Tolkien ve Doğa Sevgisi

Güncelleme Tarihi 20 November 2022

İyisiyle, kötüsüyle çok beklenen, üzerine çok konuşulan, J.R.R Tolkien’in eserlerine dayanarak uyarlanan “Güç Yüzükleri” dizisinin ilk sezonu bitti.

Dizinin kritiğini eleştirmenlere bırakıyor ve Tolkien kitaplarının en önemli kahramanlarından birine odaklanmak istiyoruz: Doğa sevgisi.

Tolkien’in yarattığı Orta Dünya’yı, doğaya olan sonsuz bir sevginin yansıması, yüzüklerin peşindeki mücadeleyi ise insanın doğaya-onu yok etme pahasına- hükmetme çabası olarak okumak mümkün. Nasıl mı?
Tolkien’in satırlarındaki doğa sevgisini görmek için satır aralarını okumaya bile gerek yok. Tolkien’in tek bir kitabını bile okursak Orta Dünya’yı coğrafyası, onu oluşturan ekosistemleri, hatta florası ve faunasına kadar tanımlayabiliriz. Sadece “Yüzüklerin Efendisi” serisinde 8’i Tolkien’in kendi yaratımı olmak üzere 60 bitki türüne rastlanır. Kitapların ana kahramanı aslında tüm evrene kaynaklarını sağlayan Orta Dünya’dır. Kitapların merkezini insanın var oluş mücadelesi değil; elflerin, cücelerin, insanların, orkların içinde yaşadıkları dünyanın geleceği oluşturur.

Doğayla uyumlu bir yaşam ancak #BirlikteMümkün

Tolkien’in Orta Dünya tasvirlerinde karakterlerin doğaya yönelik tutumları onların karakterini belirleyen temel etkenlerden biridir. Orta Dünya’ya yıkımı getiren karakterler Morgoth, Sauron, Saruman, Orklar doğaya karşı hoyrat davranışlarıyla dikkat çekerler ve gittikleri yerlerde mutlaka ağaç keserler.

“Güç Yüzükleri” dizisinde de bu temanın tekrarını görmek mümkün. Diziyi henüz izlememiş olanlar için fazla detay vermeyelim ama tıpkı bizim dünyamızda olduğu gibi kaybedilen ağaçların kolay kolay geri gelmediğini ve bize sayısız hizmetler sunan orman ekosistemlerinin kaybını maalesef büyük bir doğa yıkımının izlediğini söyleyebiliriz.

Güney Afrika’da doğan ancak hayatının bir kısmını yemyeşil Warwickshire’da geçiren Tolkien’in ağaç tutkusu, edebiyat tutkusuyla yarışıyor diyebiliriz. Warwickshire’da geçirdiği günlerin ardından hızla sanayileşen karanlık Birmingham’a taşınan Tolkien, gördüklerini Orta Dünya tasarımına da yansıtır. Mordor endüstriyel bir cehennemdir. “Güç Yüzükleri” dizisinde barış ve uyum içinde yaşayan Güney Toprakları’ndaki insanların ana yurdu da benzer bir kaderle karşı karşıya kalır.

Gezegenimizde yaşayan, nefes alan, büyüyen her şey birbirine hassas ve mükemmel bir dengeyle bağlıdır. Tolkien de Orta Dünya’da yaşamın kaynağının ağaçlardan geldiğini anlatır.

Valinor’un iki ağacı gümüş Telperion ve altın Laurelin, yaşamın kaynağıdır. Yok olduklarında bile meyvelerinden ve çiçeklerinden güneş ve ay doğar. Güç Yüzükleri’nde de doğa hem elfler, hem cüceler, hem insanlar, hem de doğayla bir olmayı hayat tarzı haline getirmiş küçük göçebe topluluk Harfoot’lar için yaşamın temelidir.
 
Cüceler madencilik faaliyetleriyle doğayı “kızdırmaktan” çekinir, Elflerin yaşamı ağaçlara bağlıdır, insanlar doğa yok olursa hayatta kalamaz, Harfootlar ise bütün yaşamlarını doğaya göre planlarlar. Doğa, Tolkien’in eserlerinde mutlaka korunması gereken nadide bir varlıktır. Bu yönüyle, Tolkien’in de eserleriyle doğa koruma aktivizmine büyük bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

Güç Yüzükleri’nin sezon finalindeki sürprizleri bozmamak adına yazımızı  hem diziden hem de Tolkien’den öğrendiğimiz 5 doğa koruma dersiyle noktalayalım:


1.Hayatımız ormanlara bağlı: Sadece Telperion ve Laurelin değil bütün ağaçlar, iklim değişikliğine karşı en büyük müttefikimiz. Ormanlar iklimin dengelenmesinde kritik öneme sahip. Yoğun ormansızlaşma gezegenimizi tehdit etmeye devam ediyor.


2. Tüm gezegen bir bütün: Numenor, Orta Dünya’nın çağrısına kayıtsız kalamadı. Gezegenimizin herhangi bir köşesindeki doğa kaybı, hepmizi etkiliyor. Karada, tatlı sularda ve denizlerde birçok bitki ve hayvan türünün doğal yaşam alanlarını yok eden veya parçalayan arazi kullanımı değişiklikleri, doğaya yönelik mevcut en büyük tehdidi teşkil ediyor. Kendi dünyamızı bir bütün olarak düşünmeliyiz.

3.Korumazsak Kaybederiz: 2022 yılının Yaşayan Gezegen Raporu’na göre ortalama insan ömründen kısa bir sürede omurgalı yaban türlerinin popülasyonlarının %69 azaldı. Bu Tolkien’in Warwickshire’da Orta Dünya’yı yaratırken ilham aldığı bazı türlerin artık çok azaldığını veya tamamen yok olduğunu gösteriyor.


4.​Hemen şimdi harekete geçmeliyiz: Doğayı korumak #imkansızdeğilacil
Bugünkü ve gelecek nesillerin refahını tehdit eden, birbiriyle bağlantılı iki acil durumla karşı karşıyayız: iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı.


5.Doğayı Korumak ancak Birlikte Mümkün: Gezegenimizi korumak için hep birlikte doğayla uyum içinde, doğa-pozitif bir yaşam tarzına geçmeli ve köklü politika değişiklikleri için karar vericileri ikna etmeleyiz.  

Yazan:  Ece Özkan- WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)  Dijital İletişim Uzmanı
Editör: Alara Demirel
İllüstrasyon:
Çağrı Odabaşı



 
 

FAYDALI BİLGİLER