Su Hayattır, Su Gıdadır #DünyaGıdaGünü

Güncelleme Tarihi 16 October 2023

Nehirleri, gölleri ve yeraltı suyunu tarımsal sulama için tükenmez su kaynakları olarak ele almak, tatlı su krizini tetikliyor ve küresel gıda üretimini tehdit ediyor.

Bugün FAO inisiyatifi olarak her yıl 16 Ekim'de dünya genelinde açlığın önlenmesi ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekmek amacıyla kutlanan Dünya Gıda Günü.  

Bu yılın teması, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından "Su hayattır, su gıdadır. Kimseyi geride bırakma!" olarak belirlendi.

Temiz suya erişim, sadece hayatta kalmak için değil, aynı zamanda gıda güvenliğini sağlamada hayati bir rol oynuyor. Bununla birlikte, dünya genelinde birçok bölgede gıda güvenliği risk altında.  Gıda güvenliğini sağlamada tatlısu kaynaklarının yönetimi ve doğa dostu gıda üretimi önemli bir rol oynuyor. Su kaynaklarının sürdürülebilirliği, gelecekte daha güvenli bir gıda sistemi için kritik bir öneme sahip.

Su yönetimini iyileştirmek ve tatlısu ekosistemlerine yatırım yapmak için acil adımlar atılması gerekiyor. Özellikle iklim değişikliğine uyum ve doğa kaybını tersine çevirmek önemli bir adım.

Bu yıl 16 Ekim'de, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı), “Ucuz Suyun Yüksek Maliyeti” adında çarpıcı bir raporun lansmanını yapıyor. Suyun ve tatlı su ekosistemlerinin ekonomik değeri ilk kez hesaplandı: Her yıl su ve tatlı su ekosistemleri, küresel GSYİH'nın %60'ına denk gelen, yaklaşık olarak 58 trilyon ABD Doları ekonomik değer yaratmaktadır - bu, ABD, Çin, Japonya, Almanya ve Hindistan'ın toplam GSYİH'sine denk gelmektedir. Bu rakamın yaklaşık 7.5 trilyon ABD Doları, tatlı su kaynaklarının hane kullanımı, tarım, enerji, taşımacılık, madencilikten imalat sektörüne tüm endüstriye sağladığı doğrudan katkının yarattığı ekonomik değer. Tatlı su kaynaklarının dolaylı olarak yarattığı değer ise yaklaşık 50 trilyon ABD Doları; doğrudan katkının yarattığı değerin yaklaşık 7 katı. Nehirlerin, göllerin, sulak alanların ve yeraltı sularının dolaylı katkıları, su arıtmasından sediman taşınmasına, aşırı iklim olaylarına karşı korumaya, karada ve denizde biyoçeşitliliği beslemeye kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Nehirler, sediman taşıyarak, yoğun nüfuslu, tarım açısından zengin ve biyoçeşitliliği yüksek deltaların deniz seviyesinin üzerinde kalmasını sağlayarak koruyor.  Sağlıklı sulak alanlar, sellerin etkisinin yıkıcı olmasını önlüyor; sel ve yağışlı mevsimler sırasında fazla suyu emiyor, daha kuru dönemlerde ise serbest bırakıyorlar.

Sadece nehirler, sulama, tatlısu balıkçılığı ve delta tarımı gibi yollarla küresel gıda üretiminin üçte birinin sürmesini sağlıyor. Bu üretim içerisinde tatlısu balıkçılığı, 200 milyon insana besin sağlıyor ve 60 milyon insana da geçim sağlıyor. Nehirlerin bozulması, tüm bu üretimin sürmesi kapasitesini zayıflatıyor. WWF’nin raporuna göre, sulamada kullanılan suyun değeri yaklaşık 380 milyar ABD Doları. Tarım, doğadan çekilen suyun %70'ini oluşturuyor. Su kaynaklarının tarımsal sulama için önceliklendirilmesi  ise aşırı tahsislere ve kirlenmelere neden oldu. Artan biçimde nehirlerden, göllerden ve yeraltından tarım amaçlı su çekiminin verdiği zarar ortada:  bugün sulanan tarım alanlarının %60'tan fazlası yüksek su stresi altında. 

İklim değişikliğiyle birlikte yağışların düzensizleşmesi, yağışa dayalı tarımı da zor durumda bırakıyor; FAO’ya göre, yağışa dayalı tarım alanlarının %10'u sık sık kuraklık baskısı altında kalıyor. Tüm bu verilerin ışığında, doğru yerde doğru ürün desenini seçmek, sulama verimliliğini artırmak ve ayrıca tarım arazilerine doğayı kazandırmak önem kazanıyor.

Bugüne dek nehirleri sadece suyun taşındığı kanallar olarak gördük, sulak alanları, tarım veya konut alanlarına dönüştürülecek "boş araziler" olarak algıladık; gölleri ve yeraltı suyunu ise tükenmez su depoları olarak düşünüp boşalttık ve kirlettik. 1970'ten bu yana tatlısu türlerinin popülasyonlarında ortalama %83'lük bir çöküş yaşandı ve dünya genelinde sulak alanların üçte birini kaybettik. Sulak alanları, ormanlardan üç kat daha hızlı kaybediyoruz. Tatlısu türlerinin üçte biri ise yok olma tehdidi altında. 

Tatlı su habitatları, sundukları temiz su, sel, taşkın, şiddetli kuraklık felaketlerinin önlenmesi, besin döngüsü, biyolojik çeşitlilik desteği ve rekreasyonel hizmetleri ile insan refahı ve doğal ekosistemler için hayati öneme sahiptir. Bir zamanlar kurutulması gereken bataklıklar olarak görülen sulak alanların değeri yeni yeni anlaşılıyor. Sulak alanlar, biyolojik çeşitlilik için önemli noktalardır, aynı zamanda tatlı su depoları ve karbon yutaklarıdır. Ancak büyüyen sanayi, yoğun tarım ve hızlı kentleşme, tatlı su habitatlarında su kalitesini ve su miktarını olumsuz etkilemektedir. Bu etkileri en aza indirmek için sanayi ve tarım faaliyetlerinde su ayak izini azaltan yani sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesi büyük önem taşır.

İklim değişikliğinin en çok etkilediği coğrafyalardan biri olan ülkemizde,  Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre ‘olağanüstü kuraklık' tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Kuraklık periyodu sıklaştı ve kuraklığın süresi uzadı. Toprak yağış alamadığı için kuruyor ve bu durumda suyun toprağa sızması güçleşiyor. Ülkemizde 44 milyar m3'ü (%77) sulama, 13 milyar m3'ü (%23) içme-kullanma suyu, sanayi suyu ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılmaktadır. (DSİ,2022). Suyumuzu en fazla tükettiğimiz sektör olan tarımda, en yaygın sulama yöntemi salma sulamadır. Tarlalara suyun oluk oluk akıtılarak verildiği bu yöntem, suyu verimsiz kullanıyor. Salma sulama aynı zamanda bitkisel üretim için elzem olan üst toprağın erozyonla kaybına neden oluyor. Sadece su kaynaklarımızın değil, tarım için gerekli toprak yapısının da tükenmesine neden oluyor (WWF-Türkiye, 2023, Dünya Pamuk günü bülteni). Türkiye topraklarında %70’in üzerinde su ve rüzgâr erozyonuna açık olan yüzey topraklarının kaybı aynı zamanda organik karbon kaybı anlamına gelmektedir. Türkiye topraklarının en önemli sorunu olan erozyon, ülkemiz topraklarının %75’inde rüzgâr ve su erozyonu olarak toprakları tehdit etmekte (WWF-Türkiye,2023) Tüm bu sebeplerle, modern sulama gibi tarımsal üretimde suyu verimli kullanan yöntemlerin uygulanmasının yaygınlaşması kritik öneme sahip.

Modern Sulama Tekniklerinin Kullanımı: Sulama Politikasında Reform İçin İşbirliğine Dayalı Yaklaşım

Pamuk tarımında sulamada su verimliliğini artırmak, tatlı su ekosistemlerini korumak için önemlidir. Pamuk çiftçileri tarafından yaygın olarak kullanılan geleneksel salma sulama yöntemi verimsizdir; su kaybına, verim düşüşüne ve zirai kimyasallar ve gübrelerin sulama suyuyla birlikte su kaynaklarına karışmasına ve böylece kirliliğe neden olur. Bu sorunu çözmek için, WWF-Türkiye, modern sulama tekniklerinin benimsenmesini teşvik etmek amacıyla paydaşlar arasında işbirliği sağlamıştır. WWF-Türkiye’nin, kamu idareleri, çiftçi grupları, tarım sektörü temsilcileri ve sulama sistemi tedarikçileriyle yürüttüğü bir dizi toplantılar, paydaşların Söke Pamuğu Su Koruyuculuğu Yürütme Kurulu’nu kurmasıyla sonuçlanmıştır. Halihazırda 12 üyesi bulunan kurul, kamu, özel sektör, STK'lar ve akademisyenlerin işbirliğini temsil etmektedir.

Komitenin temel amacı, Söke’den başlayarak tüm havzada pamuk tarımında modern sulama tekniklerinin benimsenmesini teşvik etmektir. Bu amaçla, ilk etapta 17 çiftçiye ait 100 hektarlık pamuk üretim alanında bir pilot proje tasarlanmıştır. Proje, ölçek ekonomisinden yararlanmakta ve tek başına uyguladıklarında çiftçiler için maliyetli olan yatırımı azaltan bir çözüm sunmaktadır. Pilot proje, kamusal alan tahsisinde ortak filtreleme sistemi ve güneş enerjili pompaların kurulmasını içermektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından fizibilitesi onaylanan projenin uygulanması halinde pamuk üretiminde su kullanımında %50 oranında tasarruf, girdi maliyetlerinde %20 oranında azalma ve dekar başına 100 kg verim artışı öngörülmektedir. Bununla birlikte ek faydalar arasında toprak ve su kalitesinde iyileşme, tarım alanlarında erozyonun önlenmesi ve önemli doğa alanları ve türler üzerinde daha az baskı yer almaktadır.

Kurul, pilot projeye ve bu pilot uygulamasının tüm bölgede çoklanmasına katkı için hükümet desteği aramaktadır. Bu işbirliği sayesinde modern sulama yöntemlerinin benimsenmesiyle, pamuk çiftçilerinin Buyuk Menderes havzasında su verimliliği yanı sıra pamuk üretim verimlerini artırması da söz konusu olacaktır. 

Kurul, aynı zamanda mevzuatta yapılacak küçük düzenlemeler ile çiftçilerin tekil başvuruları ile sınırlı olan teşvik programlarının hem çiftçilerin toplu olarak hem de bölgelerindeki ilgili kooperatifler ve birlikler ile işbirliği yapabileceklerini öngörüyor. Böylece modern sulama yöntemlerinin Türkiye genelinde, her koşula uygun olarak daha hızlı yaygınlaşabilmesi mümkün.

Kaynakça:

1. WWF 2023.High Cost of Cheap Water, 

2.DSİ, 2022. https://cdniys.tarimorman.gov.tr/api/File/GetFile/425/Sayfa/759/1107/DosyaGaleri/dsi2022faaliyetraporu.pdf

3.WWF Türkiye,2023, Dünya Pamuk Günü Bülteni

4. WWF-Türkiye, 2023. ‘Tarım Topraklarımızın Sürdürülebilirliği İçin Bölgelere Özel Toprak Koruma Yöntemleri’. https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/tarm_topraklarmzn_sal_icin_toprak_koruma_yontemleri_web_forma.pdf?13460/tarim-topraklarimizin-saglii-icin-bolgelere-ozel-toprak-koruma-yontemleri

 
WWF
© WWF

FAYDALI BİLGİLER