçay’da hidro-elektrik santralı yapılacağı 2009 yılı yazında kulağımıza çalınmıştı. Ancak çok az su olduğu için ihtimal bile vermeyip üzerinde durmamıştık. Daha sonra Pınarköylülerin Aralık ayı başlarında ağaç kesimi aşamasına gelindiği bilgisini Dalyan Turizm, Kültür ve Çevre Koruma Derneği’ne (DTKÇKD) iletmesiyle projenin gerçek olduğunu anladık ve hemen harekete geçtik. İlk toplu eylemimiz 12 Aralık’ta santralın yapılacağı alanda köylülerle toplanıp protesto yürüyüşü yapmak oldu. Aynı gün, bu eylemin ardından Çokmaşat mahallesine geçtik ve Köyceğiz Orman İşletme Müdürlüğü’nce kendilerine ağaç kesim işi verilen Pınarköy Tarım Kooperatifi Başkanı ile görüştük, ağaçların kesilmeyeceği yönünde söz aldık.
 

Ne var ki, iki gün sonra bir gece yarısı suyun çıktığı ve halk tarafından mesire yeri olarak da kullanılan Topgözü mevkiindeki asırlık anıt çınar ağaçlarının, bir iki gün içinde de santral bina alanındaki sığla ağaçlarının ve proje alanındaki 900 kadar kızılçam ağacının kesildiğini öğrendik. 19 Aralık’ta bölgede tekrar toplandığımızda kimse gözlerine inanamadı. Bir hafta önceki Topgözü ve Yuvarlakçay gitmiş, ortalık bomba atılmış bir savaş alanına dönmüştü. Bu insanların isyan etmesine sebep oldu ve doğal bir içgüdü diye tarif edebileceğimiz bir duyguyla köylüler ve onlara destek veren yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları projeye karşı direnişe geçti; Yuvarlakçay’ı Koruma Platformu’nu kurdu. Aradan geçen 5 aylık sürede, özellikle ilk 3 ay hemen hemen hergün olmak üzere projeye karşı bir etkinlik düzenlendi: protesto yürüyüşleri, bilgilendirme toplantıları, yuvarlakçay’ı tanıma gezileri, flora ve faunaya yönelik araştırma yürüyüşleri, kesilen anıt ağaçların tespiti, piknikler, konserler, tiyatrolar, vs. Köylüler Aralık ayının sonlarından itibaren kesilen ağaçları ve suyu korumak amacıyla kamp kurararak sürekli Topgözü’nde kaldılar. Aralarında kurdukları iş paylaşımıyla, kimi yemek yaptı, kimi kalacak yerleri hazırladı, kimi odun topladı, kimi sorunlarla ilgilendi. Tema Fethiye karavanını getirdi, toplantı yeri olarak kullanılması için. Diğer taraftan Dalyan, Ortaca, Köyceğiz, Fethiye, Göcek, Marmaris, Dalaman ve Muğla’dan insanlar yapılan doğa katliamını, projenin bölgeye getireceği zararları etrafa duyurdular, Topgözü’ne geldiler, köylülerle sohbet ettiler, kamp için erzak getirdiler. Milletvekilleri, sanatçılar, STK’lar, bölgeyi ziyaret ettiler, konuşmalar yaptılar. Öğrenciler konser verdiler, tiyatro oynadılar, araştırma yaptılar. Görsel ve yazılı basın ilgi gösterdi, gazeteciler kampa gelerek haber yaptılar, belgesel çektiler, fotoğraf sergisi açtılar. Ve herkes tüm bunları gönüllü olarak yaptı. Diğer taraftan Platform hukuk sürecini başlattı ve projeye onay veren tüm kurumlara köylüler adına dava açtı.
 

Nisan ayı başında, açtığımız davalardan ikisinde yürütmeyi durdurma kararı verildi ve hepimiz biraz rahatladık. Son olarak da Nisan’ın sonunda proje sahibi Akfen Holding projeyi yapmaktan vazgeçtiklerini açıkladı. O günden bu yana Yuvarlakçay’da yapılan bu katliama, Yuvarlakçay’dan yararlanan halkın yok sayılmasına; çevreyi, ormanı, vatandaşların menfaatlerini koruma sorumluluğu olan devlet kurumlarının böyle bir projeye bir bir onay vererek, yapılanlara kayıtsız kalmalarına karşı çıkıyoruz; gece gündüz Topgözü’nde kalarak suyumuza, ağacımıza, geleceğimize sahip çıkıyoruz. 

Yuvarlakçay’dan İkizdere’ye ülkenin dört bir yanındaki HES Projelerine karşı yerel halkın eylemleri var. Bu kampanyaların da başarıya ulaşabilmesi için hukuki ve fiili mücadelenizdeki en önemli adımlar nelerdi?

Toplam 11 dava açtık ve 4 suç duyurusunda bulunduk. Bu süreçte yaptığımız en önemli hareket sanırım köylüyü dinlemek ve onlardan güç almak oldu. Davaları açmadan önce onlardan edindiğimiz bilginin en çarpıcı olanı, Yuvarlakçay’ın hayatlarında ne denli önemli olduğudur. Davalardan önce ve dava sürecinde elimize geçen bilgiler sorumlu kurumların görevlerini layıkıyla yapmadığını, koruma alanı olmasına rağmen burasının korunmadığını, projenin kabul görmesi için yanlış ve taraflı bilgiler içeren raporlara itibar edildiğini gördük. Ve tüm bu bilgileri, bazen adeta bir dedektif gibi sabırla değerlendirip bir araya getirerek karşı hareketi başlattık.
 

Fiili mücadelede ise tek önemli unsur var. O da köylünün kendisinin suyuna ve doğasına sahip çıkması ve bu amaçla suyun çıktığı ve regülatörün kurulacağı yere, yani Topgözü’ne sonuç alana kadar yerleşmesidir. Bir başka deyişle, suyun başının köylülerce tutulmasıdır. Eğer köylüler kendileri bu projeye karşı gelmeseler ve Topgözü’nde kamp kurmasalar, açtığımız davalarla bile çok zor sonuç alırız diye düşünüyorum. Tabi herşeyin olduğu gibi bu sahiplenişin ve karşı duruşun da bir bedeli var. Temel hak ve hürriyetlerimizi kullanıyoruz diye türlü baskı altındayız: Ormanda olduğu halde 10-15 yıldan beri gözlerine çarpmayan evlerimize, işyerlerimize HES’e karşı çıkmayın, bu size gözdağı olsun diyerek tutanaklar tutuldu; HES karşıtı orman köylüsü olarak birçoğumuz, Orman Kanununa muhalefetten Mahkemeye sevkedildik, yargılanıyoruz; HES karşıtı olarak birçoğumuz, Yuvarlakçay’da devlet memuruna görevini yaptırmamaktan, izinsiz toplantı ve gösteri yapmaktan Savcılıkça soruşturuluyoruz, Mahkemeye sevkediliyoruz, yargılanıyoruz. Tüm olumsuzluklara rağmen doğru bildiğimiz yoldan şaşmıyoruz. Çünkü, regülatörün yapılmasıyla su kaynağının, tıpkı 140 yıl önce olduğu gibi, geri kaçarak başka bir mecraya akması; kadimden gelen su haklarımızın verilmemesi ve bunun sonucunda tarımın ve gelirlerimizin olumsuz etkilenmesi; bölgede yapılacak inşaat ve kazı çalışmaları sebebiyle toprak kaymalarının yaşanması; doğanın geri dönülmez biçimde katledilmesi gibi ciddi endişelerimiz var.
 

Yuvarlakçay’da yöre halkının etkin mücadelesinin yanı sıra ulusal ve uluslararası STK’lardan da destek geldi. Ulusal STK’ların desteğinin ve yöre halkının etkin katılımının öneminden bahsedebilir misiniz?

Ulusal STK’lardan ve bu konuda uzmanlaşmış tecrübeli avukatlardan büyük destek aldık. Zor zamanlarımızda, Yuvarlakçay’ın çok uzağında yaşayıp adını ilk defa duymalarına rağmen buraya kadar gelip destek olanları hatırladık, daha bir sarıldık mücadeleye. Yurtdışına da sesimizi duyuranlar oldu, hala da devam ediyoruz onları bilgilendirmeye. Daha önce dile getirdiğim gibi, bunların arasında en önemlisi Yuvarlakçay’ın yerel halkının, köylüsünün tüm işi gücü ve öncelikleri arasında Yuvarlakçay’ı en tepeye koymasıdır. Onlarsız bu direniş başarıya ulaşamaz; çünkü, suyun asıl sahipleri ve onun değerini en iyi anlayacak olanlar onlar. 

Bundan sonraki süreç için beklentilerinizi öğrenebilir miyiz?

Son olarak, 28 Nisan 2010 tarihinde Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’ın “çevrecilerden gelen tepkileri dikkate alarak” Yuvarlakçay HES projesinden vazgeçme kararı aldığı yönünde medyada bir haber çıktı. Bu haberi memnuniyetle karşılıyoruz ve hemen kararın icraate dönüşmesini istiyoruz; çünkü, Yuvarlakçay HES projesine karşı çıkarken yaşadıklarımızdan ders aldık: kelimelere değil, icraata itibar etmekteyiz. Diğer taraftan Akfen Holding’in hisselerinin halka arz edilmesi sürecinin yaşandığı ve bu amaçla ulusal medyada reklamlarının yer aldığı bir dönemde bu karara temkinli yaklaşıyoruz. Bu nedenle, Akfen’in Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na enerji üretim lisansının iptali isteminde bulunup bulunmadığını öğrenmek için, 30 Nisan’da Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na bir dilekçe ile başvuruda bulunduk. Nihai hedefimiz, Yuvarlakçay HES projesinin iptal edilmesi, imar planından hidroelektrik santral alanının kaldırılması, bölgenin tarım, eko-turizm ve hayvancılık dışı kullanımlara kapatılmasıdır. Yuvarlakçay halkı olarak bu projenin ve olası benzer projelerin Yuvarlakçayı ve halkını tehdit etmesini kesin olarak engelleyecek tedbirler, kararlar alınana kadar suyumuzu, ağacımızı, geleceğimizi savunmaya devam edeceğiz.

İkizdere
© WWF-Türkiye