Akdeniz’in Sağlığı “Sarp bir Kayalıktan Yokuş Aşağı Yuvarlanıyor

Güncelleme Tarihi 15 April 2023

Bildiğiniz gibi Akdeniz, kıyılarda yaşayan insanlar dahil milyonlarca canlı için yaşam kaynağı. Yapılanaraştırmalara göre Akdeniz’in ekonomik varlıklarının değeri 5,6 trilyon Amerikan dolarından fazla.Onlarca yıl boyunca genellikle kontrol dışı ve haddini aşan pek çok ekonomik faaliyete maruz kalmasının ardından, bugün Akdeniz’in sağlığı “sarp bir kayalıktan yokuş aşağı yuvarlanıyor”.

Phaselis Koruma Çalıştayı, Doğal Miras Yönetimi Oturumu
Değerli Phaselis Koruma Çalıştayı Katılımcıları, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) olarak öncelikle Phaselis’in etkin korunmasına yönelik düzenlemiş olduğunuz bu stratejik çalıştayın verimli ve etkin geçmesini diliyoruz. Uzun yıllardır Akdeniz’de deniz ve kıyı alanlarında yürüttüğümüz koruma çalışmalarımızdan edindiğimiz deneyimler kapsamında Çalıştay’a katkı sağlaması amacıyla birkaç noktaya değinmek istiyoruz: Bildiğiniz gibi Akdeniz, kıyılarda yaşayan insanlar dahil milyonlarca canlı için yaşam kaynağı. Yapılan araştırmalara göre Akdeniz’in ekonomik varlıklarının değeri 5,6 trilyon Amerikan dolarından fazla. Onlarca yıl boyunca genellikle kontrol dışı ve haddini aşan pek çok ekonomik faaliyete maruz kalmasının ardından, bugün Akdeniz’in sağlığı “sarp bir kayalıktan yokuş aşağı yuvarlanıyor”. Denizleri ve kıyı alanlarını kullanım şeklimiz yalnızca tür çeşitliliğini değil, aynı zamanda milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerini de yok ediyor. Aşırı avcılık, kirlilik, iyi planlanmamış turizm faaliyetleri ve iklim değişikliği bu süreci kötüleştiriyor. Bugün küresel ölçekte tehdit haline gelen iklim değişikliğinden en fazla etkilenen deniz de Akdeniz. Diğer denizlere göre %20 hızlı ısınıyor. Araştırmalar, Akdeniz’deki nüfusun ve ekonomik faaliyetlerin artacağının da göstergesi. Dolayısıyla, tüm bu verileri iyi analiz ederek yaşanabilir bir Akdeniz için faaliyetlerimizi çok dikkatli planlamamız acil önem taşıyor. Tür ve habitat kayıplarını durdurmanın en etkili yolu Akdeniz'in önemli bölgelerini korumaktan geçiyor. Bu gerçek bilimsel kanıtlarıyla ortada. COVID19 salgınından derin yaralar alan yerel ekonomileri güçlendirmek ve küresel iklim krizinden etkilenen bölgelerin başında gelen Akdeniz’in direncini artırmak açısından muazzam bir potansiyele sahibiz. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında halen Sözleşmeye taraf 50’yi aşkın ülke, 2030 yılına kadar gezegenin %30’unun korunması fikrini destekliyor ve bu yönde çağrıda bulunuyor. Türkiye, 1988'den itibaren, Akdeniz ve Ege kıyıları boyunca kıyı ve deniz koruma alanları ilan etmeye başladı. Bugün Türkiye’de farklı statülerde (özel çevre koruma bölgesi, milli park, tabiat parkı, vb) koruma altında olan ve farklı bakanlıklarca yönetilen yaklaşık 32 deniz ve kıyı koruma alanı bulunuyor. Toplam 18 Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB)’nin 12’si, yaklaşık 17.575,79 km² deniz ve kıyı alanını kapsıyor. Marmara Denizinin ÖÇKB ilan edilmesinin ardından Türkiye karasularının yaklaşık %7'si yasal koruma alanı statüsüne sahip. Bununla birlikte etkin korunan alan yüzdesi daha düşük. Bilindiği üzere, Phaselis antik kenti 1. Derece Arkeolojik sit alanı/ korunan alan ve aynı zamanda biyoçeşitlilik açısından büyük öneme sahip. Endemik bitkilere ev sahipliği yapan Phaselis Antik Kentinin kumsal alanı aynı zamanda deniz kaplumbağalarının rastlantısal yuvalama alanları arasında. Bu tip yuvalama alanlarının önemi, iklim değişikliği etkileri nedeniyle gün geçtikçe artıyor. Phaselis Antik Kenti’nde yapılan bilimsel çalışmalar, alanın hem yerel hem Türkiye’ye özgü endemik bitki türlerini barındırdığını göstermektedir. Alan, herpetofauna, su kuşları ve bazı küçük memeliler için barınma, sığınma ve beslenme ortamı oluşturuyor. Aynı zamanda Antalya sınırları içinde yer alan 4 milli parktan biri olan Olimpos-Beydağları Sahil Milli Parkı ve Antik Kent sınırları içinde yer alan bölgedeki yapılaşmaya yönelik itirazların yetkili makamlarca dikkate alınması acil önem taşımaktadır. Doğa ve İnsan için Yeni Başlangıcı desteklemek ve 2020 sonrası için Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi aracılığıyla deniz/kıyı varlıklarımızın iyileşmesi, ekonomik fayda sağlamaya devam etmesi ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya katkı sağlaması için, 2030’a kadar deniz ve kıyı alanlarımızın en az yüzde 30’unu koruma altına alacak iddialı bir planı hayata gerçirmemiz elzem. Bu kapsamda, ortak geleceğimizi, doğal ve kültürel mirasımızı korumak için Phaselis Antik Kenti’nin korunan alan özelliğine darbe olacak projeden acilen vazgeçilmeli ve başlayan faaliyetler durdurulmalıdır. Alanın daha etkin koruma ve yönetimi (planların uygulanması, izleme, denetleme, koruma) için ilgili kurumların yapısı ve yerel birimleri güçlendirilerek STK’lar, uzmanlar ve yerel paydaşların katılımına olanak sağlayacak “ ortak yönetim” mekanizmalarını da acilen geliştirmeliyiz. Saygılarımızla, Ayşe Oruç Deniz ve Yaban Hayatı Programı Kıdemli Müdürü

Phaselis
Phaselis'e İmar Tehdidi
© WWF

FAYDALI BİLGİLER