© Selin Devranoğlu / WWF-Türkiye
AKDENİZ ORMANLARI

ORMANSIZ AKDENİZ OLMAZ, ORMANLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!


İklim değişikliğinin Akdeniz ormanları üzerindeki olumsuz etkileri konusundaki çalışmalarımız  ile  Ormanların biyolojik çeşitliliği ile birlikte varlığını sürdürmesi ve bölge insanı için önem taşıyan ekosistem hizmeti sağlama kapasitesini korumayı hedefliyoruz.

Neden önemli?

Küresel iklim değişikliği nedeniyle Akdeniz Havzası’nda ortalama sıcaklığın artması bekleniyor. Bu da bölgedeki kuraklığın şiddetinin ve sıklığının artıyor olması demek.

Sıcaklık artışının dolaylı etkileri arasında ormanlarda yangınların ve hastalıkların daha yaygın hale gelmesi, istilacı türlerin artması, bazı türlerin göç etmesi veya soyunun tükenmesi gibi önemli ekosistem değişiklikleri sayılabilir. Söz konusu değişiklikler ormanların sağladığı toprak koruma, su ve havanın temizlenmesi gibi ekosistem hizmetlerinde aksamalara yol açabilir. İklim değişikliğinden olumsuz etkilenen orman ekosistemlerinin, karbon depolama hizmetleri de sekteye uğrar.
 
Akdeniz ormanlarının korunmasını sağlamak için iklim değişikliğinin ormanlar üzerindeki olası olumsuz etkilerini, bu etkilerin nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağını doğru bir şekilde öngörebilmek, iklim değişikliğinin çevresel ve sosyoekonomik etkilerinin hafifletmesi açısından önem taşır.

 

© Doğa Derneği
BİLİYOR MUYDUNUZ?

Akdeniz ormanlarının yer aldığı en kurak bölgelerden biri olan Konya ve çevresinde ise ortalama sıcaklıkların yaklaşık 4 derece artması bekleniyor. Söz konusu artışın ekosistemler üzerinde çok önemli olumsuz etkileri olacağı biliniyor. Ormanların, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı varlığını sürdürebilmesi, bu etkilere karşı direncinin güçlü olmasına bağlı.

© Burdak

ORMAN YANGINLARI


​2021 yılında büyük bölümü Antalya ve Muğla’da gerçekleşen, ancak bununla birlikte ülke genelinde 54 ile yayılarak en az 150 bin hektar alanı etkileyen orman yangınları, iklim değişiminin de etkisiyle giderek büyüyen bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Tek başına en az 5 bin hektar alanı etkileyen büyük yangınların sayısı ve şiddeti artıyor. Daha önce yılda ortalama 1-2 olan büyük yangınların sayısı geçtiğimiz yıl 16’ya çıktı. Can ve mal kaybı da buna bağlı olarak artıyor. 

İklim değişimi ile birlikte, artık yeni bölgeler de yangınların tehdidi altında. Sayısı ve şiddeti giderek artan büyük yangınlarda iklim değişimi ve sıcak hava dalgaları gibi etkenlerin rolü yadsınamaz olsa da sorunu yalnız bu gibi nedenlere bağlamak, resmin bir bütün olarak görülmesine engel oluyor. İnsan faktörü de bu denklemin içinde önemli bir yer tutuyor. 

İstatistiklerdeki ufak farklılıklar bir yana bırakılacak olursa genel olarak ülkemizdeki orman yangınlarının % 90’dan fazlası “insan kaynaklı”. Bunun %32’si ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıkıyor. Anız yakma, sigara, piknik ve çoban ateşi, çöp, vb yollarla çıkan yangınlar bu gruba giriyor. Yangınların yaklaşık %6’sının arkasında kasıt -yerleşim alanı ya da tarla açma gibi- %5’inin gerisinde ise kaza -örneğin yüksek gerilim hatları- olduğu biliniyor. Ancak insan kaynaklı yangınların yaklaşık yarısının (yüzde 50) arka planı ne yazık ki bilinmiyor. 

Tam olarak sebebini bilmediğimiz bir şey için isabetli çözümler geliştiremeyeceğimize göre, atılması gereken adımların başında “nedeni bilinmeyen” bu orman yangınlarının araştırılması; yangınlarla ilgili verilerin iyi kaydedilmesi geliyor. Bilim dünyasının, iklim değişikliği ile birlikte Akdeniz’de orman yangınlarının sıklığı ve şiddetinde artış olacağı yönündeki uyarılarına karşın 2021 yazında yaşadığımız acı tecrübe gösterdi ki; büyük orman yangınlarına karşı yeterince hazırlıklı değiliz. 2021 yangınları aynı zamanda yeterli kapasiteye sahip söndürme filosuyla, kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıya olan ihtiyacımızı da gözler önüne seren bir uyarı niteliğindeydi. Bununla birlikte, başlangıçta hakim olan endişe kısa zamanda örnek bir toplumsal dayanışma seferberliğine dönüştü. Önce yangınların söndürülmesine odaklanan tartışmalar, daha sonra aşağıdaki konuları da içerecek şekilde genişledi:
 

  • Yangın öncesi (önleyici) sürecin önemi 
  • Ağaçlandırma yerine ekolojik restorasyon 
  • İklim politikaları ve orman yangınları 
  • Orman yönetiminde yeni koşullara uyum 
  • Toplumsal katılım 

 

© Mustafa Sözen

BİTKİ ÖRTÜSÜNE GÖRE RESTORASYON ÖNERİLERİ:


Akdeniz ormanları genel olarak yangınlara karşı uyum geliştirmiş ekosistemler. Daha önce yangın geçirmiş ve 15 yıl sonra kızılçam ve maki türlerinin karışmış olduğu habitatlarda yaban hayatı zenginliğinin daha fazla olduğu önceki çalışmalarla da ortaya konmuş durumda.

Yapılacak yangın sonrası uygulamalarda büyük ölçekte kesintisiz kızılçam ormanı oluşturmak amacıyla tek tip ağaçlandırma yapmak yerine, yer yer orman içi açıklıkların, dere habitatlarının ve makiliklerin de bulunmasına izin vermek, hem alandaki habitat heterojenliğini arttırarak faunistik tür çeşitliliğine, hem de ileride meydana gelebilecek yangınlara daha kolay müdahale edilebilmesine olanak sağlar. Yangın sonrası ekosistem restorasyonu için öneriler de öncelikle, alanın yanmadan önceki hâkim bitki örtüsü ve bunun yangın sonrasında ortaya çıkacak koşullara karşı göstereceği tepkiye göre izlenecek stratejinin belirlenmesi yönünde.

 

© DENİZ KAPLUMBAĞASI
DEĞİŞİMİN PARÇASI OL

Hayatınızda ufak değişiklikler yaparak büyük değişimlere katkıda bulabilirsiniz. Tehlike altındaki bir türü evlat edinin veya düzenli destekçi olun, WWF-Türkiye ailesine siz de katılın! Doğamız için yaptığımız her proje sizinle #BirlikteMümkün

Destek Ol